Haya sağanağında kupkuru geceleri; Hıyanet ve isyan kumandasında, Bağlılık yemini edip düşman ağırlayan gözetleme kuleleri… Dili sarkmış köpeklerin istilasında, Hakikatte bir ricattır tövbeleri, Haya sağanağında kupkuru geceleri. Kuşlar konar mı göğüne yumruk sallayanın başına; Öyle asi ki yapayalnız kuleler, Öyle asi ki alkış tutulur yıkılışına… Hem soğuk hem de ıssız kuleler, Bir cehennem yakıştırılır kışına; […]
Sahte bir kuş gördüm, Döşekler içinde, rahat; Taze nimetler, geniş bir hayat. Buna rağmen saldırgan… Saldırgan ve hoyrat; Kanatları daima gergin, ötüşü keskin ve bayat. O, sahte bir kuştu. Hakikat sanan kulları vardı, onlar da Uçmak için oradan oraya koşuştu. Halbuki kuşun kendi ne bir kere uçmuş Ne de bir kere konmuştu. Bir de hakiki […]
Her yerde çiçekler açmıyor, Görülen yalnızca serap! O da cüzdana ısmarlı… Siyâh değil, siyâha boyalı çiçekler Satılıyor, satılıyor..! Gerçek siyâh vakarlı, Gerçek siyâh karlı. Yâh gibi, Siyâh… Siyâh düşünmezler, Siyâhı düşünmezler; Kara satarlar, Zifir satarlar, Siyâh satarlar… Yâh gibi, Siyâh… Onu ancak, Üşüyen anlar.  
Gökyüzüne bakın, Hayli daraldı. Kuşbakışı tadında temaslar, Ehli bile sınıfta kaldı. Şunun şurasında, Bunun burasında, Onun neresinde.? Murdar olmaya ne kaldı… Simülasyon sevinçler, ‘Beş boyutlu taş’ çatlasın Üç boyutlu özgürlükler, Bilmem kaç gigabyte ömür vesaire… Hepsi bir sıcak nefese kafa tutuyor; Ağlama ifadesi takının millet çünkü Korkarım ki, İnsanlar kuş renginde robotuyor…
Koparılan çiçeği sapına dikmeye niyetlen; Tutmasa dahi, niyetinden nice bahçeler doğar. Toprağa toprak, fenere güneş ekmeye niyetlen; Toprağa ne topraklar, fenere ne güneşler sığar. Ölmeden, dünyaya kefeninden bakmaya niyetlen; Üzerine sağanak sağanak ne hayatlar yağar. Dünyada ne bir kuruşa, ne bir lokmaya niyetlen; Bırak! Bak, kefenine ahireti sığdıranlar var.
Şehir, havada uçan kapalı bir cam fanus. Şehirli insanlarsa kendilerini özgür sanan kuşlar. Halbuki fanus nereye, kuşlar oraya… Şehirde tefekkürün merkezi gök (belki de bir çocuğun gözleri). Çünkü insanın elinin değemediği tek yer orası. Elinin değdiği yerde tefekkür mahpus. Şehre dikilen ağacın meyvesi, hasret… Bir kuşun hüznü, kendinden önce uçar… Şehir, yıkılışlar meskeni. Kahkaha, çöküş […]
En güzel isimler veriyor insan kendine, En güzel sıfatlar… Vitrine sürükleniyor her şey, Cansızlaşıyorlar. Bazı gerçekler hayal edilebiliyor belki, Hayaller gerçek edilemiyor. Aynadaki akislerden amin yükselmiyor, Boydan boya methiye. Etlere gömülü ruhlar… Etlerin insafı yok! Olanı da şerre yor. Dünyalanan gönül, Gönüllükten azil.
Mutluluk unsuru umut; Sonlu uyku uçurum dolu, Fuzuli hudut. Uzun çocukluk sorusu; Uslu, masum dünkü ruzum. El’an buğulu unutuş, Bir ulu susuş, Duru boyunduruğa maruzum.
Solduğunda felç eden Özi çiçekleri, Bir kişiye soldu. Zaman… Kum tepelerinin ardında Ne hazineler var. Çölünü adımlamak imkanı yok… Önümüzde çöller deviren vaha olmadıkça. İki bilekten akan kana biat edin, Genç bir ata vardır biraz onda. Geleceğe yıldızlı asalarla dayanın, Asalar yüce ruhla aynı tonda. Mazi, geleceğe açılır; Kurcalamak delilik. Gereği düşünüldü; Her doğan yeni […]
Balkon hanına selam durun, Eğilmeye hacet yok, gülümseyin yeter. O ki; Dünden dürdüğü geceyi açar, Anılardan topladığı gözlerini takar Ve solmuş çiçekler atar halkına. Çölden apardığı serapları sergiler, Araya kaynamış bedevilere sövüp sayar. Balkon hanına selam durun, Gülümsemeye gerek yok, ağladığını görün yeter. O ki; Tacı rüzgardan, kaftanı efkardan, Tahtı afaktan geri kalan… Bakmayın ettiği […]
Küçük yaştan beri, aldığım her kurşun kalemin arkasını da açarım ve hep o arka kısmıyla yazar, çizerim. Hala karikatürlerimin taslağını kurşun kalemimin arkasını açıp da çizerim. Bunları ön kısmıyla yapmaktan nefret ederim, herkes öyle yaptığı için galiba. Bir nevi marjinal olma çabası diye düşünen çok oldu fakat hiç çaba göstermiyorum, gerçekten içimden gelerek yapıyorum. ‘Ben zaten […]
Çay bahçelerine rezervasyon yaptıralım, Buluşalım uykularda; Başka türlüsünü kabullenmiyorsun ki… Dozerle geleyim ben, sense dilinde bir hayır’la; Ve yerle bir et beni. Adil mi bu bilmiyorum, Öyle olması da gerekmiyor; Aşk adaletle değil, çileyle meşhur. Rabb’imin senaryosunu tahmin etmek güç, Kafamda binlerce senaryo… Senli kısımların repliklerini ezberliyorum. Kimi zamansa, ah… Gözlerim umut tüketiyor. Hayır seni […]
Bir gün Başına kadar çukura batmış bir ayyaş Cami avlusuna geldi, Kardeş eti yiyen takkeler gördü. ‘Büyük odunlar ediniyorsunuz, Alemler değiştiğinde her şey tersine döner, Arkadan yapılanlar öne gelir.’ Şeytan gıdıkladı, Yürek düğümlendi Ve istihza konuştu ‘Sen mi diyorsun bunları, He ayyaş.!?’ Abdullah el-hımar yanlarından uzaklaştı. Ayan konuşan ayyaştı; ‘Ben yanlış yapmamakla değil, Doğruyu söylemekle […]
Paçaları sıvayın! Kimi dereler uykuda basar. Kördüğüm çözücü bir lafza ihtiyaç… Körebe oynamaktan sıkıldı bombalar. Sık sık ölün, daha iyi yaşamazsınız belki Ama daha insan yaşarsınız. Şimdi söyleyin, kim der ki Şu yatan kanlı bebekten daha insanız.? Bizi boşluğa sürdüler paşam, Onlar şimdi dopdolu topraklarda Boş işlerle uğraşıyorlar; Boşlukta dolu iş peşinde koşulur mu? Aksine […]
Mutsuzluk insanı tanınmaz hale sokar; Mutluluk da bir o kadar. Çok alışılmış değil midir şükre malzeme, Bir o kadar da aykırı Günahlara kefaret bir dert aramak? Kelle koltukta yaşamak ve aklı başında ölmek, Buğulu camlar ardından Mahzun mu mesrur mu belli etmeden seccadeler ıslatmak, Alışılmış kucaklar açıp Hiç beklenmedik salvolar durdurmak… Hepsi gazi birer fiil. […]
Güneşin göbek bağını alıp göz kapaklarımda saklarım, Fecri bekler afak ve afitap muhafızı göz kapaklarım. Bir bebeği teşbih için mi yaratılmış bu koca nur topu, Yoksa teşbihe mazhar olmak için mi yürüyor ayaklarım? Işıkları vurmasa da, güneş gölge için de var be gölgem! Bilemezsin! Öyle bir netlik ki O, müphemler içinde müphem. Aklın berzahıdır hissiyat, […]
Yağmura ıslak soyut mermiler sıkıyorum, Yağmura küsüm, ağlıyorum yağmura. Takvim yapraklarına bir selam çakıyorum, Geçmiş gelecekten bu kadar kolay yırtılır. Geçen saniyeye ağlanır, gelene sırıtılır, Bugünümüz kendinden geçerken uğrar dumura. Karşılıklı silleler, platonik bir nefret, Evet kum tanelerinin eli ağır, onun için evet… Bir insan ağlar, beklemezsin ondan asla ‘Su çok güzel gelsene’ demesini ve […]
Pamuk ipliğiyle bağlı eller semâya Ve kimi eller birbirine… Tutup kaldırasım var Allah’ım, Geçesim var ipliklerin yerine. Allah’ım çok mu kafama takıyorum acaba, Bir parçamı koparıp öğün yapanları? Ağızlarda çiğnenen bir af tanesi; Olsun, ayakta yine de bu af katarı. Her ama her işin bir usulü vardır; Ölümün bile, usulsüzlüğün lüzumu yok. Yüzeyden kaçan nefsini […]
Dününü bugününü anlayamadan yarınlara koşuyordu, gençliğini solduracak kadar coşkunlukla. Dedesinin koltuğuna enikonu uzanmış, dünyayla bağlantısını kesecek denli telefonuna odaklanmış kız arkadaşıyla mesajlaşıyordu. Simasında yabancı ve şehevi bir gülümseme vardı. Bedeni, sanki ondan bağımsızmışçasına hareket ediyor, sanki bir oyuncakmış gibi davranıyordu. Kırmızı bir elin oynattığı, fani bir oyuncak… Dedesi kapının kolunu yavaşça indirdi ve ağır ağır […]
Onun için bir günlükten farksızım.. Gerçi, günlüğe bile ‘sevgili’ deniyor; ‘Sevgili Günlük..’ Miadımın dolmasını bekliyorum, Artık bir şey anlatılmayacak zamanı… Bekleniyor son sahife; Belki bir umut, ‘Anlatılmaz’ yaşanır olurum diye.
Su gibi azîz gönlümdeki anafor, Küçük kıyametlerimin müsebbibi. Her satırda yine bir tane kopuyor, Küreklenen ketum bir vâveylâ gibi. Dinlediğim şarkıya konu olmaktı İtiraflar için bulduğum bahanem, Her bakış bir afitap, gönlüm mihraktı, Ruhumsa alev alev donan bir âlem.
İhvan kusru, eskitip yıpratsa da gönlünü, Af ile aharla gönlü, dost zayi olmasın. Yıkamak istersen ab-ı hayatla gönlünü, Katren kezzap olup, gözlerin kinle dolmasın. Yanlıştan münezzeh bir O, insan falsoludur. İrtihalde bedenin bile bırakacakken, Başkasının yanlış yapmaması nasıl olur? Dostluk pişim işi, yaşamana bak sıcakken…
Hiçbir kova boş çıkmaz daldığı kuyudan; Ya suyla doludur kuyu, kovanın kısmetine su düşer, Ya da susuzdur, su bekleyene Yûsuf düşer… Başın yerde gezip, ‘meyveler çürük’ deme Kaldır başını, meyveler dalda. Bak! Her şey hayrına sunulmuş, Yeter ki Yûsuf’u kuyuda bırakma. Umuda baş, hayra kalp üstünde yer ayır, Yoksa hafazanallah, şer tâğût olma yolunda. Sen […]
Sonraki sayfa »