Ulaşılamaz yalnızlıklarda çok kişilikliyiz

Sözleşmiyoruz da özleşemiyoruz da, kırık düşlerden kalmadık geri

Bir ürperti sardı içimizi

Koşmak istesek de aşamayacağımız kadar çoktu engel

Ve ellerimiz ardımızda kelepçeli.


İki adım ileri bir adım geri yaşadık ilişkilerimizi

Kaçmak istesek de, koşamayacak kadar ağır sandık bacaklarımızı

Çocukken; görmek için hiç bir çaba sarf edilmeyen düşler tarafından saf dışıyız şimdi


Kimliksiz gülüşler, çıkışsız bakışlar ve artık kolay adam satışlardır tutsak kalan geleceğe.


Ansızın kâbuslardan uyanınca ter içinde kişi

Kurumuş boğazlar, bir yudum kan içiyor ıslanmak için şimdi

Kan ve ter karışınca ruhun bedeninde

Ölçemez oluyor en sağlam kantarlar bile;


Çöken bulutların ne kadar kara ve ne kadar yağmur yüklü olduğunu üstümüze.


Küçükken, incir çekirdeğini bile sığınak seçebilirdi kimliksiz ruh.

Büyüdük şimdi kalmadı; elimizde hiç, bize büyüdükçe çok görülen bir “oh”

Ve tüm sığınaklar sağanak artık, dar artık kimliklerimize.


“Çocuk olmak varmış” cümlesi bir masal, bir; “Bir varmış bir yokmuş” a özdeş cümle.

Sanki kim farkındaydı çocuk olduğunun büyüyünceye…


Düşlerimiz bile sararmış ve çürük şimdi.

Aynı dişlerimiz gibi.

 

Saygılarımla

Lavinya Öz.



Bu yazı 1032 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.