Sanatın bazen acımasız olduğuna tanıklık ettiniz mi hiç? Hani, o acımasızlığın aslında sanatın değil de insanoğlunun suçu olduğunu anlamanın sızısı gelir ardından. Donup kalmak deyiminin faili olursunuz o zaman. Ne dilde kelam, ne elde derman kalır.

İçimdeki Yangın / Incendies, işte böyle, izleyene yazacak bir şey bırakmayan bir film. Hatta “Ne bu yazıyı ne de filmle ilgili başka yazıları okuyun, mümkünse hakkında hiç bir şey bilmeden, doğrudan filmi izleyin!” desem ve yazıyı bitirsem olurmuş gibi geliyor. Sonra da “Takatiniz kalmışsa gelin burada konuşalım.” dediğimi farz edelim. Bilemiyorum bu filmin hakkına girmek mi, hakkını teslim etmek mi olur?

Yine de, âdet olduğu üzre filmle ilgili bir şeyler yazmak gerekiyor tabii. İçimdeki Yangın / Incendies, annelerinin vasiyeti üzerine ölmüş zannettikleri babalarını ve varlığından daha önce haberdar olmadıkları abilerini aramak üzere Kanada’dan Lübnan’a giden iki kardeşin arama sergüzeştini anlatırken, bir yandan da annelerinin vasiyetinde kendini böyle bir isteğe yönlendiren sebepleri gösteriyor peyder pey. Bir yandan kardeşlerle beraber “baba nerede, abi nerede” sorularına verilecek yanıtların izlerini sürerken, bu soruların annenin hayatına nasıl girdiğine de tanıklık ederiz. Filmin özellikle bu içiçe geçmiş kurgu konusunda başarılı olduğunu söylemeden geçmemek lazım. İzleyeni zorlamadan; ama basite de kaçmadan, bazen önce soruyu sorup cevabı vererek, bazen cevaptan soruyu çıkarsamaya çalışarak ilerleyen kurgu, dediğim gibi filmin en başarılı özelliklerinden.

Bir diğeri de kesinlikle duygusal anlamda ağlak bir tutum sergilemeden ve izleyiciyi kolay yoldan ağına düşürmeye çalışmadan anlatacaklarına odaklanması. Öyle ki film, “Ben senin bana ağlayabilme ihtimaline değil, durumun trajikliğini idrak edebilme potansiyeline güveniyorum ey izleyici!” diyen bir tutumu var sanki. “İşkenceyi, tecavüzü, vesaireyi izleyenin gözüne gözüne sokmadan da olayların vahimiyeti anlatılabiliyormuş…” dedirten bir film bu. Bu yönüyle de ayrı bir takdir kazanıyor.

Bir oyundan sinemaya uyarlanan İçimdeki Yangın / Incendies, savaşların/iç savaşların/siyasi çatışmaların toplumsal yıkımların yanında bireysel yıkımlarda da insanların hayatlarını nasıl etkilediğini anlatması açısından önemli bir film. Lübnan’da 70′li yıllardaki hristiyan ve müslüman halklar arasındaki silahli çatışmaları anlatırken konuyu günümüze uyarlamak, insanoğlunun kadim zulmüne yani “öteki olanı” kabul etmeme acımasızlığına getirmek, “kulların kullara ettiğini, etmiyor en zalim harı ateşin * ” dememek işten bile değil.

2010 yılı yabancı dilde oskar adaylığı olan İçimdeki Yangın / İncendies, her halt da müslümanların başının altından çıkıyor demediği, hatta ne müslüman ne hristiyan, taraf tutmadığı, zulmün kanattığı canların acısının dine, ırka, millete göre hafifleyip çoğalmadığını gösterdiği için de beğendim.

 

* Sezen Aksu’nun “Deli Kızın Türküsü” adlı albümünde, “Dua” adlı şarkının bir cümlesi. Telif hakları açısından sorun olur mu endişesiyle şarkıyı buraya eklemedim, ama dinlemenizi tavsiye ederim.

http://www.sivrisinema.com/dram/icimdeki-yangin-incendies-2010/

Film Künyesi

  • Yönetmen: Denis Villeneuve
  • Senaryo: Denis Villeneuve, Wajdi Mouawad, Valérie Beaugrand-Champagne
  • Oyuncular: Lubna Azabal, Mélissa Désormeaux-Poulin, Maxim Gaudette, Rémy Girard, Abdelghafour Elaaziz
  • Tür: Dram, Gizem, Savaş
  • Orjinal Adı: Incendies
  • Müzik: Grégoire Hetzel
  • Yapımcı Firma: Micro Scope, TS Productions
  • Yapım Yılı: 2010
  • Yapım Ülkesi: Kanada, Fransa
  • Orjinal Dili: Fransızca, Arapça, İngilizce
  • Filmin Süresi: 130 dk.
  • Resmi Sitesi: http://www.incendies-thefilm.com/
  • Vizyon Tarihi: 29 Nisan 2011 (Türkiye)
  • IMDB Sayfası: http://www.imdb.com/title/tt1255953/


Bu yazı 1571 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.