Ulaşılamaz yalnızlıklarda çok kişilikliyiz.
Sözleşmiyoruz da özleşemiyoruz da,
Kırık düşlerden kalmadık geri.
Bir ürperti sardı içimizi.
Koşmak istesek de aşamayacağımız kadar çoktu engel
Ve ellerimiz ardımızda kelepçeli.

İki adım ileri bir adım geri yaşadık ilişkilerimizi
Kaçmak istesek de, koşamayacak kadar ağır sandık bacaklarımızı
Çocukken; görmek için hiç bir çaba sarf edilmeyen düşler tarafından saf dışıyız şimdi.
Kimliksiz gülüşler, çıkışsız bakışlar ve artık kolay adam satışlardır Tutsak bırakan karanlık geleceğe bizi.

Ansızın kâbuslardan uyanınca ter içinde kişi;
Kurumuş boğazlar, bir yudum kan içiyor artık ıslanmak için şimdi.
Kan ve ter karışınca ruhun bedeninde,
Ölçemez oluyor en sağlam kantarlar bile;
Çöken bulutların ne kadar kara ve ne kadar yağmur yüklü olduğunu üstümüze.

Küçükken, incir çekirdeğini bile sığınak seçebilirdi kimliksiz ruh.
Büyüdük şimdi kalmadı; elimizde bize hiç;
büyüdükçe çok görülen bir “oh” …

Tüm sığınaklar sağanak artık ve dar artık kimliklerimize.

“Çocuk olmak varmış” cümlesi bir masal,
Bir; “Bir varmış bir yokmuş” a özdeş cümle.
Sanki kim farkındaydı çocuk olduğunun büyüyünceye…

Düşlerimiz bile sararmış ve çürük şimdi.
Aynı dişlerimiz gibi.

Saygılarımla
Lavinya Öz.
2008/Temmuz



Bu yazı 896 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.