“İçmiyo muyuz” dedim.”Yok dün çok içtim bugün içmek istemiyorum” dedi.Ona çok içmemesi için geçerli bir mazereti olmadığını uygun bir dille anlatım.”Haklısın” dedi.Evimiz tekele uzak olduğu için kimin gideceğine karar veremedik.”Yazı tura atalım.”dedim.Ben yazı dedim o tura.Tura geldi.Yazı deseydi yazı geleceğini adım gibi biliyordum.Tekele giderken apartmanda sivri burun ayakkabılarının çıkardığı ses iki kat aşağıdan duyuluyordu.

Eve gelir gelmez para üstümü verdi.Odama giderken “Bence Allahın en çok sevdiği renk mavi.” dedi.”Yoksa bu kadar mavi olmazdı dünyada”.Paramı komodinimin üstüne koyup “Adamsın lan!” diye bağırdım.Ehe ehe dedi.Oturma odasına geçerken sivri burunlar takıldı gözüme.Sevmesem de yadırgamadım.Gerçek dertleri olan varoşların ayağında çok sırıtmaz sivri burun.Senin benim gibi aradaki adamlara batar.

Aslında O’nun bu tip çıkışlarına hep şaşırdım.Ayı görüntüsüne yakışmayan laflar ediyodu.İçinde hayvan duyarlı bi adam gizliydi.Bence O “Bu kızın ne işi var ya bu adamın yanında?” sorusunun cevabıydı.Konuşurken masadaki kızların “Tatlı çocukmuş aslında.”bakışlarına çok kez şahit oldum.Olabildiğince parası yoktu.Kirayı sağdan soldan borç alıp öder faturaları da çoğu zaman bana yığardı.Ben de “Bakalım Fuat abi iş bulmuş kontörcüde,başlayınca veririm sana” yalanını hep yutardım.Ama hep de işe başlayacak gibi duruyodu.

Neyse efenim biz biralarımızı içmeye başladık.Cips yerken ağzından çıkan sesler Sezen Aksu’nun “Seyirlik değil ömürlük olsun”şarkısına karışıp kulağıma varıyordu.Masanın üzerine uzattığı ayağı belki de bu kadar yakınında durduğum en çirkin şeylerdi.”Şunları çek gözümün önünden!”dedim “Ne var olum evde rahat etmiceksem nerde rahat etcem!”dedi.Ben bildiğin sığ adamı o da dertli paçur adamı oynuyordu.Onun parasızlığı beni gündelik işlere dalmış planlı biri,O’nu portakal kabukları arasından izmarit ayıklayan Arthuro Bandini yapmıştı.İçiyorduk.Gözlerimiz kızarıp kısılmaya yürümelerimiz sek sek oynamaya dönmüştü.Birden “Adamım ben yarın dönüyorum Bartın’a.Yapacak iş kalmadı burada,zaten sana da iyice yük olmaya başladım.Babam iş ayarlamış orda çalışır yolumu bulurum bi şekilde dedi”.Çok üzüldüm.Sonuçta aylardık aynı evde yaşıyoduk.Anahtarımı unuttuğumda O’nun evde olduğunu bilmek hoşuma gidiyodu.Çok sosyal olmayan ben yine birisine gereğinden fazla önem vermiştim.”Dur aga biraz daha bekle burada bi iş bulmaya çalış para kazanmaya başla baktın olmuyo az geliyo para tatmin olmadın o zaman dönersin” dedim.İçkinin de verdiği duygusallıkla arkadaşıma dönmemesi için dil döküyordum.”Ben iyice düşündüm hacı yarın yolcuyum bavulumu da hazırladım zaten biraz.Ordan kazandıkça sana olan borcumu da yollarım yavaştan.Sabah 7de otobüs var onunla gitcem.”Sen bilirsin dedim madem karar verdin.gitmeden uyandır ama beni”dedim.Bi beş on dakka susuştuktan sonra “İyi geceler” deyip odasına gitti.Bi sigara içip ben de yattım.

 

Sabah 9da uyandığımda hiç kapatmadığı odasının kapısını kapalı görünce bi dert çöktü içime.Gitmeden uyandırmadığı için bozuldum inceden.Akşamdan kalma halimle bir de erken kalkınca başımın ağrısı ağzımdaki kuruluk hat safaya varmıştı.Su içmek için yalpalayarak mutfağa girdim.Mutfaktaki paketi görünce “Vay arkadaş gitmeden hediye bırakmış” diye düşündüm.Pakete yaklaştığımda onun hediye değil pizza kutusu olduğunu anladım.Nerdeyse tamamı yenmiş karışık pizza kırıntıları mutfak tezgahını ve yerleri kaplamıştı.Odasına gittim.Horlaya horlaya uyuyodu.”Olum çok acıktım gece pizza söyledim seni de uyandırmak istemedim”dedi.Gidecek misin dedim.”Yok  ya ne gitmesi.Bayar beni şimdi oralar”dedi.



Bu yazı 998 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.