Kimi zaman yazmanın hüzünle doğru orantılı olduğunu düşünürüm.

Ne kadar doluysa içiniz o kadar kolay akar kalem üstünü karaladığınız materyalde.

Mutluyken ya da huzurluyken yazılmış hiçbir şiir,deneme, roman, makale, düz yazı ne haltsa işte , akıllarda yer eden kelimelere sahip değildir bence. İnsan kendi çaresizliğini gördükçe yazılanlarda, daha çok bağlanır harf yumaklarına. Saplantı haline geldiği de olur bazen bazı şeylerin , bazı yerlerde , bazı sebeplerden. Ve yine bazı kişilerde bu saplantının derecesi üst düzeydir. Genel itibariyle bu durumun tezahürü pek iç açıcı olmaz. Fazlasıyla çekilmez , huysuz , çirkin , takıntılı adamların bu hallerinin sebebi hep budur.Daimi memnuniyetsizlik artık huy olduysa , geri dönüşün çok mümkün olduğu söylenemez kanımca.

      Pek çok insan anlamaz bu adamların neden böyle olduklarını.Neden en ufak şeye alındıklarını , sinirlendiklerini , kıskandıklarını, üzüldüklerini , üzüldüklerini neden sakladıklarını.Belki de derinlerde bi’ yerde kendini ifade ediş bu.Yazamadığı zamanlarda mutsuz , yazarken daha mutsuz. Her harfle biraz daha mutsuz.

     Hayallerle daha iyi anlaşır bu adamlar gerçeklere nazaran. Olmayanı oldu gibi görürler çoğu zaman. Onlara göre olup bitenler düşüncelerden ibarettir. Çoğu zaman ” Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydadır” bu adamlar ya da “Geyikli Gecede”  bulursunuz onları. Kâh “Kınar Hanımın Denizlerinde” yüzerler , kâh “Ruhi Beyin ölümünü beraber düşlerler.”

     Böyle adamlardan uzak durmak en akıllıca harekettir. Fakat bir kere hayatlarına girmişseniz sizi koydukları yerde kalmaya gayret etmeniz herkes için en iyisidir. Böyle adamlar çok üzülür çok üzer.

Uzak durun bu adamlardan.



Bu yazı 1035 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

  1. Mavigunes dedi ki:

    tek kelimeyle muazzam olmuş. kalemine sağlık.

You must be logged in to post a comment.