1. BÖLÜM

2. BÖLÜM

–          İyi akşamlar Prensesim.

–          İyi akşamlar.

–          Bendeniz buralara çok uzak bir krallıktan geliyorum. Adres sormayın uzun sürer. Ama bu üzerimde ki fırfırlı kıyafetten de anlayacağınız gibi prensim.

–          Memnun oldum Prensim.

–          Bugünlerde biraz üzüntülüymüşsünüz. Duydum, bende inanın çok üzüldüm.

–          Teşekkür ederim. Nişanlımın ani ölümü beni gerçekten çok üzdü. Dağ gibi adam tık diye gitti vallahi. Hiç bir şey anlamadım.

–          Prensesin haberi yok, uşağın haberi var hmm.

–          Ne dediniz duyamadım.

–          “Toprağı bol olsun” diyordum. Ölümlü dünya. Ne yapalım? Siz kendinizi fazla üzmeyin.

–          Doğru söylüyorsunuz. Yavaş, yavaş toparlanıyorum.

–          Hem belki böylesi daha hayırlı olmuştur.

–          Nasıl yani?

–          Siz bir prensessiniz. Sizinle evlenecek kişinin kraliyet ailesine uygun bir kişi olması gerekir. Sadece unvanıyla değil, diğer insani özellikleriyle de.

–          Haklısınız.

–          Mesela, beni ele alacak olursak…

–          Durduk yerde niye sizi ele alıyoruz?

–          Yani… örnek veriyorum. Beni değil de şu salondakilerden birini alalım. Mesela, mesela şu arkası bize dönük adam.

–          (adam bunu duyar ve arkasını döner.) Bana mı seslendiniz?

–          Haydaaa gene mi sen ya?

–          Asıl, gene mi sen? Sen benim başımın belası mısın bu gece?

–          Ya konuşma, her yerden karşıma çıkıyorsun zaten.

–          Çıkarım çıkmam benim bileceğim iş. Hem sen benimle doğru konuş.

–          Niye?

–          Düküm lan ben.

–          Bana mı düksün kardeşim? Hem bende prensim ne olmuş yani?

–          Senin prensliğin sökmez burada.

–          (Prenses): Beyler, beyler lütfen yapmayın. Bakın herkes buraya bakıyor.(o sırada orkestra vals çalmaya başlar.)

–          (dük): Prensesim bu dansı bendenize lütfeder misiniz?

–          (Prenses): Tabi. Memnuniyetle.

–          Hah kızı da kaptırdık.

–          (Bir adam yanaşarak): neler oluyor burada kuzum?

–          Bir sen eksiktin. Sen de oldu, tam oldu. Seni ilgilendirmez birader.

–          Asıl beni ilgilendirir. Bu davetin sahibi benim. Ben bu ülkenin prensiyim.

–          O sen miydin ya?

–          Ne oldu beğenemediniz mi kuzum?

–          Kuzum mu? Senin niye kızları ayağına çağırdığın belli oldu.

–          Ne demek istiyorsunuz?

–          Yok bir şey. Eee anlat bakalım prens, kaç kızla tanıştın bu gece.

–          Daha henüz hiçbiriyle tanışamadım.

–          Nasıl tanışamadım ya? Koskoca ülkede ki bütün bekar kızları topladın, amele pazarından işçi toplar gibi bir de kalkmış tanışamadım diyorsun.

–          Öyle vallahi.

–          Utanıyor musun?

–          Evet. Konuşamıyorum kızlarla. Böyle… nasıl anlatsam… ter basıyor.

–          Ter basıyor… ben senin layığını biliyorum sen merak etme. Seni birisiyle evlendireceğim. Bak dikkat ettiysen tanıştıracağım demedim. Evlendireceğim.

–          Size çok minnettar kalırım. Babam tepemde, rahat yüzü yok vallahi.

–          Ben halledeceğim senin işini sen merak etme.

 

 

Devam edecek…



Bu yazı 1150 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

  1. Lavinya Oz. dedi ki:

    “- İyi akşamlar Prensesim.

    – İyi akşamlar.

    – Bendeniz buralara çok uzak bir krallıktan geliyorum. Adres sormayın uzun sürer. Ama bu üzerimde ki fırfırlı kıyafetten de anlayacağınız gibi prensim.”

    🙂

    MUHABBET ÇOK HOŞ YANİ 🙂

You must be logged in to post a comment.