Sadece bir damlasının üzerine düştüğü, birkaç damla güneş ışığının altında öylece yapayalnız yatarken görünce seni; bir hüzün dokundu yüreğime ve merak ettim “Nerden geldi bu hüzün?” diye. Sonu ayrılıkla biten bir sevdanın ardından sana kalan yalnızlığı yaşadığını fark ettim sonra. Yalnızlıkla büyüyen ayrılığının hüznüymüş meğer yüreğime dokunan. Senin için biricik olan ağacına duyduğun sevdanı görmezden gelen rüzgar, bu ayrılığın acısını kat be kat çoğaltıp seni yapayalnız bir halde başka bir yere savurmuş. Sen sevdiğinin ayakları dibinde can vererek, ayrılığının acısını yalnızlıkla büyütmek istememişsin ama olmamış…

 

Hüzne tutsak, çaresiz ve üzgün yatıyorsun gözlerimin önünde. Kulaklarımın değil, ruhumun duyduğu bir inilti yayılıyor senin damarlarından. Usul usul ve derinden… Merak ediyorum, daha neler hissediyorsun acaba? Ayrılık, diyorum sana bakıp, senin canını da yakıyor mu benimki kadar? Umutsuz özlemler besliyor musun sen de, bakışlarını gökyüzüne çevirip? Ağacını bunca sevdikten sonra böyle bir ayrılık yaşamak… Sorsam şimdi sana: “Bu ayrılığı yaşayacağını bilseydin, yine büyür müydün o ağacın dalında?” Ah hazan yaprağım… Büyürdün değil mi? “Sonu ayrılığa çıksa da her sevda yaşanmaya değerdir.” derdin hüzünlü bir edayla.

 

Ama böyle mahzun, böyle yalnız durmana dayanamıyorum ben işte. Sevdiğinden uzaklarda bir yerde toprağa karışacak olmana dayanamıyorum. Başka yapraklar halen dallarda salınırken; senin böyle, bir başına kalmış olman haksızlık değil mi? Ben bu soruları yağdırıyorum sana ama sen… Sen susuyorsun… Susuyorsun, demek ki razısın başına gelenlere. Razısın hem yalnızlığa hem ayrılığa. Ayrılıktan razı olmayacak olsaydın -hem de yapayalnız bir ayrılık bu- sevmezdin değil mi? Madem sevdin razı olacaksın, diyorsun. Haklısın… Ve evet, yine haklısın, her ayrılık bir parça yalnızlık bırakır insanın yüreğine, dışarıdan öyle gözükse de gözükmese de…

 

Razısın halinden ama senin renginde, damarlarında gezinip duruyor hüzün; saklayamıyorsun. O kadar da olsun ama değil mi? Olsun… Bununla beraber, sarı sıcak bir sürur fısıldıyor hüznün. Bir daha böyle bir yaprak olarak o ağacın dalında var olamayacaksın ama toprağa karışıp başka bir biçimde yine sevdiğine kavuşacaksın, biliyorsun. Her vuslatın ayrılığa çıktığını ama her ayrılığın da bağrında bir vuslat haberi taşıdığını biliyorsun. Şimdi daha iyi fark ediyorum; hem hüzün hem mutluluk senin renginde saklanmış ve sana çok yakışmış…

(Fotoğraf, bir arkadaşımın çektiği ve onun bilgisi dahilinde elimde bulunan bir fotoğraftır…)



Bu yazı 1208 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.