Bir film “Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil” adıyla izleyici karşısına çıkıyorsa düşünenler için o filmden beklentilerin normal ölçülerde seyretmeyeceği aşikardır. Hele de bu film baş kahraman olarak kendini cyborg sanan bir genç kızla insanlardan yeteneklerini çalan bir erkek olarak belirlemişse ve yanlarına da herbiri şahsına münhasır bir hastane dolusu zırdeli vermişse izleyeceğimiz filmi standart ölçülerle değerlendirmemek gerektiğini anlamak için alim olmaya da gerek yoktur elbet.

İntikam üçlemesiyle (Sympathy for Mr.Vengeance, Old Boy, Sympathy for Lady Vengeance), özellikle de bu üçlemenin ikinci ayağı Old Boy‘la tanınan Güney Kore’li yönetmen Chan-wook Park, çektiği şiddet-hiddet-intikam dolu filmlerden sonra, küçük kızına izletebileceği hiç bir filminin olmadığını fark eder, zira “Baba sen ne işle iştigal ediyorsun Allah aşkına kuzum?” sorularına muhatap olmaya başlamıştır. Bunun üzerine hem eve alnının teriyle helal lokma getirdiğini kanıtlamak hem de kuzusuna gönül rahatlığıyla “genel izleyici” satüsünde bir film izletebilmek için iş bu filmi çeker (Yalnız kendisinin, film izlendikten sonra izleyicinin aklında oluşacak “Siz Güney Koreliler çocuklarınızı nasıl yetiştiriyorsunuz Allah aşkına kuzum?” sorusuna cevap olabilecek henüz hiçbir filmi yoktur.).

Kendini cyborg sanan Goon, hayatı boyunca varolma amacını sorgulamış bir genç kızdır. Aslında yaşam amacını sonunda iyi sıhhatte olsunlara karıştığından şüphe edildiği için hastaneye kaldırılmak üzere ambulansa konulan anneannesi, giderken ona söylemiştir ama Goon anlayamamıştır çünkü anneannesi takma dişlerini unutmuştur. Kendisinden sadece cyborg olduğunu öğrenebilen Goon, geri kalanı kendi başına halletmek zorundadır. O da basit bir mantık önermesiyle cyborgların biz faniler gibi yeme içmeye muhtaç olmadıklarını çıkarımsar ve kendisini pil yalayarak beslemeye başlar. Ama tahmin edileceği üzre AA 1,5V’ları yalaya yalaya nereye kadar gidebilicektir? Çalıştığı fabrikadaki anonsu çok ama çok yanlış anlayınca da bir cyborg olduğu için kendini imha etmeye kalkışır ve hastaneye yatırılır. Sonra da cümbüş başlar, ama cümbüş dediysek Kore cümbüşü, açıkçası bizim cümbüşlerden epey farklı.

Film, başlayışından bitişine kadar Goon‘u (ve hastanedeki diğer hastaları da) olduğu gibi kabul eder. Onlara hayatın olması gerektiğini düşündüğümüz normalliklerini dayatmaz, her birini kendi özel durumunda ele alır. Hastalar da birbirlerine karşı aynı tutumdadırlar. Bizim anormal saydıklarımız onların normalidir. Zaten Goon‘un iyileşme süreci doktorların yaptığı gibi ona olması gerekeni telkin etmeyle değil, onun cyborg olduğunu kabul edip ona öyle davranılmasıyla başlayacaktır. Özellikle de filmin bir diğer kahramanı İl Soon‘un Goon için yaptıkları, bir insana yakınlaşmanın en güzel yolunun önce onu olduğu gibi kabul etmek olduğunun en güzel örneklerini verir. İster normal olalım ister anormal, aşk’ın sevdiceğe karşıdan bakmak değil onun yanında yürümek olduğunu anlatır film.

Uzak Doğu filmleriyle benim gibi pek haşır neşir değilseniz, başlamak adına eğlenceli bir adım bu film. Ama başta da belirttiğim gibi standart gözlüklerimizi bırakıp 3A gözlüklerle filmi izlemek en iyisi (Açıkfikirli-Alışılmamış-Absürd).

Her zaman dediğimiz gibi güzel filmlerden mahrum kalmayalım, kalanları uyaralım.

Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil / I’m a Cyborg But That’s OK (2006)

Yönetmen: Chan-wook Park
Oyuncular: Im Soo-jung, Bi Rain
Senaryo: Jeong Seo-kyeong, Chan-wook Park
Orjinal Adı: Ssaibogeujiman gwaenchanha

IMDb Sayfası

 



Bu yazı 2145 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.