Dışarıda belli belirsiz bir ses… Penceremi tıklatıp kaçıyor davetsiz misafirim.

En çok da bu ansızın gelişlerini sevdim onun.

Hiç beklemediğim anda kimselere aldırmadan gelişlerini.

En çok bu özgür gezgin ruhunu sevdim onun.

Koşar adım fırlıyorum sokağa. Kucaklaşıyoruz. Sarıp sarmalasına izin veriyorum beni. Sarmaş dolaş yürüyoruz yol boyu.

Yanımızdan bir kaç aceleci adım geçiyor. Birkaç ısrarcı “Şemsiye 1 lira abla” çığırtkanlığına gülüp geçiyoruz birlikte.

Gezginimin yol öykülerini dinliyorum. Şehir efsaneleri ve isimsiz kahraman hikayeleri…

Zamanın hükmünün geçmediği bu yol arkadaşlığında kendi hikayemin kahramanlarını anlatıyorum ona. İçtenlikle dinliyor beni. Heybelerimizi bir bir boşaltıyoruz.
Sözcüklerimiz, kahramanlarımız, öykülerimiz birbirine karışıyor.

Ansızın gelip şehrimi ve beni arındıran dostumu, veda vakti geldiğinde içim huzur dolu uğurluyorum.

Ardından “yine gel” diye sesleniyorum gülümseyerek.

Üzerimde onun hediyesi mis kokulu bahar yağmuru damlalarından bir entari.

22 Mart 2009 Cumartesi

Düş



Bu yazı 1209 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.