GÜNAYDIN*** 

 

 

 

Bu sabah sana ve öfkeme yüz vermeyip çıktım evden. Köşe başında yoktun, senle yürek yüreğe verip dolaşır, biraz hasbıhal ederiz diye düşündüm ya…. Bu da safsataydı. Pala bıyıklı, asık suratlı, Ego şoförüne inat dolmuşa bindim. Sonra tüm şoförlere cephe alıp indim yürüdüm……. Seni de özledim aslında….. Bu sabah öfkeme aldırış etmedim. Gülen bir yüzüm, gülen gözlerim vardı, delirdiğimi düşündüm. Gerçi keşke deli olaydım. Ne ihanetlerin farkına varırdım o zaman ne vefasız dostların. Görmezdim menfaat için kişi(lik) lerini satanları. Başımı kaldırıp da kimseye bakmak gelmiyor içimden. Öyle ya “zümrüt gözlerimi” hüznümü matemimi görmesin kimse. Kepimle kapattım iyice. Susuz bırakmadım gönlümü imaj hiçbir şey diye.

“Adalet”. Gönlün mizanı yok ki. Neyi ölçeyim? Dostum bilip de yüz üstü bırakıp gidenlerin, kalan birkaç dostuma öfkesini mi? Boş ver…..

Günaydın Ankara’ m! ….. Olur ya belki bugün bir daha yazmam sana, bir daha oturmam dizinin dibine. Sen bu günaydını al, büyüt, besle; akşam şehrin karanlığa döndüğünde kendine “iyi akşamlar” yap, benden olsun.

 

03 Ocak 2006 Salı 09:20 S.B. / Kurtuluş

 

Mustafa Çelebi ÇETİNKAYA

 

 



Bu yazı 1050 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.