(erkek elinde çiçeklerle eve gelir.)

 

-Yıldönümümüz kutlu olsun hayatım.

 

-Olsun hayatım. Hangi yıldönümümüz?

 

-Neyin olacak, hayatım? Tabi ki evlilik.

 

-Biz Temmuzda evlendik, hayatım.

 

-Haa! Temmuzun sıcağında ben nasıl damatlık giymişim ya?

 

-Az daha giymiyordun da zaten. Kısa kollu ceket ile şorttan bozma pantolon istemiştin.

 

-Ama hiçbir yerde yoktu değil mi?

 

-E haliyle!…Sıradaki tahminini alayım.

 

-Nişan yıldönümümüz?

 

-Biz iki ay nişanlı kaldık.

 

-İşte o zaman budur. Kutlu olsun, hayatım.

 

-Hayatım! İki ay nişanlı kaldığımıza ve Temmuzda evlendiğimize göre nasıl olurda Kasım ayında bunu kutlarız?

 

-Biraz zor olur değil mi?

 

-Ha, eğer yeni bir takvim buldum diyorsan?

 

-Yok, onu daha diyemiyorum.

 

-Ama çalış bunun üzerinde. Başaracaksın bir gün. ….Şimdi ki nedir? Hayatım!

 

-Nikah, nişan…eee…söz. Sözlendiğimiz günün yıldönümü.

 

-Söz nişan bir aradaydı, hayatım.

 

-Hee. O da takvime takılıyor tabi. Niye biz bu kadar acele etmişiz? Söz nişan birlikte, iki ay sonrada nikah.

 

-İstersen aynı hızla işlemleri geri alalım…hayatım!

 

-Yok, yok o olmaz, o. …ilk tanışmamızın yıldönümü olabilir mi?

 

-O da olamaz, çünkü biz Ağustosta tanıştık.

 

-Ağustos… E nasıl oluyor? Ağustosta tanıştıysak Temmuzda -Temmuzdu değil mi?-

 

-Şimdi bağırırım.

 

-Tamam, tamam. Temmuzda biz nasıl evlendik gerçekten? Yoksa sen mi yeni takvim icat ettin?

 

-2009 ağustos.

 

-Ha, 2009 Ağustos – 2010 Temmuz. Evet.

 

-Bekliyorum.

 

-Neyi bek…ha tamam…eee…içimden geldi hayatım illa bir sebebi mi olması lazım?

 

-Bu bahane bu saatten sonra işlemez, hayatım.

 

-Diyorsun. Güzel diyorsun…eee… şey, yani… vallahi gerçek şu; ben bugün bir şeyin yıldönümü olduğunu hatırladım ama neyin olduğunu hatırlayamadım. Artık kusuruma bakmayacaksın. Olur böyle arada ne yapalım? Ben de hergün kaç kişiyle uğraşıyorum. Sen bugünü hatırladığıma şükret bence. …sahi, neyin yıldönümüydü bugün?

 

-Mırnavcığımın ölüm yıldönümü.

 

-Ben de bu tarih niye aklımdan çıkmıyor diyordum. Başın sağ olsun tekrardan, hayatım. O ne… tava olmaz, tava olmaz.AHHHHH!!… ya bir kedi için tavayla vurulur mu kocaya. Ayıp, ayıp. O mendebur hayvan bana neler yaptı unuttun mu? AHHHH!! Evlilik yıldönümümüz, nişan, söz hiçbirini bilemedim onlar için vur bari. AHHHH!! bak yine vuruyor. Yahu kadın bir kedi için vurulur mu? AHHH!!! kedi için vurmuyor musun sen yoksa? AHH!! ya morardı, morardı. Yarın işe gideceğim.

 

-Ben de avukata gideyim diyorum. Hakime anlatırsın “bir kedi için” diye.

 

-Tamam, tamam şaka yaptım.

 

-Ne? Ne şakası?

 

-Şaka hayatım, şaka. Ben herşeyi hatırlıyorum. 10 Ağustos 2009 Pazartesi günü tanıştık, üzerinde beyaz bir tişört vardı, saçların böyle toplu değil açıktı, hafif bir rüzgar vurmuştu da dalgalanmıştı hatta.

 

-Eee! Bak sen!

 

-Altında kot pantolon. O güzel yüzünde hafif bir makyaj. Tüm cesaretimi toplayıp “merhaba” dedim. Karşılık verdin sen de gülümseyerek. Ben o kadar güzel bir gülümseme görmemiştim o güne kadar.

 

-Sonra?

 

-20 Mayıs 2010 Perşembe nişan- söz birarada ve büyük gün 14 Temmuz 2010 Çarşamba nikahımız kıyıldı. Gördüğüm en güzel gelinlik ve içinde görüp görebileceğim en güzel gelin.

 

-Niye sen bunları tavaları yemeden söylemiyorsun?

 

-Tavaları yemeden söyleseydim anlamı kalmazdı.

 

-Seni seviyorum.

 

-Ben de seni….Bu arada senin kedin niye ölmüştü ya?

 

-Hani sen bir gün dışarı çıkarmıştın da belediyenin sokak köpekleri için koyduğu yemekten yemişti, senin elinden kurtulup.

 

-Ha, hatırladııııııımmmm. Birden bire nasıl kurtulmuştu elimden öyle?

 

-Sen de özlüyorsun onu değil mi?

 

-Hem de nasıl, hem de nasıl.

 

-İşte o yüzden yarın yenisini almaya gideceğim. Biliyorsun, kedileri seviyorum ben.

 

-Bilmez miyim, hayatım? Al tabi ki, al. Kavuş yeni mırnavcığına.

 

-Sağ ol hayatım.


-(ben de o yemleri nerelere koyuyorlar tekrardan öğreneyim bari.)

 



Bu yazı 1440 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.