Avcının Ölümü (Hemingway Üzerine Bir Deneme) Ölümle çok kez karşılaştığındandı belki de intihar etmesi. Belki de silah arkadaşlarını, savaş yıllarındaki sevgilisini ve doğmamış çocuğunu daha fazla bekletmek istemeyişindendi. Kim bilir, insan 62 yaşına geldiğinde gerçekten yaşlılığının farkına varıp yaşadıklarını düşünmekten başka bir şey yapmak istemiyordur. Hemingway’in yaşadıkları da dilekolay; silah arkadaşlarının kollarında ölmesi, kamplarına atılan […]
1
  İstenmeyen (Jack London Üzerine Bir Deneme)    Bunaldığı gecelerden birini yaşıyordu Flora. İki odalı, açık pencerelere rağmen çalışan pervanesi ve bir türlü serinlemeyen evinde, pencerenin önünde oturuyordu sıcak bir mayıs gecesinde. Çok enderdi böyle zamanları. Genellikle hiç eksik olmayan kahkahası ve neşeli hareketleriyle tanınırdı çevresinde.    ”Bir sigara yakar, daha sonra da uyurum” diye […]
0
    ARAYIŞ/ Nahit Duru KONUSU: Nahit Duru bu kitabında, 12Eylül darbesinin henüz birinci yılında, çok zor koşullar altında verilen bir demokrasi ve basın özgürlüğü mücadelesini anlatıyor ve yakın tarihin pek bilinmeyen bir yönünü, Ecevit’in özel notlarıyla, Ertuğrul Özkök’ten Aydın Doğan’a, Murat Yetkin’den Oruç Aruoba’ya kadar, bugünden bakıldığında okura çok şaşırtıcı gelecek isimlerin çabalarına da […]
0
 BERABER/ RICHARD SENNETT   Açıklama : Bir üçleme olarak tasarlanan kitaplardan ilki Zanaatkâr’dan sonra, ikinci kitap Beraber’de Richard Sennett günümüzün son derece kabileci, yarışmacı ve benmerkezci dünyasında işbirliği yapmayı, ortaklaşmayı nasıl öğrenebileceğimizi sorguluyor. Irksal, etnik, dinsel ya da ekonomik olarak çok farklı insanlarla bir arada yaşamak bugünkü medeni toplumların karşısına dikilen en önemli sorunlardan biridir. Genel […]
0
  Atatürk’ün Aşkı Latife / Fatih bayhan Açıklama : İlk karşılaşma anı mor salkımlı köşkün merdivenlerinde oluyor… Mustafa Kemal yukarı basamakta, aşağıda ise Latife… İlk o an… İşte ilk bakışlar… Yangının ilk tutuşma vaktidir bu… Latife’nin, yüreğindeki şaşkınlık, heyecan, şükranla karışık bu duygu selini bastırması mümkün değil. Kendisine uzanmış eli görünce, ‘öpeyim’ diye sarılıyor Latife… Ama […]
0
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский,  Dinle (yardım·bilgi)) (d: 11 Kasım 1821, Jülyen: 30 Ekim, Moskova – ö: 9 Şubat 1881, Jülyen: 28 Ocak, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Çocukluğu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Petersburg‘taki Mühendis Okulu’na girdi. Babasının ölüm haberini burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü’ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek […]
0
 Paolo Bacigalupi/ KURMA KIZ Açıklama : 2009 Hugo En İyi Roman Ödülü 2010 Nebula En İyi Roman Ödülü 2010 Locus En İyi Roman Ödülü 2010 Joan W Campbell Ödülü 2010 Compton Crook En İyi Roman Ödülü sahibi; Time, Publisher Weekly ve Library Journal tarafından yılın en iyi 10 romanı listesine alınan görkemli bir roman… 23. […]
0
      Bir Garip Orhan Veli Açıklama : Murathan Mungan‘ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli’nin şiirlerinden kurgulayarka oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli’dir. İlk kez 1981’de sahnelenen oyun, kısa aralarla birlikte uzun süre afişte kaldı. 1993’te kitaplaşmış ve günümüze değin geniş bir okur kesimiyle buluşarak bir oyun klasiği haline gelmiştir.     Firarperest Açıklama : […]
0
JACK LONDON/ Katıksız Sevgi Açıklama : Özgün adı Michael, the Brother of Jerry (Michael, Jerrynin Kardeşi) olan roman, gerçekten katıksız bir sevgiyi anlattığı için Katıksız Sevgi adı, içerikle çok daha iyi bağdaşıyor. Londonın daha pek çok yapıtında olduğu gibi burada da kahramanımız bir köpek. Yine diğer romanlarda gördüğümüz üzere, insan-köpek ilişkisi bu kitabın da temel […]
0
  ABDÜLHAMİT ve AFRODİT/ İskender F. Sertelli Açıklama : Herkesin birbirinden şüphe ettiği, Padişah’ın tüm tebaasından korktuğu, korku ve şiddetin hüküm sürdüğü bir dönem… II. Abdülhamit Devri… İstibdat döneminin tüm baskı ve entrikalarını, Abdülhamit’in nasıl ve neden Abdülhamit olduğunu bu romanda göreceksiniz. Yaptıklarıyla bir döneme damgasını vurmuş, Osmanlı tarihinde önemli bir yeri olan Kızıl Sultan’ın, […]
0
      Açıklama : Klonlama uzmanı Doktor Davis Mooreun on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNAsı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Mooreun beynine korkunç bir düşünce […]
0
DEĞİŞEN KAFALAR/ Thomas Mann Thomas Mann’ın 1940′ ta Stockholm’de yayımladığı Değişen Kafalar, XII. yüzyıldan kalma bir Hint efsanesine değişik bir açıdan yaklaşıyor. Şridaman ile Nanda, farklı kastlardan gelmelerine, zihnen ve fiziki olarak birbirlerinden çok farklı olmalarına rağmen, ayrılmaz iki dosttur. Şridaman, Brahman soyuna dayanan tüccar bir aileye mensup narin yüzlü, çelimsizdir; Nanda ise demircilik yapan, […]
1
Karamanoğlu Mehmet Bey’ i arıyorum. Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayımlamıştı;   Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya diye, Hatırlayanınız var mı?   Dolanın yurdun dört bir yanını, Çarşıyı, pazarı köyü, şehri Fermana uyanınız var mı?   Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim, Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, […]
0
İlhan Selçuk anlatımıyla: “Geçmiş zaman içinde öteki dünyaların zincirlerine dolanmış, uzak galaksilerde yıldızlaşmış, bellek evreninde uydulaşmış ve yaşam katmanlarında istiflenmiş olaylar Eflatun’ un sanatsal yaratıcılığını oluşturmak için gerekli işlevi üstlenmiş… Eflatun bir yaratıcıdır. Nasıl bir yaratıcı? Bu soruya en kısa ve doğru yanıt tek bir sözcüktür: Karikatürist! Bir kişinin karikatürü hem o kişidir hem de […]
0
Genç bir acem bahçıvan prensine dedi ki: -Koruyun beni bu sabah ölüm ile karşılaştım.Yüzünde tehditkar bir ifade vardı.Bu gece yardımınızla bir mucize gerçekleştirip, İsfahan’da olmak istiyorum. Yüce gönüllü prens, atlarını ona ödünç verdi.O gün öğleden sonra prens, ölüm ile karşılaşır ve ona sorar: -Bu sabah neden bahçıvanımıza tehditkar bir çehre ile baktın? Tehditkar bir çehre […]
0
Geçen zamanla birlikte gitgide daha fazla özümsediğim ve sonunda hem kitaplığımın hem de ruhumun temel taşları arasına yerleştirdiğim bir kitap size tavsiye edeceğim:     “Nietzsche Ağladığında(When Nietzsche Wept)”(Çev.Aysun Babacan.Basım Tarihi:1993), Standfort Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Profesörü IRVIN D.YALOM tarafından yazılmış olan kitabın arka kapağında yazılanlardan bir kesit sunarak okuma iştahınızın kabartmayı hedefliyorum: “………….. SAHNE:Psikanalizin […]
0
VE HÜZNÜM DOĞDUĞUNDA..   Özenle besledim onu.   Ve hüznüm doğduğunda hüzünle besledim onu,   Gece gündüz üstüne titredim sevecenliğimle.   Ve hüznüm büyüdü zamanla, serpilip güçlendi,   Tüm canlı varlıklar gibi olağanüstü güzelleşti.   Ve hüznümle ben, hep sevdik birbirimizi ve dünyayı   Kaynaştık güzel ruhlarımızla birbirimize ve dünyaya.   Ve hüznümle ben, söyleştikçe […]
0
Bir gün göz dedi ki:   -Bu önümüzde uzanan ovaların ötesinde lacivert bir sise bürünmüş bir dağ görüyorum. Ne kadar güzel değil mi?   Kulak, bunları işittikten sonra, bir an dikkatle dinledi:   -Ama nerede o dağ? Ben hiçbir şey işitmiyorum ki, dedi.   Biraz sonra da el konuştu:   -Dağ filan yok onu hissetmiyorum […]
0
    “Bazı insanları birkaç sözcükle tüm özellikleriyle tanımlamak neredeyse imkânsızdır. Bunlar genellikle sıradan veya çoğunluk diye adlandırılan ve gerçekten de her toplumda geneli oluşturan insanlardır. Edebiyatçılar romanlarında ve öykülerinde toplumu bu tiplerini sanatkârca işleyerek onları çok değişik bir kimlikle tanıtırlar. Oysa yazarların çizdiği bu tipler gerçek yaşamda pek kolay rastlanılmadığı sanılan ancak temelde gerçekten […]
0
Hayalperest, eğer tarif etmemi istiyorsan, aslında ne tam normal insandır, ne de değildir. Daha doğrusu, ikisinin arası, garip bir yaratıktır. Geceleri kendisini kuytu bir köşede gizler, içine siner, hatta gün ışığından dahi saklanır. Ve bir de kendini öyle bir köşeye yerleştirdi mi ya bir sümüklü böcek gibi bulunduğu yere yapışır, alışır ve orada kalır ya […]
0
  *** Argumentum Ornıtologıcum Gözlerimi kapıyorum ve kuşların uçuşunu görüyorum. Görüntü bir saniye sürüyor, belki de daha kısa; kaç kuş gördüğümü bilmiyorum. Sayıları belirli mi belirsiz miydi? Sorun Tanrı’nın varlığı sorununu gizliyor. Eğer Tanrı varsa sayıları belirlidir. Çünkü Tanrı kaç kuş gördüğümü bilir. Eğer Tanrı yoksa sayıları belirsizdir, çünkü kimse saymamıştır. Bu durumda birkaç kuş […]
0
Karşılaşma… CH’IENNIANG, Hunan eyaletinde devlet memuru olan Chang Yi’nin kızıydı. Kızın, Wang Chu adında, zeki ve yakışıklı bir kuzeni vardı. İki kuzen birlikte büyümüşler ve çocuğu çok seven ve takdir eden Chang Yi, Wang Chu’yu damadı olarak kabul edeceğini söylemişti. İki genç bu sözü duydu ve zihinlerine kazındı; kız ailenin tek çocuğuydu ve bütün zamanını […]
0
Aşağıdaki yazı Nihat Genç’in DÜN KORKUSU isimli kitabının “Yanaklarının Günlüğü” başlıklı kısmından kendi derlemelerim ile oluşturulmuştur. Üşenmedim tamamını elimle yazdım, yazarken keyif aldım, kimi yerde gülümsedim, kimi yerde durgunlaştım… Özellikle, kafamı dağıtmak istediğim zamanlarda bana hep faydası olmuş bir yazıdır. Paylaşmak istedim, aynı tadı alabilmenizi dilerim 😉 *** …Sen ne güzel şeysin, senin adını koyamıyorum, […]
0
…haylazlık bilincin doğal ürünü olan tembellikten başka nedir ki? İnsanlar, belli bir işi olan insanlar dar kafalı oldukları için, çok çalışkan kimselerdir… akılları kıt olduğu için, bir konunun ana nedenlerini araştırmadan, en yakındaki ikincil nedenlere atladıkları doğrudur. Böyle yapmakla doğru davrandıklarını sandıkları için de içleri rahattır ve en önemlisi de budur aslında.   Uygarlığın insanlarda […]
0
Büyücü çırağın öyküsü: Çocuk ustasının sırrını çalarak süpürgeye su taşımasını emretmiş. Ama nasıl “dur” denileceğini unuttuğu için bu suda boğulmuş.           DOSTOYEVSKİ/Ev Sahibesi isimli kitaptandır
0
  (syf.67)   Mücrim Gözler   MASAL bir adamın dört bin dinara bir kız alması ile başlar. Bir gün adam gözlerini kızın üzerine dikti ve sonra gözyaşlarına boğuldu. Kız ona neden ağladığını sordu. Adam yanıtladı: “Öylesine güzel gözlerin var ki bana rabbe ibadet etmeyi unutturuyor” .   Kız yalnız kalınca gözlerini oydu. Adam onu b […]
0
        Söylence       Habil ve Kabil, Habil’in ölümünden sonra karşılaştılar. Çölde yürüyorlardı ve uzaktan birbirlerini tanıdılar, çünkü ikisi de çok uzun boyluydu. İki kardeş yere oturdular, bir ateş yaktılar ve yemek yediler. Günbatımında yorgun düşmüş insanlar gibi, sessizliği bozmadılar.       Gökyüzünde, henüz adı konmamış birkaç yıldız belirdi. Yalazların […]
0
  Şirin minicik, değişik süs bitkileri, çardak gülleriyle gölgelenmiş güzel bir bahçe. Özenle seçilmiş nadide çiçekler, beyaz, sarı, pembe, kırmızı, eflatun güller. Sarı, beyaz hanımelleri, sol taraftaki duvara tırmanmış. Bahçe, seyyar esansçıların tezgahları gibi güzel kokuyordu. Oğuz’un Silivri’deki evinin ön bahçesinde yıllar sonra buluşmuştuk… Masada Oğuz’dan başka her şey vardı. O da içerden rakıyı getirmeye […]
0
“Düşünce; insanın kalbini sızlatır. Düşünce; acıdan, üzüntüden gelir üzüntü doğurur. Mutluluk istersen düşüncesiz yaşayacaksın… Çektiğin acılara karşılık tattığın mutluluk ne kadardı?”   …   “Barış, iyilik adına içelim ki, senin için beslediğim iyi niyetlere kimsenin nazarı değmesin. Şeytan güçlüdür. İnsanı kolayca günaha sokar.”   …   “Kadehime gözünden bir inci düşürdün de onu bile çok […]
0
…çalışmak, oynamak, meşk’etmek, raks’etmek ve sonra uzanmak, bunların da zamanı bellidir. Filancayı düşünmek, falancayı derinden hissetmek, sonra düşünmeyi, hissetmeyi kesmek, bunların da zamanı ayrıdır. Filanca yıldızın falanca ufukta yükselmesinden anlaşılır. Komşular güler yüzle aldatılır. Zarafetle hediyeler bahşedilir. Övgüde ve sövgüde ihtiyatlı olunur; tek bir kelime bile yeter ruhu yıkmaya, bedeni tutuşturup kül etmek için bir […]
0
Bilge Kral   Bir zamanlar uzak Virani kentinde hem güçlü, hem akilli bir kral hüküm sürüyordu. Ve gücüyle korkutuyor ve bilgeliğiyle seviliyordu. Bu kentin ortasında soğuk ve berrak bir suyu olan bir kuyu vardı, kral ve saray dâhil olmak üzere bütün kent halkı oradan su içerdi, çünkü başka kuyu yoktu. Bir gece herkes uyurken bir […]
0
… Günümüzde artık en bayağı Fransız bile kendi inisiyatifinin, ruhunun ve yüreğinin etkisi olmaksızın, davranışları, konuşma ve hatta düşünme biçimiyle kibar ve zarif havalara girmesini becerir. Bütün bu özellikler miras yoluyla geçmiştir. Ne denli sığ ne denli aşağılık da olsalar, böyledir bu. İşte Mr. Astley, size şu kadarını söylemeliyim ki, yeryüzünde genç bir Rus kızı […]
0
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş.   Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi.   Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmedik söz.   Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde.   Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik   Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde   Duyuyorsun değil mi suskunluğum nasıl haykırıyor.   Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim   Ama […]
0
Büyük Deniz…   Ruhumla birlikte büyük denize yüzmeye gittik. Ve kıyıya vardığımızda gözden uzak ve sakin bir plaj aradık.   Fakat yürürken gri bir kayanın üstünde oturmuş ve bir torbadan fiske fiske tuz alıp denize atan bir adam gördük.   “Bu kötümser bir insan,” dedi ruhum, “Bu plajdan gidelim. Burada denize giremeyiz.”   Bir koya […]
0
Kitaptan bir mektup:     “Henüz hiç kitabımı okumadın. Benimle toplam bir ay bile geçirmedin! Nasıl olurda beni tanıdığını düşünürsün? Bu kadar Amerikalı olma kurabiyem. Cinsellik hiçbir şeydir. Yalnızca; tenin çılgınlığı. Aşk ve yaşam çok daha yücedir. Çağdaş toplumda insanlar bu ikisini pek beceremiyor… Şu anda Bob Dylan dinliyorum ve kadife yumuşaklığındaki viskimi yudumluyorum. En […]
0
Ona ait olmadığımı bile bile ona gitmişim gibi bir gerçeğe sıkı sıkı tutunmuş.   Üzerime ağlarını atmış, seyrediyor.   Bendeyse hiçbir kurtulma çabası yok.       Kurtulma çabası mı?   Ben tutsak değilim ki!   Bu; onun gerçeği…
0
Bazı şeyler rüya gibi yaşanmalı bazı şeylerse rüyada…   “Bireysel acı” diye bir şey ola bilir mi? Aynı acıyı çeken en az bir insan daha mutlaka vardır bu dünya üzerinde(bu neden bile yeterlidir).   …suyu alınmış bir akvaryumda gibiyim… …duygular zorlamaya gelmiyor yoksa şekil değiştiriveriyor…   Neye alışılmaz ki? Seninleyken seninle olmaya bile alışmıştım…
0
Yenilgi   Yenilgi, yenilgim, yalnızlığım ve kimsesizliğim. Binlerce yengiden de bana değerli olan sen! Dünyadaki tüm parlak başarılardan Sensin yüreğime yakın olanı! Yenilgi, yenilgim, başkaldırım Ve de benim kendimle tanışmam. Sayendedir ki, hala ben ayağı yere basan Ve solmuş defneler peşinde koşmayan biri olduğumun bilincindeyim; Ve sende, yalnızlığımı buldum Ve de herkesten uzak, Ve de […]
0
“Bağıra çağıra yaşadın içimde sessiz sedasız öldün”     “Geceleri yazılan mektuplar asla zarflanıp pullanmamalı”   “Kedilerle Fransızca, köpeklerle Almanca, insanlarla İngilizce konuş”     “Her kadın yaşamında bir kez kendisi için alabildiğine yanlış bir erkeğe âşık olur. Doğru erkeği tanımak ve sevmek için önce yanlış erkeği sevme işkencesinden mi geçmeli yoksa bir kadın kendini […]
0
Bir gün köhne bir meyhanenin önünden geçerken, aydınlık bir pencereden, bilardo masasının etrafında bazı adamların ellerindeki istekalarla birbirlerine vurduklarını gördüm. Kavga sırasında, aralarından birini pencereden dışarıya attılar. Başka bir zaman olsa hareketi çirkin bir davranış olarak algılardım ama o sırada neden bilmiyorum, pencereden dışarıya atılan adamı kıskandım. Öylesine kıskandım ki hemen meyhaneye girip bilardo masasının […]
0
“…Gecenin onundan sonra masaların çevresinde ruletten başka bir şey bilmeyen gerçek kumarbazlar kalır; bunların yapacak başka işleri yoktur, buraya geliş sebepleri sadece rulettir; mevsim boyunca kumardan başka bir şeyle ilgilenmezler, sabahtan akşama kadar kumar oynarlar, ellerinden gelse bütün bir gece oyuna devam ederler. Gece yarısı rulet masaları kapanınca çok üzülürler ve isteksizce dağılırlar. Saat on […]
0
Bazen susarsın…  Yenilmiş sanırlar seni, eksik ve yaramaz.  Unutma, susan bilir ki konuştuğu zaman kimse kaldıramaz.
0
Tilki, gün doğarken gölgesine bakıp konuştu: -Kahvaltıda bir deve yiyeceğim. Gün boyunca deveyi bulabilmek için sağa sola koşturdu. Ama öğle üzeri yeniden gölgesine döndü: -Bir fare bana yeter, dedi
0
Afkar denen o eski kentte uzun süreden beri iki bilge yaşıyordu. İkisi de birbirinin bilgisini küçümsemeye ve inkâr etmeye çalışıyordu. Gerçekten de, biri Tanrı’nın varlığını reddederken diğeri Tanrılara tapıyordu.   Bir gün bu iki kişi Pazar yerinde karşılaştılar. Ve orada, saygılı öğrencilerinin önünde tanrıların varlığı veya yokluğu konusunda düşüncelerini öne sürüp bu konuda münazara etmeye […]
0
KUZGUN   Ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin O acayip kitapları, gün geçtikçe unutulan, Neredeyse uyuklarken, bir tıkırtı geldi birden, Çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan; “Bir ziyaretçidir” dedim, “oda kapısını çalan, Başka kim gelir bu zaman?”   Ah, hatırlıyorum şimdi, bir Aralık gecesiydi, Örüyordu döşemeye hayalini kül ve duman, Işısın istedim şafak çaresini arayarak […]
0