Zaman geçiyor muydu bilmiyordum ama yol geçip gidiyordu önümden.

Şimdi kimsesiz bir köprü seçiyordum uzaktan.

Emin olamasam da öyle düşünüyordum.

Varamadığım yerlerin hüznünü hissediyordum belki de, onun bir şehrin kuytularında kalmış iki yarımı birleştirişinde…

Bu birleştiriciliğin içinde bir yalnızlık vardı sanki ya da hiçbir yarıma tam anlamıyla ait olamamak…

Bu yüzden kimsesizdi işte.

Yürüyordum ben de, o kimsesiz köprüye doğru…

 

 

 

 

“Bazen bilmediğime, bilemediğime doğru yol almanın tuhaf cesaretinin karşılığı bildiğime gitmenin karşılığından daha güzel oluyor çünkü. Biliyorum…”

 

 

 

 

 



Bu yazı 958 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.