Annem; “Ne kadar dikkatsiz bir insansın sen! Bu ayakkabılarla!? Bir insan bu kadar akılsız mantıksız ola bilir mi?”
Ben; “Güzel moral veriyorsunuz hanımefendi devam edin. Anne, bileğim çatladıysa şimdi suç benim mi?”
Annem; “Dur dur konuşma… Dinlen sen. Ben konuşurum. Hayret bir şeysin evladım. Bir insan bu kadar sakar olup bu kadar anlamsız davranır mı? Bir insan bu kadar ahm…”
Ben; “ANNEEEEEE! Moralim bozuk, lütfen”

 

 

 

Bu sabah, her şey her zamanki bir gün gibi başladı(talihsiz işaretler vardı ama moralimi bozmadım).Üst kattaki komşunun sabahın yedi buçuğunda ve bir Pazar günü RANK! RANK! (halı silkeleme sesi) ve TRANK! TRANK!(halı demirlere çarpıyor) efektleriyle aniden uyandım. Her ani uyanışımdaki gibi yine şakaklarımdan bir şiş girdi beynime, haliyle biraz geç yatınca, FOX TV de “ ANINDA GÖRÜNTÜ SHOW” vardı da, bayılıyorum şu programa, evet biraz geç yatınca saat 7.30’ da ansızın kilise çanının içinde uyanmak insanı yeterince sersemletecek bir durum. Moralimi bozmadım.

 

Uyandım bir kere, şimdi hayatta tekrar uyuyamam. Yeleğimi giydim sırtıma biraz gerineyim dedim kolumu gar dolaba çarptım çok feci acıdı. Moralimi bozmadım, en sevdiğim öğün olan kahvaltıya doğru yol aldım… Tabii; önce terliğimin diğer eşini iki büklüm çok aradım odada, sırtım soyuldu, saçım yolundu ama en sonunda buldum.

 

Mutfağa girdim, herkes uyuyor, sürpriz bir kahvaltı hazırlayayım dedim. TAK! TUK!(kahvaltı hazırlama efekti) derken herkesi uyandırdığım için, kahvaltı pek de sürpriz olmadı. Hatta bir ara oğlum mutfağın kapısını örtüp yeniden yatağına döndü, diğer herkes gibi. Bir “Günaydın!” bile denmedi bana inana biliyor musunuz? Moralimi bozmadım.

 

Çayım demlendi, artık Allah ne vermişse donattım masayı. Sandalyeye oturdum ki, bir şey eksik! “Kahvaltı Sohbetleri”. Bende çayımı doldurmadan önce artık çağ dışı olmuş radyoyu açtım. İlk şarkı şansıma olsun dedim.

 

“Dönüüüülmez akşamın uffffkundayııııız. Vakiiiiiiit çooook geç…” (Frekans değiştir)

“Şimdiiiiii uzaklardasın. Gönül hicccraaaanla doooldu…” (Frekans değiştir)

“Zıplayıver çekirge. Hoplayıver çekirge. Bidi bidi bidi bidi…”(Haber kanalı bul)

“Soğuklar ciddi anlamda baş göstermeye başladı. Ankara karlar altında…” Buuuuuzzzzzzzzzz!(Karın adını bile duyunca üşüme efekti).

 

En iyisi kapat.

Moralimi bozmadım.

 

Çayımı doldururken çaydanlığın kapağının langır lungur yere düşmesini, bardağıma doldurmaya çalıştığım toz şekerin yarısının bardağın dışına dökülmesini, çayımı karıştırırken çay tabağımın çayla dolmasını, yere düşürdüğüm çatalı alayım derken kafamı masaya çarpmış olmamı saymazsak iyi bir kahvaltıydı denebilir.

 

Kahvaltımı yaptım. Hem de iki saat boyunca. Şimdi kahve zamanı. Kahve içmezsem hayatta kendime gelemem gün boyu. Bol kremalı koyu bir kahve hazırladım. Mutfaktan çıktım. Bu arada, diğer herkes sanki kahvaltı yapmak için benim mutfaktan çıkmamı bekliyormuş gibiydi garip bir dışlanmışlık hissettim. Moralimi bozmadım. Kahvem var!

 

Sünger Bob’u izlemek için televizyonu açmış ve yerini almış olan oğlum, işte o sırada bana “Günaydın annem!” dedi.

“GÜNAYDIN HAYAT!”

 

İyi bari süveterini giyebilmiş ve pandiflerini(ama ters). “Oğlum, konuştuk ya fermuarlar dış kısımlara gelecek… İşte böyle”.

Sünger Bob bitmeyene kadar bir şeyde yemez şimdi bu çocuk. Ben ne iyi bir anneyim gibi pozitif enerji yüklü cümleler kurarak beynimde, bilgisayarın önüne geçtim. (Şimdi ne yorumlar ne e-postalar gelmiştir).

 

 

(elektrik kesilme sessizliği)

ZINK! (şaşırıp kalan insan efekti).

Moralimi bozmadım.

 

Bir yarım saat, gözlerim modemin ışıklarında, bilgisayarın önünde öylece bekledim. Bu arada, içmeyi unuttuğum kahvem geldi aklıma bir yudum içtim ki:

Buuuuuzzzzzzzzzz!(nefret ederim nescafe buuuzzz’dan).

Döktüm.

Moralimi bozmadım ama.

 

Hayli acıkmış olan oğluma bir şeyler hazırladım, yedirdim. Elektrik yok. Hayli dağınık odaları toparladım. Elektrik yok. Bulaşıkları tam bitirdim ki elektrik geldi. VINNNN!(bilgisayarı kapma efekti). Maalesef oğlum WİN!(kazanmak efekti). Nasıl kıyarda kaldırırım onu o çok sevdiği sandalyeden( bir şey olmaz yarım saat sonra “hadi oğlum yeter gözlerin bozulacak” ayağına kaldırabilirim. Ben iyi bir anneyim ya! : ) )

 

Bari dedim çıkıp bir gazete alayım. Kar da lapa lapa yağıyor. Ağır ağır gider gelirim. Çok hoş bir gezinti olur.

 

Maalesef…

 

Ancak bahçe kapısına kadar ilerleye bildim:

(Buuuuuzzzzz!)

 

Allllllllllllllah!(buzda kayıp düşme efekti)

Sonrası malum, nihayet moralim bozuldu.

 

SAYGILARLA

LAVİNYA ÖZ.

(Hikâyede bahsi geçen olaylar kısmen hayal ürünüdür. Umarım hayallerim gerçekleşmek için bu ürün kataloğundan seçmezler kendilerini : ))) )



Bu yazı 2169 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.