GDO; evet, böyle düşünüyorum; Geleceği Değiştirecek Oynamalar!

Kesinlikle tüketilmemeli, Türkiye’ye girişi yasaklanmalı ve hatta üretimi de TÜM DÜNYADA yasaklanmalı!

Çocuklarımızın geleceği ile oynanmasına izin vermeyelim!

Hayat ne kadar kolaylaştıysa hastalıklar da o denli çoğaldı. Kanımıza karışan her türlü besin artık insanlık için risk; mevsim anormalinde edinilen meyve ve sebzeler, “yiyin!” denilen dallı budaklı yaratıklar, dondurulmuş gıdalar, hazır yiyecekler, fast-food denilen hızlı yiyecekler…

“Bir bahçem olsa da kendi ürünümü kendim yetiştirebilsem!” düşüncesi de artık ulaşılmaz bir hayal. Çünkü öğreniyoruz ki, çekirdek ve tohumların geni ile de oynanmış olabilir ve bu oynama “Ne ekersen onu biçersin” atasözünü çürütmüştür, artık; domates diye ekip, domates kılıklı bir patlıcan ile karşılaşabiliriz, maskeli baloya hoş geldiniz!

PEKİ, NE YAPMALI?

Kendimce önerilerim var. İnanıyorum ki bu öneriler; uzun vadede(50 yıl kadar), GDO yüzünden genetiğimizde gerçekleşecek hasarları yok edecek güçtedir!

*Hiçbir yiyeceğin hazırına koşmayalım! Çocuklarımızın geleceği için gereken emeği ve vakti harcamaya üşenmeyelim, sonuçta o vakit ve emek kat kat artan bir maneviyat ile bize geri dönecektir!

BEN NELER YAPIYORUM?

1. Dondurulmuş patates alıp kızartmam. Patates alıp tek kullanımlık bir yağ içinde hafifçe kızartırım( en kısa zamanda da şu akıllı makine var ya; bir kaşık yağ ile bir kilo patates pişirebilen, işte ondan almayı düşünüyorum 🙂 ). Peki, kalan yağı atıyor muyum? HAYIR! Dolaba kaldırıp sulu yemeklerde yarı yarıya kullanıyorum bu uygulamanın çok da zararlı olacağını düşünmüyorum.

2. Hazır kek almam. Evde yaparım! Bilirim ki; hem çok, hem temiz hem de çeşitli olur(kakaolu, üzümlü, vanilyalı, cevizli, havuçlu…)

3. Hazır köfte asla almam! Ne eti olduğu bile belli değil. Hele ki biraz da paranoyaksanız et için güvendiğiniz bir yer mutlaka vardır.

4. FAST-FOOD yazmaz kitabımda. Hızlı yemek yemeye hiç gelemem. Damak zevkinin olmadığını düşünürüm bu insanların. Damak zevkleri olmadı gibi de düşüncesizler; 0 vitamin, 0 sağlık ve 0 akıl! Nasıl olur da herkes standart bir şekilde aynı şeyleri aynı şekilde yer? Yoksa her şey sadece doymaktan mı ibaret? Yemem de çocuğuma yedirmem de, 1 alana 2. Bedavası ise hiç umurumda olmaz!

5. Hazır puding almam. Süt, nişasta, pirinç unu, vanilya, pudra şekeri(elbet bunlar da riskli ama eminim ki içinde hazırı kadar zararlı katkı maddeleri yoktur, paranoyayı biraz daha abartsak açlıktan ölmemiz gerekecek 🙂 ) ve isterseniz kakao, isterseniz muz, isterseniz çilek reçeli ile birçok çeşit imkanı 😉

6. Normal boyutlarda görünen ve mevsim normalleri dahilinde seyreden sebze/meyveler seçmek lazım.

7. İlaçlar yerine bitkisel ürünleri tercih ederim; sallama yeşil çaylarmış, içeriği belli olmayan şifalı sularmış, karma karışık üst üste katılmış “Domuz gribi” çayı v.s. değil demek istediğim. Her bir bitkinin kurumuşunu ellerinizle tek tek alın aktarlardan… İnternet üzerinde biraz araştırma yapmayı bilen herkes, hangi bitki ne için, sorusunun yanıtını da çok rahatlıkla bulabilir.

Geçen günlerde çok ağır bir grip geçirdim ve bu ağır dönemden ilaçsız geçmeyi başarabildim. Kendimi takdir ediyorum 😀 Merak edene işte formülüm:

*Günde bir baş sarımsak(hepsini aynı anda değil elbet, gün içine dağıtarak, çiğden çiğneyiniz ve su yardımı ile yutunuz).

*Hemen sıkıp, hemen süzüp, hemen içmek üzere günde bir limon, tok karna.

*Mutlaka; en az iki çeşit meyve.

*Bol su!

*İştahsızlığı bir kenara itip zorla da olsa yemeğinizi güçlüce yemek.

*Günde en az üç fincan bitki çayı. İçinde neler mi var?

– Zencefil(öncelikle bağışıklık sistemini güçlendirir, bir araştırın ne çok faydası var görün 😉 )

– Karanfil( öksürük giderici, nefes açıcı, ağrı kesici)

– Tarçın (ağrı kesici, rahatlatıcı, semptom giderici)

– Limon (kanı temizler, C vitamini deposudur, ağrı kesicidir, ateş düşürücüdür)

– Nane(nefes açıcı, rahatlatıcı, ağrı kesici

– Ihlamur(göğsü yumuşatır, araştırınız)

– Çay(C vitamini, semptom giderici, ağrı kesici)

-Kuşburnu(araştırınız 🙂 )

Daha ne olsun? Fakat gereken faydayı görmeniz için günlük olarak hazırlamalısınız. Her yeni güne taze!

Bunları yapmak zorundaydım çünkü kendime iyi bakmam demek eşime ve çocuğuma da iyi bakmam demekti!

Anlattıklarım benim yaptıklarımdı. “İlla da yapın!” gibi bir ukalalık ile değerlendirilmesin. Ben de bu konularda sesimi duyurmak istediğim için kaleme aldım görüşlerimi.

Sağ duyulu olmak zorundayız, çocuklarımız için, bu yazılanlar bir tek kişiye bile özendiğim anlamda ulaşabilmiş ise ne mutlu bana.

Kim ister, ileriki bir zamanda; “beni yiyeceksin, yemeyeceksin” bahisli iki kolu bir domates ile çocuğunu satranç oynarken bulsun?

BEN İSTEMEM!

Geleceğimiz ile oynanmasına izin vermeyelim!

Saygılarımla

Lavinya Öz.



Bu yazı 984 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.