Hayat…
kimi zaman hüzünlü…
kimi zamansa neşe dolu…
tıpkı oğlum gibi. (canım benim)
Hayat=ailem

***

Ben de herkes gibiyim. (normalim desem inanır mısınız?) Benim de üzüldüğüm zamanlar oluyor. Kahkahalarla güldüğüm de. Yağmuru izlerken ben de büyük zevk alıyorum sizler gibi. Ama ahmak gibi ıslanmak bazen beni de deli edebiliyor, saklamıyorum.

Gördüğüm herşey bende iz bırakıyor. Pek çok şeye anlamlar yüklemeye çalışıyorum. Gördüklerim kimi zaman rüyalarımda da boy gösteriyor. (rüyalarımda korktuğum da oluyor) Geçen gece rüyamda köpek balıkları, balinalar ve yunus balıkları gördüm. Hatta yunus balıklarını okşadım. Hemen internetten anlamına baktım. Pek çok yerde hayra yoruyorlar. Eşim rüyayı hayra yor ki hayırlı olsun der. (bitanem) Belki de haklı. Olumlu düşünmek güzel şeyleri çağırabilir hayatımıza. Fakat ben de sizin gibi o ”an” ı bekleyenlerdenim. Hani hepimiz bir anda bir yerlere gelmek isteriz. Bir yerlerde görünücek, bir yerlerde duyulacağız ve bir anda ”önemli” biri oluvereceğiz. Bir gün birisi internetten bir yazımızı okuyacak ve bize kitap teklifi ile gelecek. (aslında bu çok uzak değil. bugünlerde pek çok blogger’ın kitapları yayımlanıyor) Benim anlatmak istediğim aslında daha da büyük bir şey. Hadi itiraf edin hepiniz(hepimiz) kendimizi seçilmiş zannediyoruz. Ama şu an üzülerek söylemeliyim ki hiç birimiz bir Atatürk, bir Gandhi, bir Mevlana ya da Yunus değiliz. Zaten böyle muhteşem şahsiyetler olsaydık şimdiye kadar ışığımızla kendimizi farkettirirdik.

***

Hayellerinizi yıkmışken araya girmek istiyorum. (Hayallerinizi yıkmaya birazdan devam edeceğim). Son günlerde benim kafamı başka bir şey kurcalıyor. Bir Yunus Emre sevdalısı olarak, onu çok az tanıdığımı farkettim ve araştırmalara başladım. Ama karşılaştığım ilk şey onunla ilgili zaten çok sınırlı bilginin olmasıydı. Belki de Yunus Emre de böyle olmasını isterdi fakat hakkında bilgi toplamak gerçekten çok güç. Eğer siz de Yunus Emre’ yi anlamak istiyorsanız göreceksiniz ki kaynak bulmakta zorlanacaksınız. Ahmet KABAKLI’ nın Yunus Emre ilgili yazdığı bir kitap geçti elime geçenlerde. Kitabı henüz bitiremedim. (ama kütüphaneci teyze kızmasın diye erkenden bitirmem gerek.) Kitapta Yunus’ un hayatı, yaşayışı ve felsefesi verilmeye çalışılmış. Bana ilginç gelen hususlardan bir tanesi Tapduk Emre ile ilgili. Tapduk Emre bildiğiniz gibi Yunus’ u Yunus yapan kişi. Onun hocası, dervişi, herşeyi… Kırk yıl dergahında hizmet etmiş Yunus ve bir gün bile eğri odun götürmemiş. Böylesine çok seviyor hocasını. Fakat Ahmet KABAKLI aslında Tapduk Emre diye birinin olmadığından bahsediyordu. Ona göre Tapduk Emre belki Allah’ın ta kendisiydi. Yunusun bir çok şiirinde Yaradana olan aşk vardır. Bu aşktır Yunus’ u yakan kavuran. Bu aşktır Yunus’ u yollara düşüren. Yunus bu aşk ile yanmış, pişmiş ve olmuştur. Tapduk Emre var mı yok mu bilemeyiz ama Yunus Emre diye biri gelip geçti bu dünyadan. Ve ben kendimi onun doğduğu, büyüdüğü topraklarda yaşamakla şanslı hissediyorum. (Fakat Tapduk Emre konusu gerçekten ilginç bir konu)

***

Nerede kalmıştık? Dediğim gibi istisnalar hariç, hiçbirimiz o özel kişiler değiliz. Ama aslında bir o kadar da özeliz ve vazgeçilmeziz. Annemiz, Bababamız, Eşimiz, Çocuklarımız için dünyalara değişilmeyiz. Bu laflar sizi kesmedi farkındayım. Şunu da söylemek isterim ki belki de siz seçilmiş kişisiniz. Bir gün Türkiye’nin hatta dünyanın kaderi sizin elinizde olabilir. O zaman şunu sormak istiyorum:

Buna gerçekten hazır mısınız?

Emre C.

Bir adamın uzun ve sıkıcı hikayesi

(Hayatımı yazsam roman olmaz)



Bu yazı 2223 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.