“Sigarayı Bıraktığını Nasıl Anlarsın?” >>> Aynı; “diyete başladım” cümlesi gibi “sigarayı bıraktım” cümlesi de çevrenizce ciddiye alınmaz çünkü iradenizin %80 oranında en fazla 4 gün süreceği düşünülür ama siz %20 lik dilimde olduğunuza inandırabilirsiniz; önce kendinizi. “Sigarayı bıraktığını nasıl anlarsın?” Artık “sigaranın zararları” temalı yazı ve görsellere kaçmadan bakıyorsan ve “sigara” kelimesini cümle içlerinde çok […]
0
    02. 0001   Geçen gün ”Bana ne ulan İsa’nın doğumundan!?” dedim ve bize özgü yeni bir takvim yaptım. Benim ütopyamın sınırları içerisinde geçerli olan bu takvimin adı: Takvim-i Rapunzel. Takvim-i Rapunzel’e göre bu gün birinci yılın ikinci ayının son günü. Herkes iyice bellesin bunu. Bir daha hesaplayayım da bir yanlışlık olmasın. Çünkü senin […]
0
SEVGİLİ KIZIM Şimdi gece, Noel gecesi. Benim küçük kalemimdeki silahsız muhafızların hepsi derin uykuda. Kardeşlerin uyuyor, annende uykuya daldı. Ne var ki sen çok uzaklardasın; eğer şu anda şu dakikada fotoğraflarına bakmıyorsam kör olayım. Fotoğrafların burada, masanın üzerinde, kalbime en yakın yerde duruyor. Oysa sen neredesin? Uzaksı, masalsı, Pariste, Camps Elyees’deki tiyatroda, görkemli bir sahnede […]
0
  2 Aralık 2016 “bana bir şey olursa, diye korktum seni birkaç saniye daha düşünürsem.” *K. İskender Zor günler geçirdim. Seni daha az düşünmek için zihnimi meşgul edecek uğraşlara tutundum: Gündüzleri resim yaptım… Geceleri bazen Neşet Ertaş’ın bazen de Mahsuni Şerif’in sesi eşliğinde Tevrat okudum… Sabahlara kadar İbranice çalıştım… Günü karşılamadan uyumamayı adet edindim… Her […]
0
Adet olduğu üzere bir ‘MERHABA’ sana. Yoksa içimden bu mektuba kesinlikle böyle başlamak gelmiyor. Ötelemeye çalıştığım bütün kırgınlıklarım depreşti. Ağzıma kadar öfkeyle doluyum. Köpürüp taşmamak elde değil. Seninle başa çıkamayacağımı da biliyorum. Çünkü sen dünyanın en tehlikeli silahına sahipsin. Ne tabancalar, ne tüfekler, ne roketler, ne uçaksavarlar, ne de füzeler… Hiçbirinin tahrip gücü senin zehirli […]
1
6 Ekim 2016         Bir şiirin içinden geçen altıkırkbeş vapurunun düdüğü değil, bir roman karakterini uykusundan uyandıran savaş uçağının çığlığı değil, suya düşen yassı bir taşın çıkardığı ses de değil, ben bozuyorum harflerimin uygun adımlarıyla aramıza konuşlanan sessizliğin bekaretini. Sakın ”Bu devirde mektup mu kaldı?” deme.   Önce Alexander Graham Bell’den sonra […]
0
Haham kendini takip eden öfkeli kalabalığa aldırmadan suçu sabit görülmüş kadını iki Roma askeriyle birlikte surların dışına, tören için özel hazırlanmış alana götürüyordu. Kadın, otuzlu yaşlarda üstü başı yırtılmış, kaderine razı, kafası önde, gözler  bastığı toprağa sabitlenmiş, kollarından sıkı sıkıya tutan askerlerde olmasa toprağa kapaklanıverecek, kaderine küçük adımlarla yürüyordu. Yapmadığı bir suçtan ölüme gidiyordu, çok […]
0
“Kendi toplumunu sevmenin yanında, farklı toplumlara karşı nefreti de barındıran düşünce biçimi” diyor sözlükler. Evet özü bu! Lakin bu bence yinede tek boyutlu bir bakışçısı ve işin aslında herkes en az bir kere ırkçı.   a-Kendi inancını diğer inançlardan üstün tutan, bununla da kalmayıp diğer inançlara sahip kişileri; şeytan, kafir ve ateist kelimeleri ile yaftalayan […]
0
Kalem türleri içinde en çok klasik  kurşun kalemleri seviyorum, uçlu kalemler gibi nankör değildirler, hiçbir sınavda sizi yarı yolda bırakmazlar, kolay kolay kırılmazlar ve hatta kalemtıraş bulamadığınız zaman bir çakı ile bile açılırlar. Kurşun kalemler ile yazarken hata yapmaktan korkmazsınız.   Ben; elimde kurşun kalemim yeni bir yazı yazmak için konu düşünürken, birden dedim ki; […]
0
“Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Kadına şiddete hayır”   NE KADAR KLİŞE BİR YAZI GİRİŞİ OLDU BU BÖYLE?   Kadına şiddete hayır, denildiğinde çoğumuz aklına gelen; morarmış gözler, darp olmuş bir ten, kirpiklerde takılı kalmış yaşlar, zorla sahip olunmuş bir beden ve başına gelenleri artık kabul etmek zorunda kalmış yok yok zorunda kalmamış zorunda […]
0
Gözlerinin beyazı dışında tümüyle karalara bulanmıştı. Eşinin hazırladığı sefer tasını yavaşça açtı, birinde çorba diğerinde 2 adet biber dolması vardı. Afiyetle yedi, ne de güzel yapmıştı. Yeni evlenmişlerdi, son kontrole gittiklerinde baba olmasına iki ay kaldığını söylemişti doktor, eli kulağındaydı. Yemek sonrası sendromu, sigara çekti canı, yasak olduğunu hatırladı. Abisinin tüm ısrarlarına rağmen bırakamamıştı mereti. […]
0
Mor menekşe: Bülbül güle aşık olmuş duydun mu? Papatya: gülün derdi, bana ne? Mor menekşe: bülbülün derdi demek istedin galiba. Papatya: gülün derdi. Aşk yanmayı göze alabilmektir, gün gelecek BÜL-BÜL yanıp KÜL,KÜL olacak, ve bir gün gül hiç böyle sevilemeyeceğini geç de olsa anlayacak… gülün derdi… *Dip not: BÜL: Cilt yanıklarında ortaya çıkan içi su […]
0
Şehir, havada uçan kapalı bir cam fanus. Şehirli insanlarsa kendilerini özgür sanan kuşlar. Halbuki fanus nereye, kuşlar oraya… Şehirde tefekkürün merkezi gök (belki de bir çocuğun gözleri). Çünkü insanın elinin değemediği tek yer orası. Elinin değdiği yerde tefekkür mahpus. Şehre dikilen ağacın meyvesi, hasret… Bir kuşun hüznü, kendinden önce uçar… Şehir, yıkılışlar meskeni. Kahkaha, çöküş […]
0
Adaleti ile nam yapmış bir padişah, yaşlı, dürüst bir adamı, saraya her sabah gelip ezandan önce; “SEN DOĞRU OL PADİŞAHIM, EĞRİ BULUR BELASINI” demesiyle görevlendirmiş. Yaşlı adam her sabah sözünü söyler bir kese altını alır evinin yolunu tutarmış. Günlerden bir gün bu yaşlı adamın saraya girip çıkması ile edindiği bir kese altından işin özünü bilmeyen […]
0
Masa kalabalıktı, herkes demlenmiş, koyu sohbetin, yılda birde olsa bir araya gelmenin keyfini çıkarmaktaydı. Ortamı dolduran fondaki sanat müziğimi, müziğe eşlik etmenin coşkusu mu, ağır ama emin adımlarla boşalan kadehlerin verdiği rehavet mi sıcak ortamın oluşmasına etkendi bilinmese de, felekten çalınacak bir gece için yer zaman denklemi tümüyle hazırdı. Şarkılar, yan masayı rahatsız etmeyecek şiddetteki […]
0
*Bu odalara bir şeye kalkışmak için girdik. Sonra başka bir yerde olacağız. *İlk defa Kadıköy’de duyulan bir şarkı Kadıköy’e benzer. Saçını da mutlaka önceden bir kere kızıla boyatmıştır. *Övülmeyen yetenek zamanla körelir. *Ağlayarak, kurtararak, kurtularak. *Çalıştı, okudu, yazdı ve gitti. Giderken dünyadan alacaklı gibiydi. *Uyku tutmayınca ya timsahlar içinde olduğumu ya da Bülent Ersoy tarafından […]
2
  İyi, kötü… “Çirkin” i de eklesem Clint Eastwood’ un filmine gönderme yapmış olacaktım ama çirkinlik katarak yazımın enerjisini düşürmek istemedim. Ne kadar zıt görünse de iyi ve kötünün aslında birbirini tamamlayan iki kardeş olduğunu düşünüyorum. Biri olmazsa diğerinin anlamını yitireceğini. YİN YANG; Chi ’ nin alçalan ve yükselen evrelerine verilen isimlerdir. Birbirlerine karşıt ama […]
0
Kara derili adam sırtına aldığı kafasından ve bacağından okla vurulmuş ceylan ile soluk soluğa hızlı adımlarla köyüne gidiyordu. Şu önündeki sarp yamacı aştı mı tamamdı. Yokuş yukarı sırtındaki yükle yürümek zor gelse de tepenin zirvesine az bir yolu kalmıştı. Aniden, gürültülü bir sesle, donup kaldı, sağına döndü, hemen hemen yüz metre ilerde altı minik aslan […]
0
Günlerdir seferber ve biran önce inşallah gayretindeyiz. İşçisiyle, işvereniyle, sivil toplum örgütleriyle ortaya bir karışık koyuyor. Kardeşlerimizi biran önce inşallah gayretindeyiz. Ayaküstü sohbet ettiğimiz, oturarak çay içtiğimiz doğrudur. Geldiğimiz noktada bir AVM yok. Bu yapısal sorunlar kuzu kapama işlemleri, birçok şey oluyor. Vatandaş da diyor ki… Neyse… Ne derse desin biz işimize geldiği gibi anlıyoruz. […]
0
“Yalancı bahara  aldanmış çiçeklenmiş  ağaçlar gibiyim. Mevsimsiz açmış çiçeklerim  bir bir  dökülmekte  an ve an..Rüzgar savuruyor  dallarımı.Ruhum  kapılıp rüzgara  firar ediyor can evimden…Dilimde ezgiler hicaz makamlı..Veda  busesi kelebek misali  konmuş sol yanımın üstüne.Sözcüklerim yakar tenimi.. Ah gönlüm… Ah can parem!.. Kelebek kanadında şimdi ömrünün son demleri..Uç uçabildiğince”   Ben yandım… Ben  korlar içinde  yanıp, teslim […]
0
Bir kez aldık mı hayatın tadını;vazgeçmek ne mümkün! ***   Hayat boyu sürecek mutlulukla ebe sobe oyunumuz.   Bazen düşse de süngümüz; gecenin kara koynundan sıyrılıp, yeni günle yeni baştan başlayacak yolculuğumuz.   Varsın desinler; gözyaşınız güçsüzlüğünüzdendir. Bilmezler ki taş yürekler içinde en yüreklileriz. Olsa olsa biraz deniz tuzu, acının tadı şimdi… Olsa olsa denizdeki […]
0
Hiç düşünmezdim bembeyaz boş bir sayfanın beni böyle ürküteceğini.Hiç kanatmamıştı ki parmaklarımı kalemim. Neden, diye sordum.Neden?... “Küstüm dedi usulca.Ardından dökülüveren siyahi üç noktalarla... Sustum.Uzun uzun… Sustum,yüreğimden taşan mahcuplukla. “Terk ettin beni dedi,keskin bir çığlık sıyırıp geçerken sol yanımı.Konuştum senle gece gündüz.Fısıldadım, haykırdım,türkü yaktım,ağıt oldum ama susmadım. Sen!Sen kaçırdın gözlerini benden,kaçtın” dedi. Lal oldum… Gözümün feri,sol […]
0
Bir film, sinema üzerine her şey forumunda konu açılmış” SENARYOM VAR NASIL SATABİLİRİM?” KUZEYDENİZ isimli kullanıcı makale tadında olan şu hoş cevabı vermiş  🙂   ” Dostum bunun bir kaç yolu var, O’da zaman. Zamanın varsa; tek tek yapımcılara gidip, onlara projeni beğendireceksin. Randevu alacaksın. Defalarca üzerinden geçip, güzel bir sinopsis hazırlayacaksın. Yada, bir ekip kurup, […]
1
Olay: Bolu’da İzzet Baysal Üniversitesi’nde, bir hasta yakınının saldırısı sonucu bir doktorun burnu ve kolu bir hemşirenin ise kolu kırıldı. Haberlerde hasta yakınının yanlış anlaması sonucu olduğu söylendi. Trajikomik bir açıklama. Daha da komiğini bekleyin, söylemedim daha. Mahkemeye çıkarılan yanlış anlamış amcam mahkeme tarafından adli kontrol şartıyla bir gecelik karakol misafirliğinden sonra salıverildi. Sanki burada […]
0