“Bakın” dedim. “Çok sevgili Yusufçuklar” dedim. “Kendinize daha mantıklı bir yer bulun, iki ipin arasına yuva konmaz!” dedim. Dedim dedim ama ne çare… Ne dediysem ikna edemedim Yusufçuk Kuşlarını. Onlar inatla balkonumuza ve iki çamaşır ipinin arasına yuva yapmaya çalıştılar. İnatla ve hiç üşenmeden tek tek ağaç çöpleri taşıdılar iki ipin arasına (tüm iş erkekteydi, dişi sadece dalları düzenliyordu itinayla), çöpler daha 10’a tamamlanmadan döküldü hep. Onlar inatla 2., 3., 4. yuvayı denediler olmadı. Şu an 5. peşindeler. (biraz destek lazım)Balkonumuz ağaç dallarıyla doldu. Akıl edip de balkona düşürdükleri dalları da kullanmıyorlar. Hayret ettim;o küçücük yüreklerinde nasıl bir yuva aşkı, o minicik bedenlerinde nasıl bir enerji mevcut.

Aslında yuva yapmadan önce günlerce bizi kolaçan ettiler. Balkonumuza konup konup bizi gözetlediler ve sonunda karar verdiler: “Biz de bu ailenin bir parçası olabiliriz.Bu insanlardan bize zarar gelmez”.

Doğrudur bizden sizin için iyi bir aile olabilir ama iki ipin arasına yuva olmaz dedik anlatamadık ne de anladık bu inadın sebebini.

Sonunda başardılar (tabii biz gazeteyle destek olmasaydık biraz zor başarırlardı. İnatçı olmak acaba iyi bir şey mi?).

“İNANMAK, BAŞARMANIN YARISIDIR” diye bilinen bu sözü şu şekilde güncellemek istiyorum: “İnanmak başarmanın ancak dört de biridir.Geriye kalan dört de üçü de;inatçılık, çalışkanlık ve destek görmek arasında paylaştırılmıştır.”

Saygılarımla…

LAVİNYA ÖZ.

(Not: Sanırım önümüzde ki günlerde bir de yumurta nöbetinde olacağız).



Bu yazı 906 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.