Ben deliler, hayat kadınları ve rock starları hiç yaşlanmaz sanırdım.Şimdi O’nu böyle saçı beyazlar içinde,örgülü hırkası,yarım çerçeveli kalın gözlükleriyle görmek çok garibime gitmişti.Çocukluğumdaki mahallenin delisi gitmiş yerine ay başlarını bekleyen yorgun,hüzünlü bir ihtiyar gelmişti.Burcu, Ezgi,Koray ve ben çocukken O’nu kızdırır,peşimizden koşturduktan sonra apartmanın kapısını yüzüne kilitleyip,nefes nefese,gülerek gitmesini beklerdik.O da ailemizin belli başlı fertlerine küfredip,en sonunda yorulur giderdi.

Burcu’yu yaklaşık 2 yıldır görmemiştim.Annem Ankara’da iş bulduğunu,buralara fazla uğramadığını zaten annesini babasını çok ihmal ettiğini söyledi.Burcu hep böyleydi.Çocukken de oyunun en heyecanlı yerinde anlamsız anlamsız bırakırdı oyunu.O gidince de bütün oyunlar yarım kalırdı zaten.Numarasına telefonumu kaybettiğinden beri ulaşamıyordum.Facebooktan buldum bunu.İki hoşbeşten sonra yarın 3te Ziraat Bankasında buluşmak için sözleştik.

Ziraat bankasında buluşacaktık çünkü zaten yarın dedemin emeklisini almaya oraya gitcektim hem de O’nunla herhangi bir kuyrukta uzun uzun beklemek istiyordum.Belki de çocukken hep oyunun ortasında gittiği için bu sefer kuyruk bitene kadar gitmez heralde diye düşündüm,bilmiyorum.O’na buluşma yerimizi söylediğimde “Berker bu çok saçma” dedi.”Evet” dedim.”İşini bitir öyle buluşuruz” dedi.”Ya nolcak yeaa hem klima da var” dedim.”Kem” dedim “küm” dedim sonunda ikna ettim.

İşte orda.Tanrım!Tam bir yaz güzeli.Lacivert sıfır kol bodysi,uzun düz saçlarıına iliştirdiği güneş gözlükleri,çiçekli böcekli kırmızı eteği,babetleri.Bana birisi al şu kağıda aklındaki kızı çiz dese heralde bu Burcu’nun şu halinden pek farklı olmazdı.

-Merhaba Berker.
-Merhaba Burcu.
-Hadi hallet de işini gidelim.
-Olmaz sen de gelceksin,beraber gircez.
-Öf.Allam ya…

Sigaramı yola fiskeleyip içeri girdik.Bi beş on dakka susuştuktan sonra “Ee mutlu musun şimdi?”dedi.Hem ilk karşılaştığımızda bakışlarından hem bu sorudan bişeyleri yitirdiğimizi anladım.”Değilim.Hadi gidelim yarın alırım ben”.En yakın kafeye gidip dondurmalarımızı söyledik.Biraz Ezgi ve Koray’dan konuştuk sonra Ankara’daki hayatını anlatmaya başladı.İş yerindeki hoşlandığı ama “çok odun olan” çocuğu,kıskanç ev arkadaşını,bunu sürekli olur olmaz yerlerde asılan müdürünü,evinin iş yerine çok uzak olduğunu…Ben karşımdaki insanı en fazla beş dakika dinleyebildiğimden sonra Burcu’nun saçına,burnuna,kulaklarına bakmaya başladım.”Dinliyo musun sen beni?” dedi.”Hayır” dedim.”Hadi şunları yiyelim de kalkalım eve perde bakcaz zaten annemle” dedi.Dondurmalarımızı yiyip,hesabı buna ödettikten sonra kalktık.Hesabı ödediği için ben Burcu’ya karşı bi yakınlık hissettim ama zaten annesi de beklediğinden yanağından öpüp uğurladım.

O gidince ben de meyveli sodamı alıp ırmak kenarına gittim.Bol bol sigara içtim.Eve giderken yolumuzun üstünde yeni açılan müzenin kuyruğunda Ezgi’yi gördüm.Ezgi çok güzel bi kızdı ama güzelliğinin farkında olmayan her kız gibi üstünde gereksiz bi tedirginlik vardı.Yanına gittim.

-Ezgi naber?
-Aaa Berker.Napıyosun canım.
-İyidir dolandım biraz eve gidiyorum sen napıyosun.
-Ben de iyiyim ablamın çocuğunu müzeye getirdim.Bak bu İrem.
-Burcu’yla barıştınız mı?
-Hayır konuşmuyoruz.Konuşmayı da düşünmüyorum.Sen konuşuyo musun
-Hayır ben de konuşmuyorum görmedim iki yıldır.Beni aramayan insanı ben niye arayım!
-…
-Beraber bekleyelim mi?
-Olur,bekleyelim.



Bu yazı 1128 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

  1. Lavinya Oz. dedi ki:

    Sanırım buluşma yeri olarak bankayı seçmiş olmanız tüm elektriği almış :)))))))))))))))

  2. Berker Yorguc dedi ki:

    Finansbank falan olsa bi nebze.ciftcinin dostu yatirdi bizi:)

  3. Lavinya Oz. dedi ki:

    😀 HAY SEN ÇOK YAŞA EMİ!

You must be logged in to post a comment.