Sen bir sokak çocuğusun İbrahim Bizimkine bakma sen Aldırma işte Öyle nazlı oluşuna, kaprislerine İtip kakmalarına Senin gibi sokakta öğrenmedi ki o Sevmeyi Sevilmeyi Kavgaya tutuşmayı Sen vurur gibi yapıp vurmuyorsun Farkındayım İbrahim Her şeyin farkındayım Ekmek de zamlanıyor Su da, Hayat zorlaşıyor gün geçtikçe Savaş kapımızda Ama sen onun kusuruna bakma A evladım Kara […]
0
Bir yazı yazmalı şimdi şu anda Nasıl da karamsarım oysa Neden diye bağırmak geliyor içimden Şu kalabalığın içinde mahzun bir balık gibi hissediyorum kendimi. Pis bir akvaryum sanki bu dünya Siyahı sevmek suç muydu? Ya da çok mu önemsemiştik çocuk olmayı? Pamuk şeker alasım var yolda gördüğüm şu Suriyeli çocuğa ”Kınayı getir annem” diyor türküde ”Parmağın batır […]
0
bir gün ama bir gün yavrum bizim de bir uçurtmamız olacak salacağız göklere dans edecek kuşlarla bir gün ama bir gün yavrum oyunlar oynayacağız seninle körebeler, saklambaçlar, ip atlamalar savulun çocuklar bir gün ama bir gün yavrum mutlu olacağız seninle tebessümler, gülücükler, kahkahalar, kıskanacak insanlar bir gün ama bir gün yavrum umut da olacak, yaşamak […]
2
Haya sağanağında kupkuru geceleri; Hıyanet ve isyan kumandasında, Bağlılık yemini edip düşman ağırlayan gözetleme kuleleri… Dili sarkmış köpeklerin istilasında, Hakikatte bir ricattır tövbeleri, Haya sağanağında kupkuru geceleri. Kuşlar konar mı göğüne yumruk sallayanın başına; Öyle asi ki yapayalnız kuleler, Öyle asi ki alkış tutulur yıkılışına… Hem soğuk hem de ıssız kuleler, Bir cehennem yakıştırılır kışına; […]
0
Küçük bir hanım, ufak adımlarla sokakta yürürken ve birden kuşlar aman Allah’ım ne de güzel kuşlar, ve simitçi, sıcak simitleriyle geçerken; sokak ağlamaklı olmuştu çünkü o küçük hanım da ağlıyordu belki sevgilisinden ayrılmıştı ama pek de naifti bedeni ince, zarif çıt kırıldım ama ona yakışıyordu yakışmayan ise belki onu terk eden adamın yaptığıydı kaba saba, […]
0
Sahte bir kuş gördüm, Döşekler içinde, rahat; Taze nimetler, geniş bir hayat. Buna rağmen saldırgan… Saldırgan ve hoyrat; Kanatları daima gergin, ötüşü keskin ve bayat. O, sahte bir kuştu. Hakikat sanan kulları vardı, onlar da Uçmak için oradan oraya koşuştu. Halbuki kuşun kendi ne bir kere uçmuş Ne de bir kere konmuştu. Bir de hakiki […]
0
Her yerde çiçekler açmıyor, Görülen yalnızca serap! O da cüzdana ısmarlı… Siyâh değil, siyâha boyalı çiçekler Satılıyor, satılıyor..! Gerçek siyâh vakarlı, Gerçek siyâh karlı. Yâh gibi, Siyâh… Siyâh düşünmezler, Siyâhı düşünmezler; Kara satarlar, Zifir satarlar, Siyâh satarlar… Yâh gibi, Siyâh… Onu ancak, Üşüyen anlar.  
0
Gökyüzüne bakın, Hayli daraldı. Kuşbakışı tadında temaslar, Ehli bile sınıfta kaldı. Şunun şurasında, Bunun burasında, Onun neresinde.? Murdar olmaya ne kaldı… Simülasyon sevinçler, ‘Beş boyutlu taş’ çatlasın Üç boyutlu özgürlükler, Bilmem kaç gigabyte ömür vesaire… Hepsi bir sıcak nefese kafa tutuyor; Ağlama ifadesi takının millet çünkü Korkarım ki, İnsanlar kuş renginde robotuyor…
0
Koparılan çiçeği sapına dikmeye niyetlen; Tutmasa dahi, niyetinden nice bahçeler doğar. Toprağa toprak, fenere güneş ekmeye niyetlen; Toprağa ne topraklar, fenere ne güneşler sığar. Ölmeden, dünyaya kefeninden bakmaya niyetlen; Üzerine sağanak sağanak ne hayatlar yağar. Dünyada ne bir kuruşa, ne bir lokmaya niyetlen; Bırak! Bak, kefenine ahireti sığdıranlar var.
0
En güzel isimler veriyor insan kendine, En güzel sıfatlar… Vitrine sürükleniyor her şey, Cansızlaşıyorlar. Bazı gerçekler hayal edilebiliyor belki, Hayaller gerçek edilemiyor. Aynadaki akislerden amin yükselmiyor, Boydan boya methiye. Etlere gömülü ruhlar… Etlerin insafı yok! Olanı da şerre yor. Dünyalanan gönül, Gönüllükten azil.
0
Mutluluk unsuru umut; Sonlu uyku uçurum dolu, Fuzuli hudut. Uzun çocukluk sorusu; Uslu, masum dünkü ruzum. El’an buğulu unutuş, Bir ulu susuş, Duru boyunduruğa maruzum.
0
Bir kez aldık mı hayatın tadını;vazgeçmek ne mümkün! ***   Hayat boyu sürecek mutlulukla ebe sobe oyunumuz.   Bazen düşse de süngümüz; gecenin kara koynundan sıyrılıp, yeni günle yeni baştan başlayacak yolculuğumuz.   Varsın desinler; gözyaşınız güçsüzlüğünüzdendir. Bilmezler ki taş yürekler içinde en yüreklileriz. Olsa olsa biraz deniz tuzu, acının tadı şimdi… Olsa olsa denizdeki […]
0
Hiç düşünmezdim bembeyaz boş bir sayfanın beni böyle ürküteceğini.Hiç kanatmamıştı ki parmaklarımı kalemim. Neden, diye sordum.Neden?... “Küstüm dedi usulca.Ardından dökülüveren siyahi üç noktalarla... Sustum.Uzun uzun… Sustum,yüreğimden taşan mahcuplukla. “Terk ettin beni dedi,keskin bir çığlık sıyırıp geçerken sol yanımı.Konuştum senle gece gündüz.Fısıldadım, haykırdım,türkü yaktım,ağıt oldum ama susmadım. Sen!Sen kaçırdın gözlerini benden,kaçtın” dedi. Lal oldum… Gözümün feri,sol […]
0
Solduğunda felç eden Özi çiçekleri, Bir kişiye soldu. Zaman… Kum tepelerinin ardında Ne hazineler var. Çölünü adımlamak imkanı yok… Önümüzde çöller deviren vaha olmadıkça. İki bilekten akan kana biat edin, Genç bir ata vardır biraz onda. Geleceğe yıldızlı asalarla dayanın, Asalar yüce ruhla aynı tonda. Mazi, geleceğe açılır; Kurcalamak delilik. Gereği düşünüldü; Her doğan yeni […]
0
SEN GİTTİN CAN/ Dilek Rabia Asım  Varlığımın son kalıntıları üzerimde yok oluşlardayım can. . . Yüreğimin zümrüt tepelerinden sana sesleniyorum, GİTME CAN… Ben rüzgar olup savrulayım sen gitme. Ben hiç böyle varlığımı hissetmedim senin yanında olduğum gibi… Sen gidiyorsun can, ben yok oluyorum. Aşkımız siliniyor hatırası bile kalmıyor. Yüreğim de sadece sözcükler kalıyor ama onlar da senin […]
0
GAM KENARI Acının dağlandığı anlar vardır… Aramaya gerek yok, o gelir bulur… Beraber gidilen bir lokantanın kapanması bile üzüntüdür… Veyahut lokantanın yerine dükkânı çiçekçinin tutması… Gözyaşından çorba olmaz ama… Dilin, damağın yanar tuzdan… Soğutamazsın… Zamansız, kırmızı bir toka çıkar nereye saklanmışsa… Saçı toplasın diyedir küçük canavarın dişleri… Ve fakat dağıtıp ısırır, acıyan ne varsa… Yaşananları… […]
0
1
Mesela ben yani ben işte sevsem seni, hiç sevmediğim kadar ve öpsem yahu kızmasan hemen duymaya çalışsan mesela kalibmdeki sen sen seslerini ve anlasan Mesela sen yani sen işte sevsen beni, hiç sevmediğin kadar ve görsen kalbinde gizlesen beni yoketsen mesela kendinden bile saklasan ve gömsen Mesela biz yani biz işte bakışsak yerli yersiz ve […]
0
Balkon hanına selam durun, Eğilmeye hacet yok, gülümseyin yeter. O ki; Dünden dürdüğü geceyi açar, Anılardan topladığı gözlerini takar Ve solmuş çiçekler atar halkına. Çölden apardığı serapları sergiler, Araya kaynamış bedevilere sövüp sayar. Balkon hanına selam durun, Gülümsemeye gerek yok, ağladığını görün yeter. O ki; Tacı rüzgardan, kaftanı efkardan, Tahtı afaktan geri kalan… Bakmayın ettiği […]
0
* Senin her oyunda çocukların doğardı Ben seni düşünerek büyüdüm Yüzünde Aklımda kalmış bir anne vardı * Bu gece bütün yürüdüğüm yollar Ölü taklidi yapıyor * Sonu gelmez, mutluluğun birdendir senin İçinden çiçeklerini bükerek geçer zaman Umut; yüreğine dar yollardan gelir * Dün gelenler bugün geceye karıştılar Erken gitti çok beklediklerin Odanda hep Uyuyakalan misafir […]
2
Nisanın avucuna koydum, bir damla gözyaşımı. Şehir sağanağa tutuldu! *** Kaç yol öyküsü kaldı geride? Kaç yarım cümlesi saçıldı gidenin? Kelime kelime… Harf harf… Kaçıncı kilometresinde terkedildi,  mahcup ve mağrur umut? Yol, ne zaman kucak açtı gelene?
0
Çay bahçelerine rezervasyon yaptıralım, Buluşalım uykularda; Başka türlüsünü kabullenmiyorsun ki… Dozerle geleyim ben, sense dilinde bir hayır’la; Ve yerle bir et beni. Adil mi bu bilmiyorum, Öyle olması da gerekmiyor; Aşk adaletle değil, çileyle meşhur. Rabb’imin senaryosunu tahmin etmek güç, Kafamda binlerce senaryo… Senli kısımların repliklerini ezberliyorum. Kimi zamansa, ah… Gözlerim umut tüketiyor. Hayır seni […]
0
Bir gün Başına kadar çukura batmış bir ayyaş Cami avlusuna geldi, Kardeş eti yiyen takkeler gördü. ‘Büyük odunlar ediniyorsunuz, Alemler değiştiğinde her şey tersine döner, Arkadan yapılanlar öne gelir.’ Şeytan gıdıkladı, Yürek düğümlendi Ve istihza konuştu ‘Sen mi diyorsun bunları, He ayyaş.!?’ Abdullah el-hımar yanlarından uzaklaştı. Ayan konuşan ayyaştı; ‘Ben yanlış yapmamakla değil, Doğruyu söylemekle […]
0
Paçaları sıvayın! Kimi dereler uykuda basar. Kördüğüm çözücü bir lafza ihtiyaç… Körebe oynamaktan sıkıldı bombalar. Sık sık ölün, daha iyi yaşamazsınız belki Ama daha insan yaşarsınız. Şimdi söyleyin, kim der ki Şu yatan kanlı bebekten daha insanız.? Bizi boşluğa sürdüler paşam, Onlar şimdi dopdolu topraklarda Boş işlerle uğraşıyorlar; Boşlukta dolu iş peşinde koşulur mu? Aksine […]
0