“Yalancı bahara  aldanmış çiçeklenmiş  ağaçlar gibiyim. Mevsimsiz açmış çiçeklerim  bir bir  dökülmekte  an ve an..Rüzgar savuruyor  dallarımı.Ruhum  kapılıp rüzgara  firar ediyor can evimden…Dilimde ezgiler hicaz makamlı..Veda  busesi kelebek misali  konmuş sol yanımın üstüne.Sözcüklerim yakar tenimi.. Ah gönlüm… Ah can parem!.. Kelebek kanadında şimdi ömrünün son demleri..Uç uçabildiğince”   Ben yandım… Ben  korlar içinde  yanıp, teslim […]
Bir kez aldık mı hayatın tadını;vazgeçmek ne mümkün! ***   Hayat boyu sürecek mutlulukla ebe sobe oyunumuz.   Bazen düşse de süngümüz; gecenin kara koynundan sıyrılıp, yeni günle yeni baştan başlayacak yolculuğumuz.   Varsın desinler; gözyaşınız güçsüzlüğünüzdendir. Bilmezler ki taş yürekler içinde en yüreklileriz. Olsa olsa biraz deniz tuzu, acının tadı şimdi… Olsa olsa denizdeki […]
Hiç düşünmezdim bembeyaz boş bir sayfanın beni böyle ürküteceğini.Hiç kanatmamıştı ki parmaklarımı kalemim. Neden, diye sordum.Neden?... “Küstüm dedi usulca.Ardından dökülüveren siyahi üç noktalarla... Sustum.Uzun uzun… Sustum,yüreğimden taşan mahcuplukla. “Terk ettin beni dedi,keskin bir çığlık sıyırıp geçerken sol yanımı.Konuştum senle gece gündüz.Fısıldadım, haykırdım,türkü yaktım,ağıt oldum ama susmadım. Sen!Sen kaçırdın gözlerini benden,kaçtın” dedi. Lal oldum… Gözümün feri,sol […]
Nisanın avucuna koydum, bir damla gözyaşımı. Şehir sağanağa tutuldu! *** Kaç yol öyküsü kaldı geride? Kaç yarım cümlesi saçıldı gidenin? Kelime kelime… Harf harf… Kaçıncı kilometresinde terkedildi,  mahcup ve mağrur umut? Yol, ne zaman kucak açtı gelene?
Umutlarım sürgün. Karanlığa köle prangalı düşlerim… Soluğumu kesiyor gece ayazı. Her solukta yaşamı içime çekmeyi isterim oysa. Her nefes koskoca bir hayat demek. İçimde bir fırtına kopuyor. Denizle kucaklaşan rüzgar benim! Silip süpürecek fırtınam . Bu defa bir kıyamettir kopacak!… Derken;…  Deliboran fırtına çekiliyor, sessizliğin sinesine.Avunuyor yüreğim; kapanıp bir çocuğun yaralı ellerine. Durmuşum umarsız. Durmuşum […]
Bir kırık kalemin ucunda ruhunu azan edenim ben. Avuçlarında yürek dolusu virgüllerle sonsuz öyküler yazabilmek için inadına çocuk kalabilme düşüyüm ben. Masalcı rüzgarların peşine takılıp kendi düşünün izini süren bir düşüm ben. Evvel zaman içinde; kelimelerin tennuresini giymiş semah eden semazendim… Şimdinin girdabında, dilinin lalını sol yanının coşkun ritmiyle yeniden aşka getirmeye çalışan bir toyum… […]
Yarım kalan işler (düşler)… Sebepsiz görünümlü, çoktan seçmeli sebepli dalışlar… Denilecek çok sözün olduğu yerde, susuşlar… Sözün bittiği yerde ıslık başlar…    
Kaçıncı düşünce sızısını susturmakla, azad etmek arası gelgitim. Kaçıncı damlayla kaçak oldu hangi düş? Yamalı umutlar kaç kez ters yüz edilir ki?…
” Ruhuma bir taş atmış içimdeki köyün delisi. Değil kırk; bir akıllı bile bulunamamış çıkaracak.” diye fısıldayalı çok oldu ey suskun! Umman olmuşken sustukların ; nasıl da lal dilin?   Nereye akıtıyorsun zehrini? Kendi kendini zehirleyen akrepsin. Bu sefer doğruyu söylüyor sanırım burç yorumları.   Sıkıcı kelimeler işgal etmiş ruhunu. Saat tik takları arasında geçen hayatının […]
Aşar yolları yüreğim uçurtma kanadında. Görünce seni; ‘pıt’ diye düşüverir avuçlarına! “Ben geldim” der sana! Ben… Yüreğin… Bedelsiz tüm “seni seviyorum” ’lar, senin için sevdiğim. Yalnız senin için!
1. Rüzgara savurdum Ruhumun küllerini Azad ettim ruhum seni Kendimden. Gir rüzgarın koynuna es! Es ki; Arınayım kendimden.. 2. Kendimden firar edişlerimle geçiyor günlerim Ben, beni kaybettim. Hükümsüzdür! 3. Hadise yürekte yaşanıyor ve olay mahalini terkedemiyor insan! ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ Sokağa vurdum yalnızlığımı. Yürüdüm sonunu bilmediğim bir yolda yürür gibi… […]
İçimde  hayalkırıklığımın başkenti Bir ucu yanmış sevda mektupları sarmış kaldırımları. Hiç okunmamış ve hiç yaşanmamış sevdalar… Ve başıboş sokaklarda, bir serseri mayın yüreğim. Bir ucuna özlemimi bağladığım uçurtmam gökyüzünde rüzgarla dans ediyor. Cebimde yine yarım kalmış kelimeler. Suskunluğun çığlıkları arasında, Sözleri kayıp bir ezgi dudağımda, Gidiyorum! Ve ben Nereye gitsem yanımda Seni taşıyorum. Sen, adını […]
Lal dilim, uyandırıyor geceyi çığlıklarla. İçimde bir yabancı konuşuyor umarsızca. Dışım dingin bir deniz. Ruhumda gizli bir kıpırtı. Vakti geldi; elbet dalgalar vuracak kıyıya . Mutluluğa beş kala Hayatı yakaladım sıkıca! Ruhum boylu boyunca yanıbaşımda . Kavuştuğunda akreple yelkovan mutluluğu beş geçe, durdu zaman! Yüreğimin atışı, inceden bir keman sesi Gözlerim yeni umutlara meyilli. Çözülsün […]
Yüreğim bir anka kuşu misali, Küllerinden var eder kendini. Bile bile yanacağını, Koşulsuz düşüverir yangının kucağına. Yanar. Rüzgarla savrulur. Küllerinin arasından süzülür yürek Sol yanıma konuverir sessiz. Susar. Ta ki yeni bir yangını görünceye kadar. Düşünce kor, ilk atışı çınlar kulağımda, seslenir yürek! Suskunluğunu bozar. Unutur kül olmanın acısını; İnadına yanar
Bir gölge oyunu hayat. Bazen; sen çok gerisindesin yaşanmışların. Bazen; gölgen senden ötede. Ebemkuşağını yakalamaya çalışmak gibi çaresiz imkansızlıklar kovalamacası bu! Anlamsız bir duvar yazısı gibi gelirken baktığımız, koca metinlerde aramaya dalmışken cevapları , Zamansız yarım kalıyor şarkımız. Oysa, unutuyoruz. Satır aralarında saklıdır hayat. Ve yarım kalmış şarkılar Hayatı yeniden yazar. Bir oyun bu! Ne […]
Sisli bir Ankara akşamı… Pencereyi açtığında yüzüne çarpan sert rüzgar… Ayaza kesmiş ihtimallerin şehri. Aylardan Aralık. Bir aralık hüzün girmiş sol yanıma. Kışın is karası olur evlerin duvarları der annem. İs karası olmuş içim; kıştandır deyip geçiyorum!
Belki de iki bedende gizli iki güzel düştük! Her düşüşümüzde bir düşün izi saklı. Tüm tutunmalarımzda ellerimiz kanrevan. Şimdi şehir yağmurla yıkanırken; yeni bir güne uyanmak için ben ve şehir geceyle koyun koyuna güneşe yol alıyoruz! Bilsek de kanrevan tutunmalardan geçecek yolumuz, ben… şehir… yağmur … ölümüne tutunuyoruz!
Kar yağıyor anne Şehir bembeyaz. Anne… Örter mi üstünü kar acıların? Örter mi yalnızlığı? Ne de çok özledim kokunu . Bak yanımda Sana cümleler biriktiren bir küçük kız. Baksana kar yağıyor anne! Ellerim, gözlerim bembeyaz. Yüreğime kar yağıyor anne. Yalnızlığımın üzerine yağıyor kar. Anne… Kar yağıyor. Üşüyorum. Issızım. Anne… Benim. Ben… Küçük kızın.
Ne zaman seni ansam, içli bir türkü sızlatır bamtelimi. Ne zaman bir türkünün peşine takılsam yalınayak, sana çıkar yolum. Ne zaman ah etse sol yanım, adın düşer dilime. Ne zaman  kah çay buğusunda, kah şarap kızılında kavuştursak  sesimizi, sözümüzü… Ben… O zaman  BEN olurum! 2. Yanan mum alevi gibi tükenirken gece,  kaç mısrayı mühürledik geceye?  […]
P. S.  I LOVE YOU/ 2007 “Bazen hoşçakal demen gereken zamanlar vardır. Acıtmasına rağmen denemeyi öğrenmelisin. Biliyorum, gitmene izin vermeliyim. Ama biliyorum ki nereye gidersen git asla uzakta olmayacaksın.. Çünkü parlak bir yıldızın ışığı gibisin. Yaşamımda parlamaya devam edeceksin… Hiçbir mesafe bizi ayrı tutamaz. Sen benim kalbimde olduğun sürece bu gözlerden hiçbir gözyaşı düşmeyecek.. Çünkü […]
Ruhumun bilmediğim derinliklerinde kaypak duygular birikmiş. Sanki kangren içimin bir yanı. Arınmalıyım!İçime düşürdüğün ilk ses, ilk kelimen kemirip duruyor zihnimi. Unutmalıyım!Kör kuyu gecelerde, tek tek kara boyalar çalmalıyım cümlelerine. Yazılmasın. Okunmasın. Söylenmesin. Karıştımasın beni diye. Gitmelisin! Gelişin gibi gidişin de ansızın olmalı. Hakkın yok, sözlerini bana emanet etmeye. İçime düştüler, artık benimler diyemem ki! Dilime […]
Ne vakit toprağın koynuna girse yağmur; şehir aşk kokar. Hasretle kucaklaşır iki sevgili. Toprak, kana kana dindirir özlemini. Yağmur, usul usul dokunur önce toprağın ta yüreğine. Sonra vuslatın coşkusuyla Sarmalar sevdiğini. Günün ilk ışıklarıyla Uyanır yeniden aşk! Sen… Ne vakit düşsen içime sevdiğim; aşk kokar şehrim, evim, yüreğim… Toprağın yağmuruna kavuşması gibi, İçime kana kana […]
İçimdeki öyle bir özlem ki… Sol yanımın seslenişine özlem… Bir parçam eksik sanki. yarısı ısırılmış bir elma gibi, kararıyor bir yanım. Yorgunum. Yorgunluğum asırların ötesinden gelen bir yük. İçimde bir yer parça parça. Dört yanı demir parmaklık kalbimin. Kelepçeli bir çocuk… Bakıyor yüzüme suskun. Bir deniz tutsa ellerimden.Kırılsa kör olası kelepçe! Dipsiz kör zindan yıkılsa! […]
♥ Sen hayalkırıklığının başkenti şehrimde adını bilmediğim sevdam. Sen,yanında yıllanmış baharları takın da üzerine gel; gel artık! ♥ Aşkı vuruyor akreple yelkovan. Çeyrek kalasında değil ta içindeyim aşkın! ♥ Yılın ilk karı kucaklıyor sokakları. Bak, bir mevsime daha birlikte girdik yanyana. Bu mevsimde de içime sen yağıyorsun. ♥ Gözaydınlığımsın ey yar! ♥ Tüm bedelsiz “seni […]
Sonraki sayfa »