Ömer Seyfettin (d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – ö. 6 Mart 1920 İstanbul), Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçe’de sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır. 1884 yılında Gönen‘de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Bey’le, Fatma Hanım’ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan [...]
0
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский,  Dinle (yardım·bilgi)) (d: 11 Kasım 1821, Jülyen: 30 Ekim, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Jülyen: 28 Ocak, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Çocukluğu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Petersburg‘taki Mühendis Okulu’na girdi. Babasının ölüm haberini burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü’ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek [...]
0
Özdemir Asaf Arun (11 Haziran 1923; Ankara – 28 Ocak 1981; İstanbul), Cumhuriyet dönemi Türkşairlerdendir. 11 Haziran 1923 tarihinde Ankara‘da doğdu. Babası Mehmet Asaf Şura-ı Devlet’in kurucularındandır. Babasının öldüğü yıl, 1930, Galatasaray Lisesi‘nin ilk kısmına girdi. 1941 yılında 11. sınıfta, bir ek sınavla Kabataş Erkek Lisesi‘ne geçip 1942 yılında mezun oldu. Hukuk Fakültesi’ne, İktisat Fakültesi’ne [...]
0
Rüştü Onur(d. 3 Ağustos 1920,Devrek – ö. 12 Aralık 1942, İstanbul). Türk şair. 22 yaşında veremden hayatını kaybeden şair, kendisi gibi genç yaşta veremden ölen arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte ölümlerinden sonraki yıllarda yayımlanan her şiir antolojisinde kısa yaşam öyküleri ve şiirleriyle “Zonguldaklı şairler” olarak yer almıştır. 1983’ten itibaren doğumyeri olan Devrek’te adına Anma [...]
0
JACK LONDON/ Katıksız Sevgi Açıklama : Özgün adı Michael, the Brother of Jerry (Michael, Jerrynin Kardeşi) olan roman, gerçekten katıksız bir sevgiyi anlattığı için Katıksız Sevgi adı, içerikle çok daha iyi bağdaşıyor. Londonın daha pek çok yapıtında olduğu gibi burada da kahramanımız bir köpek. Yine diğer romanlarda gördüğümüz üzere, insan-köpek ilişkisi bu kitabın da temel [...]
0
  Yahya Kemal Beyatlı (gerçek adı: Ahmed Agâh) (d. 2 Aralık 1884 – ö. 1 Kasım 1958), Türk şair ve yazardır. 1884 yılında Yenimahalle Üsküp’te dünyaya gelmiştir. Annesinin ismi Nakiye, babasının ise İbrahim Naci’dır. Asıl adı Ahmed Agâh’tır. İlköğrenimini Üsküp’te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak [...]
0
“Bir adam parkta yürürken, yanındaki tartıştığı arkadaşına tokat atıyor. Bu olayı 7 kişinin gördüğünü varsayalım ve bu 7 kişinin tek tek olaylara yüklediği anlamlara bakalım: 1.KİŞİ İnanç: Kimse kimsenin canını yakmamalıdır. Düşünce: Şimdi bu adama gösteririm. Davranış: Fiziksel ve sözlü saldırı. Duygu: Öfke. 2.KİŞİ İnanç: Kötü insanlar cezalandırılmalıdır. Tokadı hak etmiştir. Düşünce: Tokadı yediğine göre [...]
0
Aşk gibi, ateş gibi, hep yarım ama tam bir görsel şölen… Neden yarım? Çünkü ne kadar izlese de hiç bitmesin istiyor insan. “Şimdi ya da asla!” isimli  film geldi birden aklıma. “Ölmeden önce yapılacaklar listesi!”… Sanırım benim listemin ilk iki sırasını; Roma’ya gitmek ve TANGO öğrenmek oluşturur. Tango’ nun Roma’ da ne işi var demeyin; [...]
0
Enis Behiç Koryürek (1891-1949) 11 Mart 1891, İstanbul doğumlu olan şair yüksek öğrenimini Mülkiye’de (1910-1913) yaptıktan sonra, hariciyeci olmuştur. Bükreş’te (1985), Budapeşte’de (1916-1922) konsolos katipliği ve konsolosluk yapmış, Türkiye’ye döndükten sonra adalet, iktisat ve çalışma bakanlıklarına bağlı çeşitli görevlerde çalışmıştır. Ruh çağırma gibi mistik sapmalara da yönelen Enis Behiç, 1949 yılında Ankara’da vefat etmiştir. ESERLERİ [...]
0
” Seni diğerlerinden farksız kılmaya; bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez…”(E.E.Cummings) Edward Estlin Cummings (1894 – 3 EYLÜL 1962), E. E. Cummings ismini kullanan Amerikalı şair, ressam, deneme ve oyun yazarıdır. Hayatı boyunca dokuz yüzden fazla şiir, iki [...]
0
Ruhuma yelken açtım bugün ve elimi atıp ruh okyanusuma, rastgele üç üstat çektim kurayla… Onları ruhumun en derin odasında, başköşede ağırladım bugün… Sadece susmak ve sadece dinlemek için küçük bir söyleşi diledim kendilerinden. “Izdırap” a verdiler önceliği… Onlar düşündü ben dinledim…   Üstat Nietzsche başladı söze: “Siz hiç evet dediniz mi bir tek zevke? Ey [...]
0
      Fransız psikanalizci Jacques Marie LACAN(1901)’ı konuşalım istedim. “Tartışalım” diyemem. Onu konuşmak tartışmaktan daha kolay olacaktır çünkü. Uç noktalardaki görüşlerinde beni çeken bir şey var. Belki beni fikirlerinde kendine çeken şey; Lacan’ın, delilik ve dâhilik arasında ki ince çizgi üzerindeki siluetidir. Resmi psikanaliz dernekleriyle görüş ayrılığı yüzünden ilişkilerini kesip, 1964 de kendi okulunu [...]
0
  Hafıza cüzdanımda Fransız Şairleri, ilerliyorum toz topraklar üstünde ve düşünce düşürüyorum topraklara bir sulayanı olsun diye. “Gece güne doğru mu ilerliyor, yoksa uzaklaşıyor mu ondan? Karanlıklar mıdır güneşi yutan yoksa güneş midir karanlıkları kundaklayan? Bunun gibi hiç bilemeyeceğimiz sorularımız bizi cevaba yaklaştırır mı? Uzaklaştırır mı?” Diyen ROB SOURIA zamanın içinde hapsolmuş birkaç soru daha [...]
0
Bir yığın kırışık karışıklık dolanıyor beynimde. Ruhumun elektriği ha kesildi ha kesilecek.   Arapsaçına dönmüş bir mantık. Gerçek- yalan her şeyi bir birine kattık. Kendimizi nasıl istersek öyle sattık. Ha batacağız ha battık.   Mimiklerin görünmediği bir dünya bu dünya, mimiklerin ikonlarla ifade edildiği. İkonun ağlarken senin gülmediğini, sen ağlarken ikonunun gülmediğini nereden bileceğim? Cinsiyetin, [...]
0
Babadan kalma bir film izledim dün; TARKAN/ Altın Madalyon. Onlu yaşlarımda(ki 60 lı yıllarda çekilen filmleri ancak onlu yaşlarımda idrak ederek izleyebildim ), benzeri dönem filmleri( Battal Gazi serileri, Malkoçoğlu serileri, Tarkan diğer serileri)kalbimizde hayranlıklar oluşturdu. Atalarımızın ne kadar güçlü ve yiğit olduklarını anlattı.   Yirmili yaşlara geldiğimiz zaman ise aynı filmleri babalarımız yine aynı [...]
0
Bu yazıyı yazmak için biraz geç kaldığımı düşünüyorum. Çoktan yazılmalıydı, lâkin geç olsun da güç olmasın diyerek ılıman bir geçiş sağlıyorum fikirlerimin arasından.   Mizah yaparken küfür kullanmak ne kadar doğru?   Benim çıkış noktam mizah dergileri. Şimdiki nesil “Çok küfür çok komik” gibi bir felsefe var da öncüleri gibiler. Övünülecek şeydir ya küfretmek (!) [...]
0
ÖZDEMİR ASAF(Halit Özdemir Arun)/ Cumhuriyet dönemi Türk şairlerinden 1923/ Ankara- 29 Ocak 1981/ İstanbul … “İnsan kendisini bulacağı bir yere varmalı, kendisini kurabileceği bir yere gelmeli, gideceği yolu, yeri seçmeli, aşacağınca aşmalı, göreceğince görmeli, duracağı yeri iyi bilmeli” Etika’ nın ne demek olduğunu bu isimle öğrendim ben ve “Yuvarlağın Köşeleri” ; ilk kez bu eser [...]
0
            (Bu resim yazıma GÜZELLİK katsın diye eklenmiştir ) … Ruhunuza ikram etmek için; güzel ya da yakışıklı olup da soğuk olan insanları mı yoksa çirkin olup da çekici ve sıcak olan insanları mı tercih edersiniz? Önce, GÜZELLİK kavramını konuşmak lazım. Değişken bir kavram olduğu kesin. Kusurlu sima, kusursuz sima [...]
0
Ata sözlerimizi şöyle bir düşündüğüm zaman aklıma neler geldi ki sormayın… “Atasözleri”…Ata… Atalarımızın sözleri gerçekten doğru ve etkileyici sözler. Kalıplaşmış sözler, peki kriterleri nedir? Sözümüzün Atasözü olması için ne yapmalı? Atasözleri üstüne bu ülkede hiç kimse söz söylememiş mi Atalarımızdan başka? Sonuç da bizler de çocuklarımızın, çocuklarımızın çocuklarının ATAları değil miyiz? Neden bizimkiler sadece ; [...]
0
Aşk gibi, ateş gibi, hep yarım ama tam bir görsel şölen; Tango. Neden yarım? Çünkü ne kadar izlese de hiç bitmesin istiyor insan. “Şimdi ya da asla!” isimli bir film de(http://www.sinema.com/film/6927/simdi-ya-da-asla)“Ölmeden önce yapılacaklar listesi!” çıkarılıyor ya hani Sanırım benim listemin ilk iki sırasını; Roma’ya gitmek ve TANGO öğrenmek oluşturur. Elbette Roma’da, Arjantin de değil, Tango [...]
0
Bugün bu soruya vereceğimiz cevapları düşünelim. Bu soruya verilebilecek cevaplar ne kadar tatminkardır? -Çok? -Biraz? -Eh işte? Peki bunlar neyi ifade eder? Seni 999 tane, seni 10001 tane, 3kg, 5 litre, üç aşağı beş yukarı seviyorum denebilir mi? Cevaplara birkaç sıradan örnek verelim: BENİ NE KADAR SEVİYORSUN? -Tahmininden çok fazla. -Senin beni sevdiğinden çok. -Hiç’ten [...]
0
“Kimim ben? Bu mekânın gerçekliği ne? Sahnede oynayan bir “ben” miyim yoksa gerçekte sahne dışında bir “oyuncu” mu? İkisine de hakim olamıyorum.” (Zeynep Ankara/Kanatsız Düşüşler) …     “Yazarken her şey ya da herkes olabilmek” bir kandırmaca mıdır? Bir tiyatro oyuncusunun hislerini kontrol ede bilme yeteneği ya da bir sinema oyuncusunun oynadığı karakterler arasında bazen [...]
0
Parantezleri seviyorum. Evet, yazı üstüne olan her çeşit bağlantıyı okurken en çok parantezleri seviyorum. Sanki parantezler, okuyan kişinin kulağına yazarın fısıltılarıdır. Arkadaş gibidir parantezler. Sıcak bir dost. Oysa “yabancı” olarak nitelendirilen kelimelerin yanına bırakılan “ * ” işareti, sınıfın ukala ve çok bilmiş çocuklarıdır. Hoş ukalalık özgüvenle yapılıyorsa yakışır kimisine yok sözde güvenle yapılıyorsa aptallıktır [...]
0
Kuzey yıldızını aradım mağaramdan ilk çıktığım gün, tıpkı bir gündüz körü gibi. Kovaladım tüm yıldızları, benim yüzümden çoğu kaydı.“Kuzey yıldızı da çoktan kaymıştır çoktan yönsüz bırakmıştır beni” dedim güneşin peşine düştüm. Sonsuz ışığıyla kılavuzum olsun istedim kör etti beni ve güneşin gölgesini kovaladım bu kez kör bir ruhtan beklendiği gibi… Köreldim. O gün bugündür, yazılarımla [...]
0
    Bilemem hiçbir zaman, elimde; boş kâğıtla kalem buluşunca neler çıkacak ortaya. Elime kalemi alırım ve başlarım yazmaya. Sanki giriş-gelişme-sonuç, ben; henüz kâğıt/kalem randevusunu tik tak lamadan belirlenmiştir. Ben sadece somutlaştırırım beynimden çıkış izni isteyen kelimeleri. Beklide bunun içindir önden hazırladığım misafirperver taslaklarım. Hangi kelime ani giriş yapar hangi paragrafa “Tanrı misafiriyim ben!” diyerek [...]
0
Nedir aşk? Asırlardır hiçbir anlatıma sığamamış bir kelimeyi bendeniz 10 dakikada anlatabilecek kapasitede değilim elbette. Ama; aşk ve sevgi üzerine naçizane fikirlerimi paylaşma isteğime mani olmayınız lütfen. Bence benzer görünen bu kavramlar tamamen birbirine ters düşmekte. Hemen aralarındaki zıtlıklara geçiyorum: 1)Aşık olan kişi için, aşık olduğu kişi tekdir, ondan başkasını aşkının yanına bırakıp da anmaz [...]
0
Filmleri daha güzel ve etkili hale getirmekte mutlaka ki seçilen müziğin de etkisi vardır. Bugün kendime naçizane bir ilk 10 oluşturdum. Listemdeki ne filmleri müziklerinden, ne müzikleri oyuncularından ne de oyuncuları hayat verdikleri karakterlerden ayrı düşünmem mümkün. Ama itiraf etmeliyim ki listenin oluşumundaki anahtar kelime “MÜZİK” oldu.   10)THE CROW (Karga) 1994 tarihinde Alex Proyas [...]
0
Yapılan bir ankette, Türk Kadınları en çok benzemek istedikleri ünlü olarak; Jenifer Lopez’i seçmiş. Özellikle sigortalı kalçasını estetik cerrahlara sipariş veriyorlarmış. Ne dersiniz Lopez’e telif hakkı vermek gerekmez mi? Bence; fiziki olarak zorunlu olmadıkça (yanık olabilir, kırık olabilir, yarık olabilir…)bıçak altına yatılmamalı. Zaten insanlar hiçbir zaman kendinden memnun olmamıştır. Düz saçlılar kıvırcık saçlara, kıvırcık saçlılar [...]
0
01.11.2007     Aklımı ve kanımı donduran bir çok olay oluyor… Bu yazıda yalnız ikisine yer verdim, şimdilik… (Öncelikle bu iki haberin eski bir haber olduğunu hatırlatmak isterim. Haber eski ama uygulamalar çığır açar). Amerika’ da ki doktorumuz Prof. Dr. Kutluk Oktay’ın cilt altında yerleştirdiği yumurtalık dokusuyla dünyada ilk kez kendiliğinden gebe kalan kanser hastası [...]
0
Edmond Rostand’ın unutulmaz eseri “Cyrano de Bergerac” dan unutulmaz bir tirad Defalarca oynanmış, defalarca beyaz perdeye aktarılmış ve defalarca opera olarak sunulmuş bir eser.   … ( Soylulardan kendini beğenmiş bir tip olan Valvert, Cyrano’yu küçük düşürmek ister..) Cyrano de bergerac: Kibarlar için yasa çizme değil, kılıçtır. De guiche: Can sıkmaya başladı! Vicomte de Valvert: [...]
0
Bendeniz “Japon kültürü” hayranıyımdır. Hayran olmamak elde mi? Saygıya, onura, gurura, bağlılığa bu kadar önem veren ve zamanın ilerleyişiyle dahi bozulmalar yaşamamış, mütavazi yaşam tarzını seven, bilgeliği, erdemi her daim başının üstünde taşıyan başka bir kültür tanımıyorum. Tüm dövüş içerikli sporlarının önünde bile “selam vermek” vardır(tokalaşmak ayrı, eğilmek ayrı).Ben şimdiye değin kibirli bir Japon görmedim(zaten [...]
0
GDO; evet, böyle düşünüyorum; Geleceği Değiştirecek Oynamalar! Kesinlikle tüketilmemeli, Türkiye’ye girişi yasaklanmalı ve hatta üretimi de TÜM DÜNYADA yasaklanmalı! Çocuklarımızın geleceği ile oynanmasına izin vermeyelim! Hayat ne kadar kolaylaştıysa hastalıklar da o denli çoğaldı. Kanımıza karışan her türlü besin artık insanlık için risk; mevsim anormalinde edinilen meyve ve sebzeler, “yiyin!” denilen dallı budaklı yaratıklar, dondurulmuş [...]
0
İlhan Selçuk anlatımıyla: “Geçmiş zaman içinde öteki dünyaların zincirlerine dolanmış, uzak galaksilerde yıldızlaşmış, bellek evreninde uydulaşmış ve yaşam katmanlarında istiflenmiş olaylar Eflatun’ un sanatsal yaratıcılığını oluşturmak için gerekli işlevi üstlenmiş… Eflatun bir yaratıcıdır. Nasıl bir yaratıcı? Bu soruya en kısa ve doğru yanıt tek bir sözcüktür: Karikatürist! Bir kişinin karikatürü hem o kişidir hem de [...]
0