Biliyordum beni bekliyordu…

Ona gitmemeliydim. Gitmemiş olsam hala bekleyişi olurdum. O başkaydı… O yasak… Ruh cennetimin tek cehennem yasağıydı o… O karanlık…

Gözlerinde tereddütsüzce yansımak ve ben yansılı gözlerinden öpmek… Yani dokunmak… Yani tatmak istiyordum onu… Okşarcasına aydınlatmak istercesine… Öpmek… Alabildiğine…

Tüm sessizlikler bizim olsun. Bütün susuşlar. Susuşlar dudaklarına sessizlikler gözlerine takılıp da kaldığında… Okuya bileyim gölge gözlerinden içindeki cehennemi;

“Ne kadar yakıcı?” (söyle içindeki cehennem benimki kadar yakıcı mı?)

Karanlık bir gölge nedir?

Umut mu? Umutsuzluk mu?

(Hoş! İkisi de aynı şey ya!)

Kesmeliyim beklide düşülerimi… Düşlerime yalnızca kendimi düşürmeliyim belki de…

İçimde ki gölgeyle birlikte!

Sessizliğim; gözlerin,

Gölgem; karanlılığın,

Bekleyişim; ölümsüzlüğün,

Boşluğum; yokluğundur.

Saygılarla

Lavinya Öz.

(1992)



Bu yazı 832 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.