Saat 02 suları ve gece yeni yeni içmeye başlamışken insanları, bambaşka olur şehrimin sokakları. Yaz, kış fark etmez hep bir esinti vardır ve ardınızdan isminizi sesleyen sesler hep tanıdıktır.

 

Saat 02 suları… Yine; adını koymadığımız sokaklardan birinde ilerlerken sensiz, son kelimelerin çınlıyor kulaklarımda: “Bağlanamam ben!” diyorsun.

 

“Bağlanamam ben” ve gidiyorsun… Dur bile diyemiyorum; o kadar eminsin ki kendinden “durmak, durdurmak” fiilleri sözlükteki tüm anlamlarını yitiriveriyor birden.

 

Saat 02 suları… Şimdi olduğu gibi kalakalıyorum yarım bir tebessüm ile gölgende.

 

Keşke diyorum, keşke, şu lambanın altındaki gölge sen olsan… Olmuyor… Senden sonra hiçbir kadının, gölgesi bile çekici gelmiyor.

 

Saat 02 suları… Bir Ankara esintisi daha geçiyor saçlarımın arasından.

 

Ürperiyorum ve biliyorum:

 

Şu saatte bana esen her rüzgâr senin nefesin ve ardımdan sesleyen tüm sesler sana ait.

 

 

 

EY!

 

Adına aşk denilen zebani ve adına kadın denilen cehennem, çağırmayın artık beni ardımdan.

 

 

 

Saat 02 suları… O kadar çok ardıma baktım ki senden sonra; sonunda kalakaldım ardımda, bir cehennem çukurunda.

 

Saygılarımla

Lavinya Öz.



Bu yazı 877 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.