“Bir adam parkta yürürken, yanındaki tartıştığı arkadaşına tokat atıyor. Bu olayı 7 kişinin gördüğünü varsayalım ve bu 7 kişinin tek tek olaylara yüklediği anlamlara bakalım:

1.KİŞİ

İnanç: Kimse kimsenin canını yakmamalıdır.

Düşünce: Şimdi bu adama gösteririm.

Davranış: Fiziksel ve sözlü saldırı.

Duygu: Öfke.

2.KİŞİ

İnanç: Kötü insanlar cezalandırılmalıdır. Tokadı hak etmiştir.

Düşünce: Tokadı yediğine göre kötü biridir.

Davranış: Gülümseme.

Duygu: Tatmin duygusu.

3.KİŞİ

İnanç: Bu adam tehlikeli.

Düşünce: Ya bana da vurursa.

Davranış: Kaçma.

Duygu Korku.

4.KİŞİ

İnanç: Bu adam tehlikeli.

Düşünce: Buradan gitmeliyim ama etrafımdakiler ne der “Bu ne korkak birisi”

Davranış: Duraklama.

Duygu Korku, kaygı.

5.KİŞİ

İnanç: Yaşamda şiddetle karşılaşan insanlarda var.

Düşünce: Ben ne dayak yiyen insanlar gördüm.

Davranış: Davranış yok.

Duygu: Umursamazlık.

6.KİŞİ

İnanç: Bu adamın tokat yemesi ve küçük düşmesi ne feci.

Düşünce: Ya benimde başıma gelirse?

Davranış: Duraklama.

Duygu: Üzüntü.

7.KİŞİ

İnanç: İnsanların birbirine böyle davranmalarına karşıyım.

Düşünce: Bu adam bir tokat daha yemeden ona yardım etsem mi?

Davranış: Tedbirli davranma.

Duygu: Tedirginlik.”

Bunları bir üniversite ders kitabından okudum ve çok etkilendim. Onlardan başka kimse olayın gerçek yüzünü bilmiyor. Ne kadar çekici. Belki de iki çılgın psikoloji öğrencisi gözleme dayalı bir deney için böyle bir şey yaptı. İnsanlar aynı olayla ilgili aynı hisleri duymuyorlar. Aynı düşünceleri yaşamıyorlar. Bazen bunu unutuyoruz ve herkesin kendimiz gibi hissettiğini, düşündüğünü sanıyoruz, ona göre hareket ediyoruz. Böylece anlamaktan ve gerektiği gibi empati(duygudaşlık) kurmaktan uzaklaşıyoruz. Oysa burada sadece 7 bakış açısı var ama öyle çok türetilebilirdi ki…

İşte bu etkilenme sonucu, aldım kahvemi yanıma, kâğıdımı kalemimi elime; bakış açılarını anlamayı pekiştirmek ve insanlarla aramızdaki “anlama” köprüsünü en az birkaç kişinin geçe bileceği kadar geniş yapabilmek adına bir kurguda ben yaptım. Amaç; çok yönlü düşünmek ve düşündürmek.

“Kalabalık bir lokantadaki bir masadan yüksek sesli bayan kahkahaları(şuh kahkahalar) duyulmakta:

1.KİŞİ

İnanç: Kimse kimseyi rahatsız etmemelidir.

Düşünce: Garsona söylesem de uyarsa. Belki benden önce uyaran da olur.

Davranış: Duraklama.

Duygu: Çekingenlik.

2.KİŞİ

İnanç: Gülmek ne kadar güzel bir duygu.

Düşünce: Hayat dolu bir kadın.

Davranış: Tebessüm.

Duygu: Hoşgörü.

3.KİŞİ

İnanç: Bir kadın bu kadar dikkat çekici olmamalı.

Düşünce: İyi ki benim masamda değil. Rezil olmuştum.

Davranış: Ters bakışlar.

Duygu: Öfke.

4.KİŞİ

İnanç: Kimse kimseyi rahatsız etmemeli

Düşünce: Şimdi görürsünüz.

Davranış: Garsona ya da işletmeciye şikâyet etmek.

Duygu: Tatmin duygusu.

5.KİŞİ

İnanç: Çeşit çeşit insan var.

Düşünce: Bunda değişik insanlardan biri.

Davranış: Davranış yok.

Duygu: Umursamazlık.

6.KİŞİ

İnanç: İnsanların yüksek sesle konuşması, gülmesi, ağlaması ne kadar yanlış!

Düşünce: Şuna bak, utanması da yok.

Davranış: Kadından uzak bir masaya geçmek.

Duygu: Kızgınlık.

7.KİŞİ

İnanç: İnsanlar duygularını içinde yaşamalı.

Düşünce: Ne büyük saygısızlık!

Davranış: Gizlemeye çalıştığı gözyaşlarını silerek mekânı terk etmek.

Duygu: Dışlanmışlık.

Davranışlarından sorumlu olan insan, dünyaya sadece kendi gözüyle bakmamalı. Bakış açıları farklılıklar gösterir. Bu farklılıklar yaşa, cinsiyete, statüye v.s göre değişebilen farklılıklardır.

Lütfen; karşımızdaki insanları ve yaşanılanları at gözlüklerimizi çıkarttıktan sonra daha geniş çaplı bir şekilde değerlendirelim.

SAYGILARIMLA

LAVİNYA



Bu yazı 1613 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.