Sabahın ilk ışıklarıyla bir adam yalpalaya yalpalaya “BİR UMUT SOKAĞINA” girdi. Henüz aldığı müjdeyi ailesine götürüyordu. Bir haftadır uğramadığı evine gittiğinde o eski püskü bavulunu yine kapının önünde buldu.

“Yapma be Melahat, bende mi kabahat” dedi kimsenin duyamayacağı bir ses tonuyla.

Kapıyı çalmadı. Neden sormadı. Bağırıp çağırmadı. Yılda beş altı kez karşılaştığı bu duruma alışık olarak aldı bavulunu eline daha kepenklerini yeni açmış olan mahalle kahvesinin yolunu tuttu. Yer edindiği masaya oturdu. Çok acıkmıştı. Kahvenin çırağı Lütufkar annesinin saklama kaplarına bıraktığı peyniri, zeytini adamın masasına koydu.

“Necmi Abi sen başla. Ben şimdi yan fırından iki de taze somun ekmek alıyorum. Çayda üstünde. Beraberce artık Allah ne verdiyse.”

Necmi Abi yorgun, yaşlanmaya yüz tutmuş suretindeki gömük gamzelerini iliştirdi en güzel tebessümüne ve belli belirsiz başını salladı.

Lütufkar bir kaç dakika içinde üstünde dumanları tüten somun ekmeklerle geri döndü. Yanan ellerini ekmekleri masaya bırakarak kurtardı. Daha demini tam almamış semaverden ikide çay doldurdu. Kahvaltı boyunca hiçbir şey sormadı bu kendi kendine gülümseyen adama. Sessiz sedasız kahvaltılarını yaptılar.

Lütufkar ekmek kırıntılarının döküldüğü gazeteyi toparladı, dışarıya, kuşların yiyebileceği bir yere serpiştirdi. Sonra biraz daha demli iki bardak çay getirdi masaya.

“Eee! Necmi Abi, at yarışı nasıl gidiyor?”

Sadece: “İyi” dedi.

“Ev sahibiniz bir haftadır her gün kahveye gelip seni soruyordu, belki bilmek istersin.”

“Sağ ol!Bakkalı, manavı hiç anlatma emi?”

“Boş ver, oynama şu mereti. Şimdiye kadar ne kazanmışsın ki? Çocuklarının rıskını verme ganyanlara.”

Necmi Abi çok tuhaf gülümsedi:

“Tamam, vermem”

İki üç saat sonra yine beklendiği üzere Küçük Rıza kahveye geldi. Babasına yaklaştı:

“Baba , annem eve gelsin diyor” dedi.

Necmi Abi; bir elinde , içinde hiçbir zaman neler olduğunu bilmediği, eski püskü bavulu, diğer elinde Rızasının minik eli evinin yolunu tuttu. Ağır ağır yürüdüğü yol boyunca, cebinde 500 000 YTL’ lik çeyrek bileti(oysa cebindeki son 5 YTL ile almıştı. Nerden bilebilirdi ki o ufak bilet satıcısının , aslında bir kurtarıcının gönderdiği son bir şans olduğunu), aklında Melahatine söyleyeceği tek cümle vardı:

“DİLE BENDEN NE DİLERSEN MELAHAT”

LAVİNYA

(NOT:Son şansları kurtarıcının herkese vermediğini düşünürüm.Kimsenin son şans umuduna kalmaması dileğiyle).



Bu yazı 1776 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.