İki arkadaş üçüncüyü beklemektedir.

 

Ağabey nerde bu adam?

 

– Gelir şimdi meraklanma.

 

Meraklanmada kardeşim, kaç zamandır bekliyoruz burada. Ağaç olduk. Böyle bekletenlerden var ya nefret ederim. Gelmeyeceksen “gelmeyeceğim” de olsun bitsin. Ne bekletiyorsun? Biz seni beklemek zorunda mıyız? Bak gelsin bir bir söyleyeceğim bunları. Yeter artık ya. Adama güveniyorsun seni yüz üstü bırakıyor. Böyle şey olur mu?

 

– Hah! Geldi işte.

 

Vaay güzel kardeşim benim nerelerdeydin? Gözümüz yollarda kaldı. Başına bir şey mi geldi acaba diye meraklandık. Hatta bu var ya bu bir telaş bir telaş sorma. “dur” dedim “şimdi gelir dedim” yok, dinlemiyor.

 

– Sattın iki dakikada. Neyse, nerdeydin ?

 

Kusura bakmayın biraz geciktim. İşlerim vardı bir hayli. Neyse telafi ederiz.

 

Ederiz tabi ki. Allah telafi edilemeyecek hata vermesin.

 

– Amin!

 

Hata yapmak insandandır. İnsan hata yapar. Ama ne kadar az keşke ile yaşadığın önemlidir.

 

– Vaaayy!

 

Kardeşim sözünü söyledi gene.

 

Mesele hata yapmak değil. Hata yaptığını bilmek değil mesele. Mesele, hatadan sonra özür dilemek değil mesele.

 

– Mesele ne ağabey?

 

Yaptığın hatanın hayatını etkilemesi değil mesele.

 

Ne peki?

 

Yaptığın hatanın başkalarının hayatlarını da etkilemesi değil mesele.

 

– Ne ulan ne, mesele ne?

 

Mesele geriye dönüp bakmamaktır. Yaptığından yana değil yapacaklarından yana çevirmektir yüzünü, mesele.

 

Mesela, sen şimdi geç kaldın. “kaldıysam kaldım, önümüze bakalım” mı diyorsun?

 

Sürekli önüne bakan, etrafındakileri göremez. Göremeyince de ne tehlikeyi fark edebilir ne de güzellikleri.

 

– Neyse, boş verin şimdi. Hadi gidelim.

 

Gidelim de adam konuşuyor.

 

Boş veremeyiz. Boş vermekle alem elden gider.

 

– Ne güzel bir laf. Sonra konuşuruz, hadi gidelim.

 

“Laf” değil bu sözlerim. Kulak verin bu sözüme/ herkes öldürür sevdiğini.

 

– Ohoo ağabeyim iyice dizi filme bağlamış.

 

Bu şimdi şiiri filan okumaz inşallah.

 

İnşallah la maşallah la ömür geçmez.

 

Ömür geçirmek değil niyetimiz, ömrü yaşamak.

 

– Sen de mi?

E ne yapayım?

 

Ömür geçer, çabuk geçer hem de. Sen ömür dersin ama bulunduğun zamanı yaşamazsın.

 

– Böyle giderse de yaşayamayacağız. Gidelim artık. Çok beklettik, adamları giderler şimdi.

 

Bırak gitsinler. Bazen bırakmak gerekir gidenleri.

 

Sana dönüp dönmeyeceklerini anlamak için.

 

– Şu içinde bulunduğumuz durumu bir anlasam.

 

Meyveyi soymadan içini bilemem kardeş.

 

– Hayda!

 

Ne işin var çayda.

 

– Eyvah eyvah!

 

Bu fasulya yedi buçuk lira kardeş

 

Bu fasluyaaaa yedi buçuk liraaa/ bu fasulyaaa yedi buçuk lira

 

– Ya ne oluyor?

 

Olacakla öleceğe çare olmazmış.

 

Hem kaynasıııın hem oynasııııınnn

 

– Allah’ım neler oluyor?

 

Allah ile kul arasına girilmez.

 

Yandan Halime’m yandan.

 

– Şimdi düşüp bayılacağım.

 

Düşmek değil mesele. Mesele…

 

Seviyom seni candaann

 

…. kalkmak değil mesele.

 

Seeeviiiyosan candan– Aaaaaahhhhh

 

 

***

 

 

– Hayatım ne oldu?

– Su, su ver ne olur.

– Al bitanem. Ne oldu sıçradın birden?

– Kabus gördüm. Çok kötü bir kabus.

– Kabus görmek değil mesele ondan uyanabilmesini bilmektir.

– …………………….

– Hayatım. …..hayatım. bayılmış.



Bu yazı 1073 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.