Bırak ellerini ellerimin üstüne,
Gözlerini gözlerimden hiç çekme.

Dur… Bekle…
Böylece…
Bekle…

Ellerin mi yoksa
Dudakların mı titriyor?
Gözlerin mi yaşlı yoksa
Kalbin mi terliyor?

Dur… Bekle…
Böylece…
Bekle…
Hiç bu kadar yakın olmamıştık daha önce.

Sakın firar etmesin gözyaşın gözünden.
Akarsa o yaş, atılırsın oyundan.
Ben “ Tek ayak” cezası verdim gözyaşlarıma bundan çok öteden.

Kuralı bu;
Soğukkanlı olacaksın, için kanarken, için kavrulurken ateşiyle.
Susasanda susacaksın, gözlerini ayırmadan gözlerinden;
Kırpmadan bakacaksın.
Nefret eder gibi âşık olacaksın.

Tam da; sen kendinde değilken kızartacağım ellerini
Ya da kendimi kaybeder kaybetmez kızartmalısın ellerimi
Hiçbir hamle boşlukta kaybolmayacak.
Ellerimiz acıyacak.
Ellerimiz kızaracak.
İşte o zaman anlayacağız ki; biz gerçeğiz.

Bu gerçek ağır gelecek yüreklerimize.
Ellerimiz kirlenecek.
Kalbimiz “ Hayal” kalmayı isteyecek.
“Masal” olmayı dileyecek içimizin dilenci perileri.

Biz hayal kalalım, boşver gerçeği
Acımasın kimsenin eli.
Say ki “ Düşlemekten bıktın beni”
1… 2… 3…

Uyan şimdi!

Saygılarımla
Lavinya Öz.

(Eski bir şiirimdi, biraz restore 😛 ettim)



Bu yazı 1193 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.