– Aman abi dikkat et yine aldı eline kalemi.

– Bakalım ne yazacak?

– Ne yazacak abi; sevdim sevilmedim, seveni sevemedim, canımdan böyle bezdim amaaaaann.

– Yahu, ne oynak adamsın! Adam kaleminin kapağını açsa göbek atacaksın.

– Atarım tabi. Üç günlük dünya eğlenelim biraz.

– Şşşt! Başlıyor.

 

Derin bir sessizlik vardı.

 

– Derin mi? Abi sakata gelmeyelim?

– Dur bir dakika dur. Devam etsin bakalım.

 

Geniş düzlüklere hakim olan gerginliğe rüzgar bile ayak uydurmuş ürperti veren çığlığını atmadan esiyordu.

– Hakim, gerginlik, ayak uydurmak, ürperti, çığlık. Başımız belaya girmeden kaçalım bu yazıdan.

– Sus be oğlum! Başka bir şeyden bahsediyor adam. Ne kadar evhamlıymışsın?

 

Çiçekler boyunlarını bükmüş, otlar kendilerini rüzgarın merhametine bırakmış, kuşlar bulabildikleri ağaçların dallarına büzüşerek dizilmişlerdi.

– Ay yazık! Kıyamam ben onlara.

– Ben de, ben de. Kuşlar dallara büzüşmüşler, yan yana dizilmişler. Korkuyordur şimdi

yavrucaklar. Güzelim çiçeklerde boyunlarını bükmüş zaten. Rüzgarın merha… öhöm öhöm. Ne yazıyor bu ya?

– Abi sen de sağlam bir arabesk altyapı görüyorum.

– Altını üstüne getirmeyeyim, sus!

– Pardon abi!

 

Hatta ovada bulunan bir iki ağaç korkularını bastırmak umuduyla yan yana gelebilmek için bir sağa bir sola yatıyorlardı.

– Abi, o rüzgar koca koca ağaçları bir sağa bir sola yatıracak kadar güçlüyse kuşlar nasıl dallara büzüşebilmişler? Burada mantık hatası yok mu?

– Haklısın. Burada bal gibi mantık hatası var. Rüzgar o kadar güçlüyse kuşları alıp götürür zaten. Çiçekleri de kopartması lazım. Hayır bir kere, ovada var iki ağaç onlar da birbirlerinin nerede olduğunu bilmiyor mu ki, sağa sola yatıyorlar? Sağdaysa sağa yat soldaysa sola. Öyle değil mi güzel kardeşim? Nedir yani illa güzel cümleler kuracağım diye, edebiyat parçalayacağım diye abidik gubidik tanımlamalar. Yakışıyor mu senin gibi yazara? Hı? Söyle. Konuşsana be adam.

– Abi vur dedik katliama kalıştın.

– Bunlara böyle davranacaksın güzel kardeşim. Bunlara böyle davranacaksın.

 

Gökyüzünü istila eden koyu gri bulutlar ise aşağıdaki duruma uyarcasına her yerlerine dolmuş olan su damlalarını yağmur olarak bırakmayı erteledikçe erteliyorlardı.

– Bak hala ne yazıyor? Gökyüzünü koyu gri bulutlar istila etmişte yağmur bırakmayı erteliyorlarmış. Bir kere yağmur bulutu gelmişse yağar kardeşim. Ne demek yani ertelemek? Bulut: “her yerimde yağmur var ama beş dakika sonra yağayım adama ayıp olmasın mı diyecek?”

– Abi sakin ol!

– Olamam güzel kardeşim olamam. Sen çok sıkışınca şimdi gitmeyeyim erteledikçe erteleyeyim mi diyorsun?

– Abi, biz öyle bir şey diyemeyiz zaten.

– Diyemezsin tabi ki de. Dersen klozet örümcek bağlar. Sende çamaşır üstüne çamaşır alırsın verirsin ekonomiye can verirsin. Böyle saçma bir şey olur mu?

– Abi sinirlenme, sakin ol.

– Ne demek sinirlenme? Ne demek? Burada adam fizik kurallarını hiçe sayacak ben sinirlenmeyeceğim ha.

– Abi, yazı onun yazısı biz sadece mürekkebiz ne yapabiliriz ki?

– Yazmam kardeşim. Yazmam. Benim kafamın tasını attırmasın vallahi de yazmam billahi de yazmam. Şükrü! Şükrü! Yazmıyoruz, Muammer’e de söyle yazmıyoruz. Olur mu böyle şe…Allah bu ne?

– Abi, bulut ertelemekten vazgeçti galiba.

– Ne vazgeç… adam kağıda su atıyor.

– Adam ağlıyor abi mahvolduk.

– Ağlamasana. Şşşt, hop ağlamasana erkek adam ağlar mı?

– Abi ağlıyor. Ne yapacağııızz şiimmdirbizzzbiyuu

– Biiiilmmiyooooorrummnnhaahööghnö



Bu yazı 1017 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.