ARAYIŞ/ Nahit Duru

KONUSU: Nahit Duru bu kitabında, 12Eylül darbesinin henüz birinci yılında, çok zor koşullar altında verilen bir demokrasi ve basın özgürlüğü mücadelesini anlatıyor ve yakın tarihin pek bilinmeyen bir yönünü, Ecevit’in özel notlarıyla, Ertuğrul Özkök’ten Aydın Doğan’a, Murat Yetkin’den Oruç Aruoba’ya kadar, bugünden bakıldığında okura çok şaşırtıcı gelecek isimlerin çabalarına da yer vererek aydınlatıyor.

 

 

 

 

SİSLE GELEN YOLCU / Jean Christophe Grange

KONUSU: Benliğin karanlık sularında dolaşan “bavulsuz yolcu”

Tren raylarında bulunan, hafızasını yitirmiş bir adam… Aynı yerde, bir bakım çukurunda çırılçıplak bir ceset… Ve olay üzerine polis tarafından çağrılan psikiyatr Mathias Freire… Polis, hafızasını yitirmiş adamı sorgulamak isterken, Mathias kendisinde de aynı kişilik hastalığı olduğunu fark eder. Acaba aranan seri katil kendisi midir?

Sadece Fransa’da 300 binden fazla satan ve şimdiden 10 dile çevrilen Sisle Gelen Yolcu, tüm romanlarında ısrarla “kötülük”ün kaynağını arayan Jean-Christophe Grangé’nin kurduğu kabus dolu bir labirent. Grangé, romanını tasarlamak için her romanında olduğu gibi bu romanında da titiz bir araştırma süreci yaşamış. Bir psikiyatri hastanesinde bir süre kalmış ve hastalarla uzun sohbetler etmiş. Marsilya’daki evsizlerin arasına, heyecan verici tasvirlerle anlattığı tekinsiz bir dünyaya dalmış.

Romanın ana karakterini bu araştırmalar sonucunda yaratmış Grangé. Mathias Freire, Bordeaux’da işi dışında özel bir hayatı olmayan, bir ihtisas hastanesinde görev yapan genç bir psikiyatr. Nöbetçi olduğu bir gece, tren raylarında bulunan, hafızasını yitirmiş bir adam getirilir hastaneye. Ertesi gün ise bölgede bir ceset bulunur. Cesedi bulunan kişi genç bir uyuşturucu bağımlısıdır ve vücudunda hiçbir darp izi yoktur. Mathias hastasıyla özel olarak ilgilenir. Yaptığı hipnoz sonucu hastası, geçmişiyle ilgili bazı bilgileri hatırlar. Ancak doktorun araştırmaları, hastasının verdiği bilgilerin tamamen düzmece olduğunu gösterir. Mathias, adamın psişik bir kaçış içinde olduğu, büyük bir travmadan sonra esas benliğinden kurtulmaya çalıştığı ve bu yüzden bilinçsizce yeni bir kimlik yarattığı görüşündedir. Ancak an gelir, kendisinin de, hastası gibi psişik bir kaçış yaşadığını keşfeder ve asıl kimliğini bulmaya karar verir. Mathias’da da hafıza kaybı vardır; kendine geldiği zamanlarda, başka bir kişiliktir. Ve “bavulsuz yolcu” olarak, kendi geçmişini araştırmak üzere yola düşer.

Hikâyelerinde biraz efsane unsuru, biraz western, biraz tarih olmasını sevdiğini belirten Grangé, “hayatını bırakıp kaçma eğilimini”, büyük bir terslik yaşadığımızda, kendimizi ailevi ya da mesleki baskı altında hissettiğimizde hepimizin yaşayabileceği bir itki olarak değerlendiriyor.

ALEVLER İÇİNDEKİ KIZ / Suzanne Collins

KONUSU:

AÇLIK OYUNLARI HAYRANLARININ KAÇIRMAMASI GEREKEN BİR KİTAP AÇLIK OYUNLARI’NA DOYAMADINIZ, DEĞİL Mİ?

Katniss Everdeen’in hikâyesi bitmiş olabilir ama bu büyüleyici hikâye milyonlarca kişinin kalbinde sağlam bir yer edindi.

Alevler İçindeki Kız kitabında 13 yazar sizi tekrar Katniss, Açlık Oyunları, Gale ve Peeta, arena ve Capitol’ün hareketli, karanlık ve heyecan dolu dünyasına götürüyor.

Oyunlar Haymitch’in alkol sorununu, Annie’nin zihnini ve Wiress’ın konuşma yeteneğini nasıl etkiliyor?
Teröre Karşı Savaş ile isyan arasındaki bağ nedir?
Peeta mı Gale mı sorusuna verilecek cevap neden sorunun kendisi kadar ilginç değil?
Panem diğer hedonist toplumların tarihinden ne ders çıkarmalıydı, biz ne ders çıkarabiliriz?

İKİ TARAFTA EVLAT ACISI/Burcu Şentürk

KONUSU: Asker olan abimin çocuklarına babanız amcanızı ya da amcanız babanızı mı vurdu diyeceğim? Diğer yeğenlerime ne diyeceğim? Amcalarınız birbirini öldürmek için ateş mi açtılar birbirlerine diyeceğim? Çünkü hepsinin anneleri var. Yürekleri yanıyor hiçbir insanın ölmesini istemiyoruz. Ne Türk, ne Kürt, ne Laz, ne asker hiç biri. Hiçbir insanın katledilmesini istemiyorum. Annelerin yürekleri yanıyor. Türkiyede yakınlarını silahlı çatışmalarda yitirmiş binlerce aile var. Onların acısı, Kürt sorunu, terör gibi resmî sözlere sığmıyor. Herkes onların duygularından söz etse de, bu duygular politikaya pek nüfuz edemiyor. Çatışmalarda hayatını kaybetmiş askerlerin ve PKK militanlarının aileleri, Kürt meselesini nasıl değerlendiriyor, kimlerden çözüm bekliyorlar? Siyasete katılıyorlar mı, nasıl katılıyorlar? Kendi durumlarını nasıl tanımlıyorlar? Yakınlarının ölümünü ve şehitlik kavramını nasıl anlamlandırıyorlar? Burcu Şentürk, iki taraftan ailelerle yaptığı derinlemesine görüşmeleri yorumlayarak, bu soruların cevabını arıyor. Büyük kutuplaşmaların, karşılıklı derin önyargıların, büyük anlayışsızlıkların varlığını saklamıyor gözümüzden, bu kitap. Bununla beraber, ortak yaşama ve barış umudunun tükenmeyen kaynaklarını da yokluyor. Bu insanların acısını, duygusal karmaşasını görmek, bilmek gerek. Barışı beklerken

DERLEYEN: BUĞRA AKSOY

 



Bu yazı 1159 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.