Bir Mart akşamı

 

 

İnsanlar uyumaya çalışırken dışardan bitmek bilmeyen o ses gelmeye devam etmektedir:

– meeeaaaaoooovvvv, meeeeaaavv, meeeeeeeeeeeeeeeaaaaaaaaaaav.

– Allah sizi kahretmeye, bu ne ses be?

– Ağabey, yat uyuyalım rahat bırak hayvanları.

– Nasıl uyuyalım ya? Şu sese bak.

– Ne yapsın hayvancağızlar gidecek yerleri mi var?

– Kardeşim, benim evimin dibini mi buldular? Hem böyle bağırmak zorundalar mı?

– E git söyle istersen “bağırmayın” diye.

– Gider söylerim ne olacak? Onlardan mı korkacağım?

– Uykusuzluk başına vurdu senin.

– …………………..

-……………………

– Kışt, hoşt gidin bakayım buradan. Hoşt dedim kime dedim?

– Ne oldu gittiler mi?

– Gitmiyorlar baksana şu rezalete.

– Bu ne ya, bu ne ya, bu ne terbiyesizliktir ya, ayıp denen bir şey var ya. Hiç yakışıyor mu koskoca kediler eviniz barkınız yok mu sizin? Hayvanlar yapar ancak bunu.

– Onlar hayvan zaten, abartma.

– Ha, hatırladın yani. Sevindim senin için. Rahat bırak hayvanları. Ne diyeceklerdi yani? “sessiz olalım da mahalleliye ayıp olmasın” mı diyeceklerdi?

– İyide kardeşim niye şimdi?

– Ağabey, seni on bir ay bağlayıp sadece bir ay izin verseler sen neler yapardın acaba?

– Empati kurayım yani.

– Hayatın akışına bırak kendini.

– Akışta bu program varsa televizyonu kapatalım.

– Dua et gece yarısından sonraya koymuşlar.

– Tövbe tövbe

– Kızma yahu. Bahar geliyor hayat yeniden canlandıracak kendini tabi ki. Niye hala kızıyorsun?

– Benim evimin dibinde hayat canlanmasın kardeşim kış mevsiminden memnunum ben.

Bu arada karşı evin penceresinden bir ses gelir:

– Gecenin bir yarısı bu ne gürültü kardeşim? Camınızı kapatıp öyle konuşsanıza.

– Tamam birader kusura bakma.

– Ne bakmayacakmışım? Bu ne ses böyle? Saatin farkında mısın sen?

– Farkındayım merak etme. Bende kedilerin sesine uyandım onları kovalıyordum.

– Hangi kedilerin?

– İşte şu… kaçmışlar .

– Dalga mı geçiyorsun sen benimle?

– Dalga değil güzel kardeşim, olayı anlatıyorum.

– Ağabey boş ver, kapat camı dalaşmayalım gece gece.

Bu arada başka bir pencereden başka bir ses:

– Yatıp uyusanıza birader. Ne bu ses böyle ?

Bir başka pencere daha açıldı o anda.

– Biz sizi dinleyeceğiz ya sussanıza biraz.

– Sen nerden çıktın ya.

– Sen benimle nasıl konuşuyorsun?

Başka evlerin de camları açılmış mahalleye bir çok evden gelen seslerin yarattığı bir uğultu dolmuştu.

– Bana mı dedin sen o lafı?

– Sana dedim ne olacak?

– Gel ulan aşağı

– Geliyorum. Ne yapacaksın?

– Sen benim komşumla nasıl konuşuyorsun öyle ha?

– Asıl sen benim komşumla nasıl konuşuyorsun?

– Hanım hanım kocana sahip çıksana

– Seninkinin ağzını burnunu dağıtsın sahip çıkacağım merak etme.

– Sen kime karşılık veriyorsun.

– Sana .

– Aşağıda bekle beni.

Apartmanların başka katlarında ki komşu kadınlar ve erkeklerde aşağıya inmiş. Ortalık savaş alanına dönmüştü. Biraz sonrada polis geldi.

– Ağabey bu olay nasıl geldi bu noktaya.

– Vallahi ben de anlamadım. İnsanlar tuhaflaştı.

– Haklısın. Nerde o eski komşuluklar?

– Vallahi billahi. Kimsenin başkasına saygısı kalmadı, bozuldu bu İstanbul ya.

– Aynen aynen neyse yatalım artık.

– Yatalım. Yatalım da uyuyalım.

Olaylar yatışmış. Herkes evine, yatağına dönmüştü. Gecenin ilerleyen vakitlerinde bir ses yardı sessizliği:

 

– meeeeeeeeeaaaaaaaaaavvvv

 

– lan!



Bu yazı 1039 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.