Uçan dairede

-Hoş geldin Yurdaşen.
-Hoş bulduk abi.
-Ooo, Yurdaşenciğim, hemen “abi”ye geçmişsin bakıyorum. Aşağıda bizim arkadaşa
afra tafra yapıyordun.
-Estağfurullah abi. O yanlış anlaşmadan olan küçük bir olay.
-Anladık, anladık. Kısa kes.
-Bana ne yapacaksınız acaba?
-Bir takım testler.
-Nasıl testler. Kesip biçecek misiniz?
-Seni niye keseyim oğlum ben? Manyak mıyım? He? Neye benziyorum oradan
bakınca?
-Yok hayır da…
-Tamam sus. Dünyada ki yaşamı öğrenebilmek için sana bir takım testler
uygulayacağız.
-Doku örnekleri filan mı alacaksınız? Kan mı alacaksınız? Yalnız sabah ben biraz
pekmez yedim. Söyleyeyim yani, fazla kan çıkarsa aldanmayın.
-Kesmeyeceğiz dedik ya kardeşim. Laftan anlamıyor musun sen? İnsan ırkını anlamak
için bir takım sorular soracağız.
-Nasıl sorular?
-İki kere iki?
-Dört.
-Aferin geçtin.
-Bu ne ya! Siz insanlığı ne zannediyorsunuz? Resmen hakaret bu. Tamam bizim uçan
dairemiz yok ama biz de aya maya gittik yani.
-Bir tek aya gidebildiniz zaten
-O da bir başarıdır.
-Kes lan. Oğlum durum senin bildiğin gibi değil.
-Nasıl değil?
-Biz daha uçan dairemizi yeni yapabilen bir uzaylı türüyüz. İlk defa sefere çıktık.
Parayı pulu bu makineye harcadığımızdan, deney yapacak alet edevat yapamadık. Biz
de dedik alalım bir insan soralım öğrenelim.
-Sizin ırkın ilk kurbanı ben miyim yani?
-Hee! Ne oldu ki? Sevinmedin mi?
-Ne bileyim? Sevinsem mi, üzülsem mi?
-Sevin oğlum sevin. Dükkanın ilk müşterisi sensin işte.
-Dükkan mı?
-Bir nevi. Eee, dünyada işler nasıl ya? Nasılsınız? Neler yapıyorsunuz?

(Bir başka uzaylı): Çay içer misin hacı?
-Hacı mı? İyice kahveye döndü burası. Bu nasıl bir muhabbet böyle ya?
-Ne la beğenemedin mi?
-“la” mı?
-Hee! Sizin bir diziden öğrendik.

-Ya siz neler izliyorsunuz anam babam?
-Güzel ya niye öyle diyorsun?
-Tamam izleyin ya öfff. Sen beni buraya niye çağırdın onu söyle. Gerçek ama.
-Buraya kadar anlattıklarım doğru ama senin buraya gelmen başka sebepten.
-Nedir?
-İddia.
-Ne?
-İddia, iddia. İddiaya tutuştuk. Ondan.
-Ne iddiası ya?
-Şu arkada ki sarı var ya…
-Hangi… Adam sarı hakikaten ya.
-Hah, işte o sizin bu dizilerden mi görmüş ne yapmış artık. “abi” dedi. “bu dünyalılar
sıkıntıya düştüler mi bir tane yaşam koçu buluyorlarmış. Biz de bir tane bulalım.” dedi
-Siz de beni aldınız.
-Yok biz başkasını alacaktık da. Tam burada iddia devreye girdi.
-Nereye gidecek bu hikaye çok merak ediyorum.
-Bir yere gideceği yok aslında. Yazar sıkıştı. “Ne yapsam, ne yapsam” diye aranıyor
şimdi.
-Ha. Konu ilerlemiyor di mi?
-Fark ettin di mi?
-Ettim  ettim. Zor valla.
-Geçen yazıda bitirecekti asıl. Yok devam edecek yok bilmem ne.
-Bir ayda zaman geçti yazmadı tabi.
-E yani. Son geceye ödevini bırakan öğrenci modeli.
-Bu okuldayken de böyleydi zaten.
-Bir insan yedisinde neyse yetmişinde de o.
-Doğru söylüyorsun. Eee , ne yapalım dağılalım mı?
-Çayını bitir çıkarız. Acele etme.
-Acemi daha acemi. Ondan hep.
-Tabi canım çoluk çocuğun işi mi bu.

(Yazar): Ne çoluk çocuğu lan? Doğru konuşun.
-E ama öyle değil mi? Sen söyle.
(Yazar): Siz ne biçim konuşuyorsunuz sahibinizle?
-Sahip mi?
(Yazar): Evet.
-Yuh! Bu nedir ya! Bu nasıl bir egodur böyle?
-Kölen miyiz biz senin kardeşim?
(Yazar): Kölem değilsiniz ama sizi ben kağıda döktüm. Ben hayat verdim.
-Ya bırak Allah için. Biz olduğumuz için sen yazabiliyorsun.
Yumurta mı tavuktan…
(Yazar): O sözü mü söyleyeceksin. Allah için milyon yıllık geyiğe mi gireceksin?
-Güzel söz ya. Güzel söz değil mi uzaylı.
-Biraz sıktı o söz. Şimdi doğruya doğru. Geyik oldu yani, bildiğin geyik oldu.
-Tamam o zaman ben daha konuşmuyorum. Dağılalım.

-Dağılalım mı?
-Dağılalım tabi. Ne konuşacağım bundan sonra? Bunalttım sizi kusura bakmayın.
(Yazar): Yok estağfurullah. Bunaltma filan yok. Dağılalım o zaman. Sen ne diyorsun
uzaylı.
-Dağılalım abi. Bana uyar.
(Yazar): Tamam hadi dağıldık.



Bu yazı 1171 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

  1. Lavinya Oz. dedi ki:

    -Bir yere gideceği yok aslında. Yazar sıkıştı. “Ne yapsam, ne yapsam” diye aranıyor
    şimdi.
    -Ha. Konu ilerlemiyor di mi?
    -Fark ettin di mi?
    -Ettim ettim. Zor valla.
    -Geçen yazıda bitirecekti asıl. Yok devam edecek yok bilmem ne.
    -Bir ayda zaman geçti yazmadı tabi.
    -E yani. Son geceye ödevini bırakan öğrenci modeli.
    -Bu okuldayken de böyleydi zaten.
    -Bir insan yedisinde neyse yetmişinde de o.
    -Doğru söylüyorsun. Eee , ne yapalım dağılalım mı?
    -Çayını bitir çıkarız. Acele etme.
    -Acemi daha acemi. Ondan hep.
    -Tabi canım çoluk çocuğun işi mi bu.

    (Yazar): Ne çoluk çocuğu lan? Doğru konuşun.
    -E ama öyle değil mi? Sen söyle.
    (Yazar): Siz ne biçim konuşuyorsunuz sahibinizle?
    -Sahip mi?
    (Yazar): Evet.
    -Yuh! Bu nedir ya! Bu nasıl bir egodur böyle?
    -Kölen miyiz biz senin kardeşim?

    😀 😀 😀 HARİKA!

You must be logged in to post a comment.