*Ağzındaki kötü tat, ben çok sigara içtiğim için. *Çayın dibini dökecek bir saksım bile yok. Ev ancak kendine yetiyor. * Senin sesinle sıyrılırdım Bu şarkılar karmaşasından Dağda sıkılmışların mırıldandığı Bir ezgi duyardım yüzünde *Günlerden sadece Pazartesinin sendromu olması insanın kaypaklığına bir işarettir. Aynı sıkıntıyı Salı da yaşarsak başlar değiştirme ihtiyacı. *İnsan ancak bir kişiyi kurtarabilir. […]
*Bu odalara bir şeye kalkışmak için girdik. Sonra başka bir yerde olacağız. *İlk defa Kadıköy’de duyulan bir şarkı Kadıköy’e benzer. Saçını da mutlaka önceden bir kere kızıla boyatmıştır. *Övülmeyen yetenek zamanla körelir. *Ağlayarak, kurtararak, kurtularak. *Çalıştı, okudu, yazdı ve gitti. Giderken dünyadan alacaklı gibiydi. *Uyku tutmayınca ya timsahlar içinde olduğumu ya da Bülent Ersoy tarafından […]
  * Yaşadığımız yer Anadolu’dur. Komşularımız İran, Irak, Yunanistan, Nahcivan vardı bir de o ne oldu?, Suriye gibi devletlerdir. Suriye sur’dan, sur da Asurlar’dan gelir. Asurlar Türk’tür. Bu dünyada iki kişi Türk değildir, onlar da Rihanna ve Damat Ferit Paşa’dır. * Tarihte ilk olarak pastırma, üçüncü yüzyılda Orta Asya’da bir obada görülmüş olup yine ilk […]
* Senin her oyunda çocukların doğardı Ben seni düşünerek büyüdüm Yüzünde Aklımda kalmış bir anne vardı * Bu gece bütün yürüdüğüm yollar Ölü taklidi yapıyor * Sonu gelmez, mutluluğun birdendir senin İçinden çiçeklerini bükerek geçer zaman Umut; yüreğine dar yollardan gelir * Dün gelenler bugün geceye karıştılar Erken gitti çok beklediklerin Odanda hep Uyuyakalan misafir […]
                                                                              Her okuduğum şiirin sonunda tebessüm edip güzelmiş derdi. Nasıl ezberledin ben hayatta ezberleyemem. Bir keresinde ilkokulda […]
* Sırtının eğiminden süzülüp Öyle yüzüme vurur rüzgar Boynunda bahçe kokusu * Ben Yani o dizine tüneyen yorgunluk * Kıyıda ayağının ucunu Susup izlerken buldum seni Yüzünde akşamüstü güneşinin pası Denizde arkasına bakmadan giden gemi * Çiçekler Adını söylemez Sadece utanırlar Güzelliklerinden * Artıktır dünya bize Saat yanımızda işlemez Sokaklar bir çocuk kadar yalancı Yıldızlar […]
(Ayna ayna. Artık bana bir şey sorma. Sanki artık akşamüstü bile yakışmıyor dünyaya) Bir çocuktur akşama doğru başlar Duymaz yüzüne değen kuşların gölgesini Penceresine vuran güneş sesine uyanır Aynalar kırıktır gece uzun hüzün belli olmaz Bir ağaç mı düşer uykusunu böldüğü yere Sokağa yalnız deprem olursa çıkar Şimdi olmayan bir yoldan gelmiştir Yaşanmamış bir anın […]
Diş teli dertli iştir. Yanlışlığından kendinizin sorumluğu olmadığı bir şeyi düzeltmek sıkıntı verir insana. Zaten kaprisli, özgüvensiz olduğunuz ergenlik yıllarını eğer takıntılı bir tipseniz daha da zehir edebilir. Benim için tek iyi yanı ise istediğim zaman revirden (yatılı okul) rapor alıp hastaneye gidebilmemdi. Hastane demek dışarı çıkmak ,istediğin kadar sigara içmek, hafta içi için zula […]
* Bulutlar süpürür geceyi Geriye yıldızlar kalır Lacivert bir kuş ayın üstünde * Ayağından koluma geçen Yağmurdan yeni çıkmış bir elmanın soğukluğu Yazdan önce koparılmayı bekleyen * Kalbi Sıkılmış bütün yumrukların büyüklüğünde * Ilgaz’da bir dağ geçidi Başını çevirip dünyanın olduğu yere Gözlerini cama sinen yıldızlara dikti * Geçmiş zamandan yüreğine akan Işıkları söndürülmüş bir […]
Sonra ikiye ayrıldı elma Elimde çingene falları, içim buruk. Kanyonlarda yalnız kuşlar, hiç destansı değilmiş fırtına Ve kasırga sadece Amerika’da olmazmış. Hey! Elindeki yavaşça yere bırak. Düz saçlarına biraz Ayşe iliştir. Artık nereden baksan büyümez menekşe Artık nereden baksan her şarkı cazdır Ankara’ya sokak eklenir sen duymazsın Hırsızlar pencerende saçlarını düzeltir Sular tükenir gözlerinde Afrika […]
kuşlar deniz ve biz son kez fotoğraf çekinir gibi derin bir burukluk içinde sakiniz mart sonu gün ortası artık saatimiz hep bir eksik akşamları biraz fazla bir cenaze sessizliği yanağından ağzına süzülen Ah yaşamayan bir şeyi öldürmek üzereyiz
Boğulur suda balık Gökte kuş kaybolur Kurur ırmakta su,dalda meyve kurur Milyon yıldır yorulmayan toprak Yorulur at izinden,kılıçtan,kından Milyon yıldır bitmeyen güneş Biter acıdan,ağıttan,gözyaşından İnsanda umut,gökte su biter   Tarihte haksız bir savaş başlar Taş altında ezilir başlar Dardadır koca Pir Sultan Bir güzelin dizinde uyuyakalmıştır Hayyam Fransa’da saraylar yakılır Hu der bir Kızılbaş Pamuk […]
Saz kursundan içeri adım attığımda on yaşındaydım.Karşı komşunun bağlama çalan çocuğunun ve dayımın abimle bana bir zamanların devrimci radyolarından birinde dinlettiği türkülerin etkisiyle evimizin altındaki Hale Müzik Evinde bulmuştum kendimi.Devrim nedir,Çav bela ne demektir,hasret neden prangaların eskimesine sebep olur bilmiyordum. Aslında çocukluğumdaki bu travmatik dönem,hatırladığım kadarıyla ben ilkokuldayken,evimizin penceresinde başlamıştı.Çapraz apartmanda oturan Gamze’lerin balkonuna bakıp […]
Kelebek gibi bir şeydi Kanatları sessiz renkleri çok Sanki tüm bahar onun içindi   Uçarken yorulmaz Güneşin doğmasını Gökyüzünde beklerdi   Dondurma kokusu bir bahar Bulutlardan yayılan mavilik Bütün toprağı renklendirip Başka bir yere gitti
  Seni sevebilirim Sevmeyebilirim de Bakarsın birden gelir ilkbahar   Seni bir yol üstünde öpebilirim Öpmeyebilirim de Saçların kapatmasın yüzünü   Seni yorgun görebilirim Görmeyebilirim de Mart ayı bu sıkı giyin   Seni uzun bir yolculukta Uykulu bulabilirim Gecede ateşböceği gecekondular   Yanında çok beklenmiş bir anda Susarak yürüyebilirim Gözün kaymasın ötelere   Saçlarını açtığın […]
           Otobüste 8 kişiydik.Yazın ortasında insanın Kırıkkale’ye gitmesi için çok özel sebepleri olmalı.İlk emekli öğretmen başladı konuşmaya.Otobüse bindiğinden beri kıpır kıpır olmasından,muavine hepimizin cevabını bildiği sorular sormasından,evde torunun resim boyasıyla boyanmış gibi duran saçlarından,uzun ojeli tırnaklarından hepimize ara ara insanlık ve modernlik dersi vereceği,görünüş ve konuşma itibariyle köye daha yakın olan […]
Amasya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’ne akrabaların halamlara köyden yolladıkları erişteleri aldıktan sonra ne yapacağımı bilmeden elimde eriştelerle sıcağın tam altında önemli bir işi halletmiş gibi yürümeye başladım.Yaz tatilinin ortasında yaşıtlarım sevgililerini “gel aşkım su çok güzel” diye denize davet ederken ben akrabaların köyden yolladıkları erişteleri almak için adını yazarken bile dünyayı tekrardan sorgulamaya başladığım bir […]
YERSİZ * Bugün saçlarını örmemiş Sevdiğimi biliyor Üstelik Ağustos geldi * Panait Istrati Okurken konuşmak yasak Çayları ben doldururum * Az önce odadan çıktı Ne yapacağını unutup Yine yanıma oturacak * Kimsenin olmadığı gece Yalnız dünya ve ben Ampul üreticileri suskun * Keşke yanıma gelse Söyleyecek bir şeyim yok Keşke yanıma gelse * Bugün 2 […]
  Sen Ben çocukken Sokakta koştuğum zaman Peşimden gelen bulutu gördüğümde Duyduğum mutluluksun Bense şimdi o bulut Sen de peşinden koştuğum Çocuksun.
Sarıl bana yavru kuşum. Güneşten hayır yok,gövdemi sen ısıt. Kış geldi,kuşlar yok,sokaklar az. Dışarda uçkuru sönmüş,yeni yetme bir beyaz. Sarıl bana yavru kuşum, Üşürken gel,eteğin eksik,tokan kayıp. Şiddete “hayır!” çaya “evet!”.Durul da gel. Bölüşelim anamdan kalma yorganı. Sarıl bana çilli yüzlüm, sarışınım. Kavimler göçü, Rönesans kurbanın olsun. Aydınlat gülüşünle gelişmekte olan ülkeleri. Bana düşen milli […]
Biz şarkı söyleriz Etraf gecedir denizdir insandır Biz şarkı söyleriz İçimizde bir sıkıntı saklıdır   Biz şarkı söyleriz Bağırmak ister gibi bir şarkı Sen biraz daha büyürsün Yeni hüzünlerin vardır “ne olur gitme”gibi bir şarkıdır   gözlerinde yaş birikmiş sevgilim denize benziyorsun çocuk gibi eksik kalmış hayattan anlatmak isteyip anlatamamış gibi   biz şarkı söyleriz […]
  Ben deliler, hayat kadınları ve rock starları hiç yaşlanmaz sanırdım.Şimdi O’nu böyle saçı beyazlar içinde,örgülü hırkası,yarım çerçeveli kalın gözlükleriyle görmek çok garibime gitmişti.Çocukluğumdaki mahallenin delisi gitmiş yerine ay başlarını bekleyen yorgun,hüzünlü bir ihtiyar gelmişti.Burcu, Ezgi,Koray ve ben çocukken O’nu kızdırır,peşimizden koşturduktan sonra apartmanın kapısını yüzüne kilitleyip,nefes nefese,gülerek gitmesini beklerdik.O da ailemizin belli başlı fertlerine […]
  “İçmiyo muyuz” dedim.”Yok dün çok içtim bugün içmek istemiyorum” dedi.Ona çok içmemesi için geçerli bir mazereti olmadığını uygun bir dille anlatım.”Haklısın” dedi.Evimiz tekele uzak olduğu için kimin gideceğine karar veremedik.”Yazı tura atalım.”dedim.Ben yazı dedim o tura.Tura geldi.Yazı deseydi yazı geleceğini adım gibi biliyordum.Tekele giderken apartmanda sivri burun ayakkabılarının çıkardığı ses iki kat aşağıdan duyuluyordu. […]
Yaşadığım bütün kötülükler Arkasında güzel şeyler bıraktı Ama asıl kötü olan Kötülükler içinde Güzel şeylere rastlamaktı
  Hızlıca girdi içeri “terliyim öpüşmeyelim” Tokasını çıkarıp Yatağa attı Soyunup dökündü gülerek Duvarların gözü üzerinde Havlusunu alıp Banyoya girdi Başladı inceldiği yerden Vücudunu yıkamaya Taşa dökülen sular Akmak istemedi Bir su hayatı boyunca Ancak bu kadar şanslı olabildi
Ben şizofren ispanyol şövalyesi Sen olmayan güzeller güzeli Dülsinya Olmayan bir yerde buluşmak için Ayrıldığımızda Gelmemenden anlamalıydım Senin bana göre olmadığını
Artık uzağa gitsin Bu emanet duran bulutlar Şöyle güneş silkinsin yerini bilsin Artık çiçekler utanmayın havadan Açın açılacağınız kadar Yaz devrimi başladı Kahrolsun yalancı beyaz Yaşasın ilkbahar
Bakınıyordu bahçe bahçe, Yüzünde akşamüstü turuncusu, Ellerindeki bu çocuk kokusu, beni ona çağırdı Bende, eskimesin diye tuttuğu çiçek. Topladım bütün yazları avucuna koydum…
Birbirini sevmiyor evren Bir çiçekle sonbahar mesela Sen ve ben evren misali Yaşıyoruz öle kala Birbirini aldatıyor evren Gökyüzü evinde güneşle ve yağmurla Yağmur güneşi seviyor ben seni Kendimizden kalanlarla
Sana gelmem için Önüme yolları koydular Koşarak uzaklaştım kendimden Seni bulacaktım orada Oraya gelmeden yolları kaldırdılar Sana geliyordum çocuk çocuk Sen yokmuşsun meğer Kandırdılar…
    Ben sevgilinin En çok öpülmesini severim Sen öpmezsen Ben öpmezsem Biz öpüşmezsek Ayrılalım o zaman sevgilim  
İtiraf ediyorum Geceleri ıslık çalan bendim Çocukların korkup kaçtığı bir şeytan Gecelerin en tehlikelisiydim Kıyametin suya vuran kırmızısı Günahların sokaklarda yürümesiydim   İtiraf ediyorum Taş atıp ben kırdım yıldızları Sarhoşların rüyalarındaki kadınları çaldım Ben akıttım hiç yoktan bir çiçeğin kanını İtiraf ediyorum ki unutmasın geceler Sokaktaki arkadaşını    
Özdemir Asaf Arun (11 Haziran 1923; Ankara – 28 Ocak 1981; İstanbul), Cumhuriyet dönemi Türkşairlerdendir. 11 Haziran 1923 tarihinde Ankara‘da doğdu. Babası Mehmet Asaf Şura-ı Devlet’in kurucularındandır. Babasının öldüğü yıl, 1930, Galatasaray Lisesi‘nin ilk kısmına girdi. 1941 yılında 11. sınıfta, bir ek sınavla Kabataş Erkek Lisesi‘ne geçip 1942 yılında mezun oldu. Hukuk Fakültesi’ne, İktisat Fakültesi’ne […]
  Uyandığında Yaşadığını düşüneceksin Nefes alıp büyüyerek Bunu aynada ilk Kendine söyleyeceksin   Uyandığında Bir rüya göreceksin Bunu aynalar söylemeyecek Yaşamayarak bileceksin   Birgün uyanmayacaksın Rüyanda yaşadığını öğreneceksin Sana bunu beyazlar söyleyecek Bir daha hiç rüya görmeyeceksin