Bugün aynaya bakarken, saçlarımın şu şakak dediğimiz yerlerden yer yer ağarmaya başladığını fark ettim. Saçlarımı ilk topuz yaptığım günkü, kendimi aynada izleyişim gibi, aynı hisle izledim. Daha çok sevinç’e benzer ama biraz hüzünlü. Nerdeyse SEVİNÇ gibi ama hüznün de kıyısındaki hislerdi. Garip yani. Hayır! Ben, saçında tek tel beyaz görüpde paniğe kapılıp ta saçlarını derhal kızıla veya sarıya boyayanlardan değilim. Panik(!) şöyle dursun etkilendim bile kendimden 🙂 Evet, saçlarım kapkarayken patlıcan moruna boyadımdı birkaç kez, değişiklik olsun diye. Gençliğimde. Ohoooooooo! Çoktan sardı beni “yaşlılık” psikolojisi. Bir şey olmaz, ben yaşlıları çok severim. Alırım el işimi elime(hani kalan iplerden renk renk battaniyeler, şallar yaparlar ya işte onlardan ), kalın mercekli gözlükler gözümde(çok okuyup çok yazıyorum ya kesin benim merceklerim en kalınından olur. Bir şey olmaz zaten hep daha iri gözlerim olsun isterdim. Hayallerim gerçek oldu derim), geçerim pencerenin önüne dışarıda kar yağar ben bol tarçınlı salep içerim. Her şeye ağlayan bir yaşlı olurum ben; geçen ömrüne, kalan ömrüne… Her şeye ağlayan sulu göz, gevezenin teki… Yalnız kalır mıyım ki yaşlanınca? Allah esirgesin. Kimse yalnız kalmasın ve yalnız yaşamasın. ÂMİN! Bakıma ihtiyaç duyar mıyım? Aman aman, Rabbim kimseyi kimseye muhtaç etmesin(gerçi oğlum vefalı bir çocuğa benziyor ama ya gelinim fena olursa?). Torunlarımı beklerim bayramlarda. Mendiller hazırlarım onlara(“şimdi mendil mi kaldı babaanne, hayret bir şeysin ya, para yok mu para” dediklerini duyar gibiyim). Benimle yüksek sesle ve yavaş yavaş konuşacaklar kulaklarım gayet iyi duyduğu halde. Kendimi uzaylı gibi hissedeceğim(NA-SIL-SIN? BİZ-İ-Yİ-YİZ…” Ben –de-i-yi-yim- dost!”) Bana lokum alacaklar(nefret ederim lokumdan, çikolata yok mu çikolata), diş yok ya damağıma yapışacak, Hindistan cevizi boğazıma kaçacak… Öksüreceğim(bana bir bardak su getiren çıkacak mı?) Tansiyon ilaçlarım olacak. Şeker ilaçlarım olacak. Kalp ilaçlarım olacak(eczacıların gözdesiyim. Bedava kolonyalar, sargı bezleri, pamuklar…) Tatlı, tuzlu, kızartma; kısılacak(yok edilecek demeye dilim varmıyor)… Kıs kıs güleceğim “ben bunları çok önceden hesapladığım için zamanında doyunca yedim” diyeceğim. Ana yemeklerden önce, hazmı kolay olsun diye mutlaka çorba iç(mey)eceğim: “Mercimek mi yaptın? Hiç sevmem” “Şehriye mi? Yok yemem!” “Yoğurt çorbası mı? Aman istemem”… “HUYSUZ İHTİYAR” diyecek bana gelinim(sanki onun kocasına bir şey beğendire biliyorduk zamanında) Huysuz ve tatlı bir kadınken birden huysuz, tatsız hemi de tuzsuz bir kadın olacağım… “Çamaşır suyunu yıkadım” “Elime çorap ördüm” “Uçak sattım” “Üç gittim beş geldim” gibi manasız ve saçma sapan cümleler çıkacak ağzımdan(fırlayan takma dişlerimle beraber). Zaten sakarım. Yaşlanınca da beni kimse mutfağa sokmayacak. Riyakâr riyakâr bir de “sen yorulma” diyecekler. Nankörler!(Ben mutfağın dışında karada yaşamaya çalışan balıklar gibi olurum. Nefes alamıyorum). “Mor ve Ötesi” yerine, Hacı Arif’ten şarkılar dinleyeceğim: Nigah-ı mestine canlar dayanmaz. Kemer çehre peri ru tende canımsın-Nigarım dilberim ruh-i revanım Hacdan dönenler bana tespih ve namazlık hediye getirecekler (hani inciler, hani akik taşları) bir de hurma. Aynı hikâyeleri defalarca anlatıyorum diye benden kaçacak sevdiklerim. Dans da edemeyeceğim(baş belası kireçlenme!). Yüksek sesle müzik dinlesem başım ağrıyacak. Aman Tanrım! “KAHVE İÇSEM ÇARPINTI YAPACAK!!!!!!!!!!!!!!” “KÂBUS!” “İMDATTTTTTTTTTTT!!!” Biri beni dondursun! Bunu biri durdursun! Psikolojik ölüm yaşamak üzereyim. Tamam tamam sakin ol! Düşün. Mutlaka yaşlılığın çok güzel ve yaşlanmaya değecek(!) yanları vardır. Düşün. Düşün. Hiç değilse bir tane! EVET, MESELA KAÇ YAŞINDA OLURSAM OLAYIM EŞİM BENDEN HEP 9 YIL DAHA FAZLA YAŞTA KALACAK : ))) VE BU DURUMDA DA BEN HEP GENÇ VE GÜZEL OLACAĞIM ONUN GÖZÜNDE. Zaten mühim değil geriside. SAYGILARLA LAVİNYA ÖZ.



Bu yazı 913 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.