http://ecx.images-amazon.com/images/I/51AZR3059KL._SL500_AA300_.jpgDünya sinemasının başyapıtlarından ve en iyi hiciv örneklerinden biri olan 1940 yılı yapımı Büyük Diktatör (The Great Dictator), Charlie Chaplin’in de dehasının en açık görülebildiği filmlerinden biridir.

Adolf Hitler’le aynı yıl ve aynı ayda doğması yetmiyormuş gibi Hitler’le arasında belirgin bir fiziksel benzerlik de olan Chaplin’in bu dezavantajı avantaja dönüştürmesi bile zaten apaçık bir “deha” değil de nedir?

I. Dünya Savaşı’nda Tomania (Almanya’ya gönderme) cephesinde savaşıp bir kaza sonucu uzun süre hastanede kalmak zorunda kalan yahudi bir berber, yıllar sonra evine döndüğünde sureten onunla aynı; ama sireten tamamen zıt diktatör bir adamın dünya imparatoru olma ve ari ırk yaratma hırsıyla, ülkesini yaşanmaz hale getirdiğini görür. Yazık ki elde kişisel direnişlerden başka yapılacak fazla bir şey yoktur ama diktatörle arasındaki fiziksel benzerlik ona, tüm dünyaya bir insanlık dersi verme fırsatını verecektir.

Filmimizin başında klasik Chaplinvâri komedi unsurlarıyla izleyici filme ısındırılırken asıl zihin açıcı mizah, filmin can alıcı noktalarında teker teker namluya sürülür. Adolf Hitler tiplemesi Adenoid Hynkel’in ateşli konuşmasıyla Chaplin, adeta bize “Allah aşkına söyleyin, bu adamın konuşmasını dinlediğinizde sizin de aklınızdan bunlar geçmiyor mu?”der. Filmin çekildiği yılda henüz II. Dünya Savaşı’nın gerçek trajedisi ortaya çıkmamışken Chaplin, Hynkel’i dünya küresiyle dans ettirir ve balonu Hynkel’in elinde patlattırır. Filmin en yerinde, en hicivli sahnelerinden biri olan bu meşhur küreyle dans etme sahnesi Hitler’in dünyayla nasıl bir oyuncakmış gibi oynayacağının ama eninde sonunda bir balon gibi patlayıp parçalanacağının tam isabet bir tespitidir. Hynkel’in arî bir ırk oluşturma düşüncesiyle ülkedeki azınlıklara reva gördüğü muamele de, Charlie Chaplin’in henüz yahudi soykırımı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmemişken öngördüğü tespitlerden birtanesidir.

Filmden kesitler 1

Flmden kesitler 2

Chaplin Büyük Diktatör’de sadece Hitler’i yermekle de kalmaz, bir diğer faşist İtalyan diktatör Mussolini de filmdeki Bacteria ülkesinin diktatörü Napaloni tiplemesiyle Chaplin’in oklarına hedef olacaktır. Tren garında başlayan mizahî ısındırma turları; gerek ikilinin ilk toplantısında, gerek berber sahnesinde, gerekse Napaloni için düzenlenen danslı yemek sahnesinde komedi süsü verilmiş eleştirilerle devam eder. Buradaki göndermelerde de izleyici, bir yandan gülerken bir yandan Chaplin’in dehasını takdir etmekten geri duramaz. Çünkü iki diktatör arasındaki göreceli dostça ilişkide Charlie Chaplin hiçbir unsuru öylesine filme taşımamıştır. Mesela Hynkel, Napaloni’yi elinde spagetti parçalayarak tehdit eder, her iki diktatörün de ağzı İngiliz hardalından yanar vb.

Sonuç olarak Büyük Diktatör, her zamanki mizahî Chaplin çizgisinden sapmadan son derece cesur yergiler içerdiği, eleştirisini yaparken sözünü sakınmadığı, ne olursa olsun iyi olanın kazanacağına dair güçlü bir umut taşıdığı için hem değerli hem izlemeye değer bir film.

Ütopya’da ilk defa yazıyor olmam münasebetiyle özellikle çok sevdiğim bir filmi yazmak ve tavsiye etmek istedim. Bence güzel olan, çok sevdiğim ve izlemenizi tavsiye edeceğim nice filmlerde buluşmak üzere, güzel filmlerden mahrum kalmayalım, kalanları uyaralım, sevaptır.

  Resim



Bu yazı 2567 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

  1. Lavinya Oz. dedi ki:

    Ben bu filmi nasıl seyretmem yahu! Utan kendinden utan! 🙂
    Yarın ikinci iş bu filmi edinmek 🙂
    Kesinlikle… Tarihi eser…

  2. fafatuka dedi ki:

    charlie chaplin için şöyle bir intiba var üzerimizde sanırım, hani hepimiz biliriz, severiz; bu yüzden filmlerini de izlemiş olduğumuzu, bildiğimizi düşünürüz., galiba öyle bir şey 🙂 bir ay önce izleyebildiğim tüm uzun metrajlarını izlemiştim chaplin’in ve “büyük diktatör” içlerinde en iyisiydi bana göre.

You must be logged in to post a comment.