Onun bir gün senin de kalemine düşeceğine inanmazmışsın ama düşermiş işte, zamanı gelince.”Sen de bana dair cümleler var’ diyerek çıkarmış ortaya, “Yok” desen de kabul etmezmiş.”Sen anca kendini kandrırsın’ dermiş gülerek. Sonra da bir tehdit fısıldarmış, bugüne kadar hiçbir kelimenin yapmadığını yaparak. ” Pişman olursun yazmazsan, biliyorsun. Sebepsiz bir sancı olur, kalırım içinde. Sonra sızlanır durursun kendi kendine, ‘İçimde bir yazı var ama çıkaramıyorum…’ diye. Bu cümleleri duyunca anlarmışsın ki o senin yazı dünyana çoktan vakıf olmuş. Böyle bir kelimeyi geri çevirmeye cesaret edemezmişsin elbette. Ne desen boş, haklıymış zaten söylediklerinde; sebepsiz bir sancı olur kalırmış içinde.

 

Bilmesen de ona dair cümlelerini ne varsa, ne kadarsa yazmaya çalışırmışsın elinden geldiğince. Ortaya çıkacak şeyin neye benzeyeceğini hayal bile edemeden. Belki yok etmeyi de göze alarak. Başlarmışsın yazmaya ‘siyah’ diyerek.

 

Hayata bakarmışsın önce, gözüne çarpan ne varsa siyah olan dinlermişsin onları. Kaçırdıkların, kaçırabileceklerin olsa da bulduklarına kulak verirmişsin, sana neler söyleyeceklerini merak ederek.Yaşamın ilk ve son gününü düşününce fark edermişsin ki; siyahın içinden doğar ve en sonunda yine siyahın içine bırakırmışsın cansız bedenini. Ömür geçip giderken uyku tutmayan gecelerden birinde bulurmuşsun kendini. Şafak sökmeden hemen önceki gökyüzüne bakarmışsın yorgun gözlerle ve umudun rengini görürmüşsün o karanlıkta. Günün ağarmasının çok yakın olduğunu söylermiş sana o siyah. Başka bir yerde mürekkep olup dökülürmüş narin bir kalemin ucundan; derinlerdeki sevdaları, hasretleri, umutları saklarmış bağrında damla damla ve kağıda en çok yakışan olurmuş o anda. Herkesteki gözbebeğinden öte; uğruna canlar feda edilesi bir çift bakışın rengi olurmuş bu dünyada başka hiç kimsede olmayan.

 

Sonunda anlarmışsın ki renkten de öte bir şeymiş onun varlığı, insanın bakışlarını doldurduğundan çok daha fazlasıymış siyah. Dokunduğu yerde zifiri karanlık değil kimselere gözükmeyen bir aydınlık varmış. Kendini kolay kolay teslim etmezmiş, sır olur kalırmış bazen her şeyiyle ortadaymış gibi gözüktüğü halde. Bambaşka bir duruşu varmış onun çünkü mütevazılık ve mağrurluk saklıymış siyahın baştan ayağa var olan sadeliğinde ve tepeden tırnağa sürdürdüğü asaletinde.

 

Siyah… Görülüp geçilen değil, her damlasına kadar yaşanan bir renkmiş. Hayat seni içine aldıkça hissedermişsin siyahtaki anlamı, görürmüşsün yaşanmışlıklara en çok onun sızdığını, fark edermişsin anıların isimlendirilmesinde onun yerini bazen hiçbir şeyin tutmadığını ve nihayet o zaman anlarmışsın ona dair söylenecek en iyi şeyin siyah kadar derin bir suskunluktan ibaret olduğunu…



Bu yazı 1222 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

  1. Suskun Geveze ( Düşbaz ) dedi ki:

    Sanırım gündüz mavi görüp siyah yazmanın çelişkisinden kaçınıldığından olsa gerek gün batımından önce elin kalemden kendini çekmesi…
    Yine sanırım ki gece siyah görüp siyah yazıldığının uyumundan olsa gerek gün batımından sonra elin kaleme daha bir koşarcasına gitmesi…

  2. Beyaz Kardelen dedi ki:

    hoş bir bakış açısı, her zamanki gibi:)
    ama gündüzün mavisinin kimi zaman siyahı özlettiğini de düşünmek mümkün…
    bu yazıyı gündüz yazdığıma bakılırsa;)

  3. Lavinya Oz. dedi ki:

    “Bilmesen de ona dair cümlelerini ne varsa, ne kadarsa yazmaya çalışırmışsın elinden geldiğince. Ortaya çıkacak şeyin neye benzeyeceğini hayal bile edemeden. Belki yok etmeyi de göze alarak. Başlarmışsın yazmaya ‘siyah’ diyerek.”
    Saklambaç oynar gibi; neyin nerede saklı olduğunu bilmeden ya da körebe diyelim el yordamı ile renkleri seçmeye çalışmak…

    Her zamanki gibi beğenerek okudum 🙂 kalemine sağlık.
    Suskun; yorum bir harika olmuş 🙂

    Ayrıca da tüm yorumlar hazır(çünkü bildiğiniz üzere taslakta iken edit için önce ben okuyorum yazıları 🙂 keyifli bir iş… İyi ki varsınız.).

  4. Dus dedi ki:

    siyahın en dem en zifiri yüzü ile içinde gizli mağrur aydınlık arası bir yolculuk yaptım yazını okurken. Arka fonda da Erkan Oğur’u dinlemek de ayrı bir keyif oldu doğrusu:) tavsiye edilir.

    beyaz kardelenden siyahın öyküsü… yazmaya devam kardelen tüm renklerini hayatın.Yüreğine sağlık.

  5. Beyaz Kardelen dedi ki:

    çok teşekkür ederim sevgili düş…
    aslında siyah çok sevdiğim bir renk değildir(sevmediğim bir renk de değil) ama anlattığım gibi, yazılmak istedi ve ben de elimden geldiği kadar yazdım. siyaha dair yazılacak başka şeyler olduğunu da hissediyordum bitirdiğimde ancak kısmet bu kadarmış. 😉

You must be logged in to post a comment.