– Ee ne yapıyoruz?

– Yemek yiyelim ya! Acıktım ben.

– Tamam. Ne yiyelim?

– Yumurta yok mu? Kır iki-üç tane yiyelim.

– Yumurta mı yiyeceğiz? Doğru düzgün bir şeyler yiyelim.

– Yumurta doğru düzgün bir şey değil mi?

– Ya iki yumurtayla kim doyar?

– Been.

– Boş ver yumurtayı şimdi. Benim canım barbunya çekti.

– Barbunya mı? Sen barbunya yapmasını biliyor musun?

– Yoo! Ama internet diye bir şey var.

– Ya şimdi iki saat onunla mı uğraşacağız? Kıralım iki yumurta doyuralım karnımızı.

– Hayır, abi! Her acıktığımızda ya hazır yiyoruz, ya yumurta kırıyoruz, ya da lokantaya gidiyoruz. Ben artık evimde sıcak yemek pişsin, mutfağımdan yemek kokuları gelsin istiyorum.

– İyi misin oğlum sen? Fazla izleme şu kadın programlarını.

– Ne alakası var? Ben, evim biraz eve benzesin istiyorum.

– Evlen o zaman.

– Yok o kadar da değil. Şimdilik böyle iyi.

– E haydi bak bakalım şu internete.

– Bakalım… Hmm.. evet işte barbunya. “Taneleri yuvarlak, oval veya yassı, kırmızı benekli, bir tür fasulye.”

– Ya bize ne bunlardan yemeğe gel sen.

– Abi belki bunlar da önemlidir.

– Evlatlık almayacağız oğlum yiyeceğiz.

– Tamam tamam. Hah işte burada!…barbunya, salça, patates, havuç, soğan, sıvı yağ. Tamam abi hemen markete gidip alalım şunları.

– Nasıl yapıldığına da baksana, eksik bir şey olmasın.

– Ya boş ver nasıl yapıldığını. Tencereye at, pişir. Bu kadar.

– E iyi kolaymış o zaman haydi gidip alalım şunları.

 

(Arabanın yanına gidilir)

– Ne bekliyorsun açsana kapıları.

– Anahtar sende değil mi ?

– Sen almadın mı?

– Yoo!

– Bir de “yoo” diyor. Koş git al gel haydi.

– ……………..

– ……………..

– Geldim, geldim.

– Aç haydi.

 

 

(Marketin otoparkına giriş yapmak için sağa yanaşılacakken…)

– Dikkat et, sağdan araba geliyor!

– Aman!

– Kır direksiyonu kıır.

– ……Of ucuz atlattık. Verilmiş sadakamız varmış.

– Nasıl hızlı geliyordu? Herkese ehliyet veriyorlar.

– Haklısın vallahi.

– Neyse dön şuradan. Girelim otoparka.

– Tamam……… Abi, polis işaret ediyor.

– Yanaş bakalım.

– Buyurun memur bey.

– İyi günler beyler. Sinyal vermeden dönüş yaptınız.

– Vermedik mi?

– Vermediniz.

– Memur bey biz tam otoparka girmek için şerit değiştirecekken arkadan bir araba çok hızlı geliyordu da tam şey edemedik.

– Biz onun plakasını aldık. İlerde onu çevirirler. Şimdi konumuz sizsiniz. Ehliyet ruhsat alayım.

– Ruhsat burada buyurun.

– Ehliyet?

– Ehliyet, cüzdanımda… cüzdanım nerede?

– Bana sormuyorsunuz inşallah.

– Ehliyetini çıkarsana oğlum.

– Abi evden hızlı çıkınca. Anahtarı unuttuğum gibi cüzdanı da galiba.

– Ne galibası ehliyet yok mu yanında?

– Şöyle buyurun beyler.

– Memur bey benim ehliyeti versem.

– Arabayı bu bey kullanıyordu.

– Yani şimdi… onuda aramızda diyorum hallediversek.

– Anlamadım?

– Yani şey diyorum.

– Çıkın beyler hemen çıkın.

 

 

(Bir müddet sonra)

– Neyse abi ucuz atlattık.

– Ne ucuz atlattık be ne ucuz atlattık? Barbunya almaya giderken ceza yedik oğlum. Dalga mı geçiyorsun sen benimle?

– Abi hiç değilse ehliyetsiz araç kullanmaktan ve sinyal vermeden şerit değiştirmekten ceza yedik.

– La havle ! yürü haydi alalım şunları eve gidelim ne yapıyorsak yapalım.

 

(Evde)

– Evet işte yemeğe başlıyoruz. Yarım saat bilemedin kırk beş dakika sonra midemiz bayram edecek.

– Haydi, haydi.

– Nasıl yapıldığına şimdi bakabiliriz…. Hmm…. Soğanlar, patates, havuç hallederiz, sıvı yağ tamam, bakalım sonra ne yazıyor…akşamdan ıslattığımız barbunyaları düdüklü tenceremizde…

– Düdüklü tencere?…

– Akşamdan ıslat…tığımız….

– ………………….

– ………………….

– Yumurta ?

– Yumurta.

– Ver şu tavayı.



Bu yazı 1190 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.