Gülme çocuk… Gülmek büyük adam işi. O siyah beyaz hayallerin ardındaki göz yaşları gibi gülmek. Beceremezsin saklamayı göz yaşlarını. Konuşma çocuk… Heybetli cümleler büyük ağızların işi. Sen bir kelime söyleyip anlatabileceğine inanırsın koca evreni. Belki bir gezegen adı olur, belki bir sayı. Hayatın anlamı kolay mı bu kadar?Büyük adamların heybetli cümlelerine sığmazken dünya, senin bir […]
Bitti aslında, Ne sen seviyorsun artık beni, Ne ben seni. Bitti aslında, farkında değiliz, Kalbim kaybetti sana dair umutları, Rüyalarını yitirdi gecelerim. Ne sen özlüyorsun artık beni, Ne ben seni. Bitti aslında, Ne ben yaşıyorum artık bu dünyada, Ne de sen, Ne gözlerimde yaş kaldı, Ne sözlerinde hayallerim. Bittik aslında, tükendik birbirimizde, Ne bende bir […]
Belki uçup giderdim uzaklara… Kanatlara ihtiyacım olurdu ama. Yorulana dek uçardım, nereye gittiğimi kendime bile söylemeden. Ne yorulduğumda konacağım dal olurdun sen, ne içeceğim bir yudum su.   Kaybolurdum belki hiç bilmediğim bir şehirde… Aynı yerde dönüp dururdum saatlerce. Ne adres sormak için girdiğim bir esnaf olurdun sen, ne yol bulmak için bakacağım tabela.   Bitkin […]
Sınav haftamı geride bırakmış bir halde, beynimin tamamı sıvılaşmanın eşiğine gelmişken; beynimdeki tüm pütürtüyü temizlemek ardında yazıyorum bunu. Ne bir anlam bütünlüğü olacak, ne de bir anlam. Zaten olmayan şeyin bütünlüğü mü olur lan? Aklıma ne gelirse yazmayı planlıyorum. Mesela sabahları içtiğim çaydan. Sallama çay sevilmez zaten, pek seven yoktur. Ama Çaykur’un sallama çayı daha […]
Kaçar uykular. Ne zaman uyuyabildim ki adam gibi zaten. Ne gecenin keyfi var bugün, ne benim. Neden hep yapamayacaklarımızı biliriz de, yapacaklarımızdan kimse bahsetmez? Giremezsin, çıkamazsın, şekerli yiyemezsin, burada sigara içemezsin, telefonla konuşamazsın, onu yapamazsın, bunu yapamazsın… Neden insan sadece olmayacak şeylere odaklanır da olacak şeyleri hep yok sayar? Bardağın dolu tarafını görmek marifet de, […]
Diyorlar ki; sevme! Ne de kolay söylemesi. Her sabah doğan güneş gibi, her gün sana doğan umutlarımı nasıl durdurabilirim ki? Nasıl durdurabilirim dünyayı, nasıl tutabilirim kum saatinde akıp giden kum tanelerini? Nasıl sağlayabilirim aldığım nefesin kalbime uğramadan beynime ulaşmasını?   Diyorlar ki; yanma! Öyle bir ateş ki ondaki, kendini bile yakar diyorlar. Dokunan kurtulamaz, külleri […]
Bir çocuk vardı; hayattaki beklentilerini unutmuş, her gece kabuslarında hayallerindeki imkansızlıklarla yüzleşen… Bir kız vardı; gözlerinde gün batımının tüm ihtişamı ve yalnızlığını barındıran… Çocuk tüm zayıflığını saklardı yazdığı yazılara, sanki gerçek dünyada hiç bir derdi yokmuş gibi yaşayabilmek için. Sığmazdı ikisinin de yaşadıkları kağıtlara. Ne kızın temiz beyazlığı görünürdü kağıt üzerinde, ne çocuğun hayalleri. Ne […]
“Hala kazıyor musun?” dedi bir dost ardımdan. Başımla onayladım ve devam ettim sessizce işime. O da işimi bölmeden devam etti yoluna. Soğuktan göz yaşlarım bile donmak üzereydi, ve burnum bir palyaçonunki kadar kırmızıydı yine. Gecenin karanlığında, durmadan kazıyordum. Belki en zor yanı da buydu; ne soğuk, ne yorgunluk engelliyordu beni. Ama bazen önümü bile göremiyordum […]
Seni seviyorum! Ama öyle sıradan seni seviyorumlardan değil bu. Ne bileyim, söylerken dişlerini saklayamasın ya; öyle bir seni seviyorum işte. Ya da ne bileyim, sonunda ünlem işareti olan bir seni seviyorum bu. Nokta ile biten, sıradan seni seviyorumlardan değil; duygulu ve neşe dolu. Nefesimi kesen bir seni seviyorum bu. Ama cümle değil nefesimi kesen; sana […]
Ne kalabalık, tıklım tıklım otobüsler. Bekle bekle gelmiyor, gelse de binilmiyor şu otobüslere. Bir de soğuk var ki; ne son sor, ne ben söleyeyim. Solumaya yeltenir oluyorum arada havayı… Hava? Bir duman bulutu çekiyorum içime. Söylenemiyorum ama, ben ne kadar temizim ki bu şehirden de temiz olmasını bekleyeyim? Kime sorsam şikayetçi bu şehirden. Bir ben […]
Seni seviyorum! Ama öyle sıradan seni seviyorumlardan değil bu. Ne bileyim, söylerken dişlerini saklayamasın ya; öyle bir seni seviyorum işte. Ya da ne bileyim, sonunda ünlem işareti olan bir seni seviyorum bu. Nokta ile biten, sıradan seni seviyorumlardan değil; duygulu ve neşe dolu. Nefesimi kesen bir seni seviyorum bu. Ama cümle değil nefesimi kesen; sana […]
İlk olarak; Türkiye’nin en çok satan mizah dergilerinden Penguen’in 9.yılını kutlayarak başlayalım haberlerimize. Kadrosu defalarca değişse de, fiyatı sürekli artsa da kalitesinden ödün vermeyen Penguen bu ay 9.yılını kutluyor. Hatta bu ayın ilk haftasında 9.yıl özel ekini de dergi ile alabilir, bu kutlamaya siz de katılabilirsiniz. Konu Penguen’den açılmışken Bahadır Baruter’e de değinelim. Belki hatırlarsınız, […]
“Işıklar sönük mü?” diye bağırdım. Kimse duymadı beni. Oysa çok isterdim iki kişilik sinema biletini “Tutar mısın?” diye sana uzatmayı. Açtığım kolanın kapağını kapatmadan önce “Sen de içer misin?” diye sormayı, yağmur yağdığında o ufacık şemsiyeye sığmak için bana daha da yaklaşmanı çok isterdim. Gerçi ben yine unuturdum şemsiyemi kesin, olsun; ıslanacaksam bile senle paylaşmak […]