Bir martıydım geçen gün Hangi gündü hatırlamıyorum Uçtum gökyüzünde Kanatlarımda gurur Kanatlarımda hüzün… *** Nasıl başladı bilmiyorum. Birden gökyüzünde buldum kendimi. Hayal mi gerçek mi sorgulamadım. Şaşırmadım, üzülmedim. Sadece uçtum. Uçtum ve özgürdüm. Sanki beyaz kağıda yazı yazıyordum. Ben kalem olmuştum ve sema da kağıdım. Uçtukça yazıyordum. Yazdıkça… Uçmak tahmin ettiğimden daha güzel bir duyguymuş. [...]
bir ok saplandı kalbime pembe dudaklarındaki yay gerginliğinden şüpheli ruhum, üstelik hakim değilim dilime ben de suçlu olabilirim bilmiyorum ki neler söyledim şuursuz saatlerimde deli değilim henüz fakat çılgın bir serseri gibi göründüğüm gerçeğine martılar inanmış olmalılar ki çatıya pisleyip kaçtılar ve ben ilk defa ömrümde bu kadar ağlamak istedim boğazımdaki gemici düğümü ve sarı [...]
ALO, ben mutluluğu aramıştım. - Aradığınız mutluluğa şu anda ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz. …The happiness you have called… *** - Alo, ben mutlulukla görüşmek istemiştim ama.. - Az önce çıktı beyfendi. Bir notunuz varsa ben iletebilirim. - Onu çok özlediğimi söyler misiniz? *** - Alo, ben mutluluğu aramıştım… - Mutluluk mu huzur mu? [...]
Bugün hiçbir şey yemek istemiyorum. Dünyanın en iyi yazarı olduğum kanısına ne zaman kapıldım bilmiyorum. Kim bilir kaç yıldır bu ruh halindeydim acaba? Bir kaç kişi bir kaç uyduruk yazımı övdü diye(ki bu bir kaç kişi genelde ailem:kuzguna yavrusu hesabı) kendimi neredeyse Kafkayla bir tutuyordum. (Galiba..ve yuh !) Aslında kendimi beğenmiş değilimdir. Mütevazı (bazen fazlaca) [...]
Eskişehir’de bir adam yürüyor Bir seksen boylarında Karda kırk iki numara ayak izi Ayak izinde hüzün Kardan mı adam yapsa Karda bir adam yürüyor Kırk iki numara ayak izi Ayak izinde gözyaşı Etrafında zoraki tebessümler Soğukta bir adam yürüyor Bir seksen boylarında Bu üşüme soğuktan mı Boşluktan mı Boşluk da üşütür adamı Gündüz bir adam [...]
Canım, Sana şimdiden böyle seslendiğim için umarım bana kızmıyorsundur. Ne yapayım seni çok seviyorum ve bunu saklayamıyorum. Daha tanışmadık seninle. Nerede, ne şekilde ve ne zaman tanışırız, Allah bilir ama bir gün olacak bunu biliyorum. Sen “O” olacaksın. Bayan doğru’sun sen ve beni sonsuza kadar seveceksin. Beni çok seveceksin ve sonsuza dek.. Bunu da dile [...]
Ellerin ne kadar da sıcak. Tıpkı gözlerin gibi. Tıpkı bakışların gibi. Ellerimi hiç bırakma ne olur! Oradaki sıcaklık tüm vücudumuza yayılsın. Aşkımızı ellerimizde yaşayalım önce. Bu çocuksu çekingenliğimizi atalım artık ne olursun! Bu “birleşme” hali ellerimizde başlasın artık. Elimi öyle bir tut ki; beni sevdiğini hissedebileyim. Sen elimi öyle bir kavra ki; aşkımız terlesin avuçlarımızda…” [...]
Bir ibadet ederken huzur doluyordu içi bir de onu düşünürken. Zaten onu düşünmeyi de ibadet sayıyordu çocuk. Yılmaz Erdoğan’ın dediği gibi “Ona bakmak Allah’a inanmaktı”… Annesiyle yaşıyordu. Küçücük bir evleri vardı. Günleri genelde birbirine benzerdi. Eğer arkadaşlarıyla dışarı çıkmazsa, ki genelde çıkmazdı, evinde oturur yazar dururdu. Yazıları nedense dönüp dolaşıp o güzel kıza varırdı. Nirvana’ydı [...]
Bazı şeyler yaşayarak öğrenilir… Bazı şeyler okuyarak… Bazı şeyler de gezerek, görerek, izleyerek… Fakat bazı şeyler vardır ki onlar zaten biliniyordur. İçimizden çıkmak için doğru zamanı beklerler. Hele bir de o doğru zaman geldi mi, içimizden adeta fışkırırlar. Onlar çağladıkça siz mutlu olursunuz, siz mutlu oldukça onlar çağlar.. Yapmamız gereken doğru zamanı beklemek, çalışmak, beklemek, [...]
Büyük taştan bir duvar olsa… Ama kocaman, upuzun ve çok yüksek olsa… Ona anlatsam anlatamadıklarımı… Ona ağlasam doyasıya… *** Böyle bir duvar düşlüyorum bazen. Hani çok sıkıldığımda ve çok bunaldığımda. Hani herşeye ve herkese rağmen kendimi yalnız hissettiğimde… Gözyaşlarım akmak istediğinde ben tutarım ya. Sözde delikanlıyım ya. Ben ağlamam ya. Ağlayamam ya! Ağlamamam gerekir ya! [...]
  İşyerimdeki odamda, aslında tam olarak benim sayılmasa da, outrmuş işlerimle uğraşırken başlayan yağmur alıkoydu beni işimden. Yağmura baktım uzun uzun. Hani ”çipil-çipil” derler ya öyle yağıyordu yağmur. Usul usul ıslatıyordu tüm evreni. Evren bunu bilse de; bilmese de… Yağmurda gezen insanlara kaydı sonra gözüm. Onlarca insan… Hepsi oldukça hızlı bir yerlere yetişme çabası içindeydi. [...]
Kafede kahvelerimizi yudumlarken Onunla konuşur gibi içini döktü bana genç adam. Sanki karşısındaki kırk yıllık arkadaşı değil de, unutamadığı o dilberdi. Söze şöyle girdi…. “Kahve ve Aşk.. İkisi de bana senden hediye… Ne kahveden vazgeçebildim senden sonra… Ne de sana olan aşkımdan… Bazen koyu kahverengindeydi sana olan aşkım. Bazen sütlü, bazen de köpüklü… “..kahve çekirdeğinin [...]
bak dinle.. gözlerimi kapatıyorum. bir hayale dalıyorum…   her taraf kıpkızıl oluyor birden… böylesi bir yoğunluğun içindeyim.. yukarıya doğru gitmeye çalışıyorum.. bir denizde olduğumu neden sonra anlıyorum..   kıpkırmızı bu denizin içinde yüzerken bazı bazı yoruluyorum…kafam çok karışık sanki… içimden bir ses yapacak yığınla işim olduğunu söylüyor..uyanmalıymışım bu hayalden..o seslere aldırmadan, boğulma pahasına yukarı doğru [...]
Bence aşk... Kışın üşümektir aşk. Sonra birbirine yanaşmaktır. Öyle ısınmaktır. Yazın terlemektir aşk. Dondurma yemektir beraber. Yüzlerdeki gülümsemedir. Çocukluktur aşk. Kaprisler yapmaktır arada. Nazlanmaktır. Sonra kucaklaşmaktır. Çok sevmektir. Beraber yaşlanmayı istemektir aşk. Her haliyle sevebilmektir. Bir anlıktır aşk. İlk anda vurulmaktır. Makamdır aşk. Bazen hicaz, bazen uşşak, bazen de nihavend. Annem ve Babamdır aşk. İlk [...]
Yavaş yavaş yakmalıyım bu ateşi. Yavaş yavaş pişmeli aşkımız üzerinde.. Birden parlayıp sönmemeli. Sonsuza dek yanmalı. İmkansız gibi gelse de kulağa, bence aşkta imkansız yoktur ve aşk imkansızlıklarla da savaşmaktır aslında… Nasıl anlatsam, söze nereden başlasam bilemiyorum. Ne zaman biliyordun ki dersen de haklısın aslında. Ama bu kez çok gerçek herşey, sen çok gerçeksin, ben [...]
Bazen insan bir dost sesine ihtiyaç duyar. O öyle bir sestir ki; sizin kederlerinizi dağıtıverir. Bir dost sizi en iyi anlayan kişidir. Birikirsiniz bilmeden ve sizi çözecek, rahatlatacak en doğru kişi, gerçek bir dosttur. Çok rahatsınızdır onun yanında. Bütün komplekslerinizi evde bırakmışsınızdır. Kendinizi hem en yalnız hem de en kalabalık olarak sadece bir dostun yanında [...]
Sabah 8 sularıydı sanırım. Gür sesi geldi dışarıdan. Bağırdı olanca gücüyle eskici baba:   “Eskiler alırııım eskiciiiiiyyiieeeee”   Gözlerimi açtım ve doğruldum yatakta. O geçip giderken evmizin önünden, beni nerelere sürüklediğinin farkında değildi. Bir hayale dalmıştım ya da henüz dalmak üzereydim. Hayalim şöyle gelişti:   Yataktan doğruluyorum. Pencereye koşuyorum. Öyle bir koşma ki bu. Ne [...]
Kırık dökük bir hayat yaşamıştı…   Oldukça çekingen, alıngan ve duygusaldı.   Şiirler yazardı…   Bazılarını kime yazdığını bile bilmezdi.   Sonra ağlardı kimi zaman. Odasında ve genellikle yorganın altında ve geceleri.   Saçma hayalleri vardı.   Saçma, çocukça hayaller…   Örneğin perilere inanırdı.   Çok saçma…   Çok çocukça…   Ama o inanırdı işte. [...]
bir cumaydı bir akşam üstü annemin eli elimden düştü gözleri nemli sordum hasret doğradım dedi bir cumaydı bir akşam üstü annemin eli elimden düştü beş aydı altı üstü hasret doğrayan bıçak paslanmaz değil mi ana yüreği yaşlanmaz değil mi Emre C.
Bir maske takıyorum bugün yüzüme Özgürlük için Barış için Bilmediğim bir ülkeye gidiyorum trenle Son vagon bomba dolu O bilmediğim ülkede Duymadığım lisanda aşk şarkıları söylüyorum Kel bir kız benimle dans ediyor Sonra bir yağmur başlıyor derinden O kız yağmurda ıslanırken anlıyorum Ateşte yanmak ne demek Ölüme göğüs geriyorum Özgürlük için Barış için Bilmediğim bir [...]
Hiç kendime ait bir uçurtmam olmadı benim. O zevki hiç alamadım…   Şöyle salamadım gökyüzüne. Gözüm hiç kamaşmadı arkasından…   Hiç uçurtma yapmadım ben. O telaşı hiç yaşamadım. Nasıl bir hazırlıktır o, hatırlarsınız siz. Sizin oldu değil mi uçurtmalarınız ?   Şöyle oturamadım başına. Sıvayamadım kolları. Marangozdan özel çıtalar sipariş etmedim. İnce olmalıydı onlar. Hafif [...]
Sesli harfleri olmayan bir aşk yaşıyorduk seninle Sen bana ”aşkm” diyordun “I” birden alınıyordu Ben onu teselli edeyim derken Sen bana ”cnm” diyordun “A” ve “I” koşarak uzaklaşırken Ben “E” ve “U” ağlıyorduk Sen bana ”bitanm” diyordun Avucumda bir “O” ve Sessiz bir “U” kalıyordu Sen bana ”ölrm” diyordun Oysa yaşamak lazımken İnadına ve çocukça [...]
Zihnimin otobüs duraklarında beklemiştim seni… Soğuk, karanlık ve dört bir yanı sensizlikle kaplı… Kuş uçmaz kervan geçmez duraklarda özlemiştim seni. Daha sana hiç kavuşmadan… Gözlerimi soğuktan korumak için kısardım. …ve yalnızlığımı dolduracak kadını düşlerdim. Hayalimde hiç bir şekil olmazdı. İyi huylu bir melek kurardım. Onun sen olacağını bilmeden… Hep bekliyordum o durakta. Hep istiyordum. Ne [...]
Eskişehir’imin sokaklarında geziyorum. Bir rüyada mıyım yoksa bir rüyadan henüz mü uyanmışım bilmeden. Ama zaten ne zaman bu şehrin sokaklarında geziyor olsam içim bir tuhaf oluyor. Kendime bile anlatmakta sıkıntı duyuyorum ki size nasıl anlatsam? Ben bu şehire geldiğim zaman bazen akşam vakti oluyor. İnsanların hepsi hızlı hızlı bir yerlere yetişiyor. İşte o anda zamanı [...]
Elleri belki onun kocaman elleri içinde kayboluyordu ama küçük kız bunu umursar gibi değildi. Deniz kenarında salına salına yürürlerken bu koca adamı gerçekten sevdiğini hissetti… (Gerçek sevgi nedir bilir misiniz? Herkesi sever olduk son zamanlarda. Hani bir yazımda diyordum ya sevdiklerimize seni seviyorum deme özürlüyüz, diye. Tam tersi sevmediklerimize de bir seviyorum deme huyu peydahlandı).Adama [...]