Ben henüz 10 yaşındayım, o zamanlar kardeşim Elif listelerde yok (aramızda on bir yaş var). Bir sabah saat beş surlarda kapımız çaldı. Annem ve babamdan önce ben fırladım yataktan, kapıya doğru gidiyordum ki, babam:

“Sen dur bakalım!” diyerek durdurdu beni.

“Kim o?”

Amcamdı kapıdaki. Babam önce sürgüyü sonra kilidi en son kapıyı açtı:

“Hayırdır abi? Mühim bir şey mi var? Annemle babam iyi mi?”

“İyiler iyiler telaş etme. Hadi hazırlanın balığa gidiyoruz.”

O sırada sabahlıklı annem uyku sersemi hole geldi, amcamı gördü bir besmele çekti.

“korkma anne amcam bizi balığa götürecekmiş” dedim, annem ikinci besmeleyi çekti:

“Ne balığı Aptullah? Ne hazırlık yaptık, ne bir şey.Öyle PAT diye?”

Babam henüz ayılamamış bir vaziyette konuşulanları dinliyordu. Amcam:

“Ne hazırlığı?Yoldan ekmek mekmek, domates momates alırız, zaten balık yiyeceğiz.Hadi hadi, Yaşar(yengem) da arabada bekliyor, daha Tülaylara(halamlar) uğrayacağız” dedi çıktı gitti.Biz birbirimize baktık şaşkın şaşkın.Hazırlanmaya başladık.

Amcamın arabası eski püskü bir Anadoldu(eski meski ama han gibiydi.Sekiz sene önce değiştirdi.Az kahrımızı çekmedi garibim).Arabaya bindik dayımlara geçtik(şimdi kafanız karışmasın biraz açıklayayım;dayım halamla evli.Dolayısıyla kuzenlerimin de dayısı , babam, halalarıyla yani annemle evli.Dayım hem dayım hem eniştemken, halam hem halam hem yengem.Benim amcam kuzenlerimin dayısı, kuzenlerimin benim babam olan dayısı…her neyse iyice karıştı. Bir de açıklamanın açıklamasını yapmayayım).

Kapıyı çaldık, biraz önceki bizim şaşkınlığımız şimdi halamın dayımın ve kuzenlerimin yüzündeydi.Dayım:

“Yani Aptullah, bir Pazar günümüz var, rahat rahat uyuyacağız BALIK çıkarıyorsunuz başımıza”

“Hadi hadi, çabuk hazırlanın.Yoldan alırız ekmek mekmek, domates momates zaten balık yiyeceğiz.Uyumak istiyorsan da araba da uyursun” dedi çıktı gitti.

Bir Anadol’a dokuz kişi nasıl sığar? Şimdi bile kavrayamıyorum.

Eciş bücüş, tıka basa, tangır tungur, horul morul…Amcamdan şarkılarla, türkülerle(Çökertmeden çıktım Halilim, Biz Heybeli de her gece, mastika mastika …En az iki buçuk saat sürdü işgence pardon yol).

 

(Şimdi yazacağım paragrafa çok dikkat edin.Eminim ömrünüzde böylesi berbat bir betimlemeye daha önce şahit olmadınız).

Öyle bir mekana geldik ki…

Allaaaaaaaaahhhhhh!Yemyeşil bir alan, hışırdayan ağaçlar, cıvıldayan kuşlar, rengarenk çiçekler, hiç ölmeyecekmiş gibi uçuşan kelebekler, börtü böcekler… Bize iki ağaç arasına salıncak da kurdular.Annem yabani güllere saldırdı(gül reçelini çok sever de).Amcam, babam ve dayım da balığa çıkmadan önce yer altından solucanlar doldurdular bir keseye(iğrenç).Daha sonra aldılar oltaları, mataraları çıktılar balık tutmaya.Bu arada domatesler iri iri, soğanlar halka halka, ekmekler dilim dilim doğrandı, iki taş arasına bırakılan ızgara ile mangal masası hazırlandı, karpuzlar akan dereye soğumaya bırakıldı.Ne gelen var ne giden.Herkes acıkmış herkes uyukluyor.Yaklaşık iki saatlik mağdurluktan sonra üç silahşörler göründü;ATHOS, PORTHOS, AREMİS.Her birinin elinde birer koca sazan.Ben pek balığı sevmem ama açlığın ardından bu kadar sevinmek bana balığı da sevdirdi.

Afiyetle ızgara balıklarımızı yemeye başladık(tabii yarım saatte temizlenmesini bekledik).Amcam şarkılarına, türkülerine devam etti, babam ballandıra ballandıra bu sazanları nasıl bir ustalıkla yakaladıklarını anlattı, dayım hem şarkılara hem ustalık hikayelerine eşlik etti.Bir an yeryüzündeki gelmiş geçmiş en usta balıkçı olduklarını bile düşündüm(herkesin babası gibi benim babamda kahramandı).

Amcam futbol topu da getirmişti.İki takım kurdular, birine beni diğerine büyük kuzenimi kaleci yaptılar.Küçük kuzenimi “Sen hakemsin” diye kandırdılar.Sanki ergenlik çağına yeni girmiş çocuklar gibi heyecanlı, biraz asabi ama çok ciddi başladılar futbol oynamaya.Daha önce annemi hiç böyle düşünmemiştim.Hele halam o kiloyla nasıl da iyi koşuyordu, yengemle acemice paslaşmalar filan…Zaten hepsi bir mahallenin çocuklarıymış, babamlar annemlerle nasıl ip atlarsa, annemlerde babamlarla maç yaparmış.Maç 10’a 15 sonuçlandı, benim kaleci olduğum takım yenildi, demek ki ben kuzenime göre 5 gol daha fazla şaşkınmışım duruma.

Saatler sonra artık eve dönüş vakti geldi.Evden çıkarkenki isteksizliğimizi şimdi dönüş için yaşıyorduk.

Herkes aynı gelirkenki eciş bücüşlüğüyle bindi gariban Anadol’a.Tam ilerlemeye başladık daha yola çıkalı on dakika olmadı babam endişeyle atıldı:

“Abi!Sen niye bu yola girdin şimdi?”

“Valla haklısın oğlum, hay aksi!Bu yol da tek yönmüş”

!!!!!

 

Bu endişelerinin sebebini biraz ilerleyince hepimiz anladık.Yolun sağ tarafında kocaman bir tabela:

“EN İYİ SAZANLAR BURDA!”

Tabelanın yanında bir balıkçı;Athos, Porthos ve Aremis’in mahçup bakışlarına kayıtsız el sallıyordu hepimize.

SAYGILARLA

LAVİNYA ÖZ.

(Onlar her zaman için benim kahramanım olarak kalacaklar).



Bu yazı 1195 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.