Aşk gibi, ateş gibi, hep yarım ama tam bir görsel şölen… Neden yarım? Çünkü ne kadar izlese de hiç bitmesin istiyor insan. “Şimdi ya da asla!” isimli  film geldi birden aklıma. “Ölmeden önce yapılacaklar listesi!”… Sanırım benim listemin ilk iki sırasını; Roma’ya gitmek ve TANGO öğrenmek oluşturur. Tango’ nun Roma’ da ne işi var demeyin; Roma’da Tango öğrenmek gibi bir şansım olsaydı çok iyi olurdu, bir taşla iki kuş!

 

Öncelikle Tango hakkında derleme bir ön betimleme hazırladım:

“Tango kelimesinin dilbiliminde kesin bir kökeni yoktur. Latince’ deki tangere (dokunmak) fiilinden türemiş olma olasılığı büyüktür. Önceleri pek çok dans çeşidinden biri olan tango, kısa sürede halk arasında çok popüler bir hale geldi. Tiyatrolar ve laternalar sayesinde varoşlardan yüz binlerce Avrupalı göçmenin yaşadığı fakir işçi sınıfı mahallelerine hızla yayıldı. Kısa sürede sokaklar, barlar ve üst tabakanın buluştuğu mekânlarda tango dansı görülmeye başlandı. 20.yy.ın ilk yıllarında, Buenos Aires’ten dansçılar ve orkestralar Avrupa’ya yolculuklara başladılar. Avrupa’nın ilk tango çılgınlığı Paris’te başladı ve bunu Londra, Berlin ve diğer başkentler takip etti. 1913′lerin sonralına doğru, bu dans New York’u ve Finlandiya’yı da etkisi altına aldı. Tutkulu, dokunaklı ve kışkırtıcı; tango birçok insan için değişik şeyler ifade eder. Bir dansçı için, Avrupa ve uluslararası stiller arasından o andaki duygusal durumuna göre seçebileceği birçok dans bulunur; Vals’ in romantizmi, Rock n Roll ‘un dinamizmi veya Samba’nın karnavalı çağrıştıran atmosferi… Melankoli dansı olarak ün yapmış olmasına rağmen tango, aslında bütün bu duyguları ve daha fazlasını içinde barındırır.”

Tango en kısa tanımıyla; ilk etap da etkilenen ve etkiyi dans ederek gösteren kadın tarafından anlatılan üzgün bir hava ile başlasa da, daha sonra kıskanç bir erkek tarafından hissedilen aşk, nefret, gurur üçlemi ile ilerler bu ilişki öyle noktalara gelir ki, izleyenin; şiddet mi yoksa şefkat mi ikileminden kurtulamadığı, tek bir duygu ile ifade edilemeyen, önüne kattığını götüren fırtına gibi bir dans türünü oluşturur tek başına. Yani, diğer müzik türleri yaraları tedavi ederken, tango; dansı ve müziğiyle yaralara tuz basar. Ama unutmamalı bir yarayı en iyi ve çabuk iyileştiren şey de tuzdur bence!

(Daha da güzel anlatamazdım sanırım.)

Bugün boşta kalan vaktimin çoğunu tango gösterileri izleyerek geçirdim ve izlenimlerimi birleştirerek TANGO ile ilgili bir yazı kaydettim. Artık bu yazı arşivimdeki en güzel yerini koruyarak yaşayacak : )

Filmlerdeki tango sahnelerinden kendimce bir “TOP 5” listesi bile oluşturdum ve bu listeyi de sizlerle paylaşmak istedim.

Tüm TOP 5’i sıralı olarak sonuna kadar izlemenizi öneririm çünkü müthiş bir görsel şölen oluştu yazı tamamlanınca. Keyifli seyirler…

TOP 5 listem:

5) Assassination Tango (2003)

Robert Duvall’ ı tango yaparken görmemiştim daha önce. Gerçi ağır tango performansları ruhuma hitap etmez ama bu Robert Duvall gösterisiyse izlemeye değer. Üstelik hem yazıp hem yönetiyor hem de DANS ediyor 

KONUSU: Kız kardeşlerine ve sevgilisine derin bir sevgi duyan John, Brooklyn’ de yaşayan yetenekli bir dansçıdır. Ancak hayatı; Bounes Aires’ de, bir generale suikast planına dâhil olmasıyla değişir. John generali öldürmeye hazırdır. Ancak general, başkente uçuş planını iptal eder. John generali beklerken bir yandan da şehirde tangonun büyülü dünyasına kapılır. Ancak ulusal güvenlik ajanları da John’u kovalamaya başlamıştır. John bir yandan kaçak hayatı yaşarken bir yandan da evine dönmenin yollarını araştırır…

SAHNE:

http://www.youtube.com/watch?v=t-WXPyS4oxI&feature=related

4) Shall We Dance?( Aşka Davet – 2004)

Dansın büyüsüne kapıldığı halde hayallerin büyüsüne kapılmayan özel bir çift; Richard Gere ve Jennifer Lopez.

KONUSU: Evden işe-işten eve döngüsüne kapılmış, yoğun bir tempoda çalışarak hayatını tüketen Chicagolu avukat John Clark tekdüze hayatından bıkıp usanmıştır. Üstelik karısıyla arasında bazı şeyleri geri dönüşü olmayacak şekilde kaybetmeye başladıklarını hissetmektedir. Bir akşam trenle işten eve dönerken, uzaktaki bir pencerede gördüğü güzel dans hocası Paulina’dan çok etkilenir ve cesaretini toplayarak onu gördüğü dans okuluna yazılır. Asıl amacı Paulina’yla tanışmaktır; ancak güzeller güzeli Latin dans hocası ona aynı ilgiyle bakmaz. Ancak bu John için harcanmış bir fırsat değildir; çünkü bir süre derslere devam edince, dans etmekten nasıl büyük bir zevk aldığının farkına varacak; hatta bu işte ustalaşarak Chicago Crystall Ball dans yarışmasına katılmaya karar verecektir.

(Yönetmen: Peter Chelsom/ Senaryo : Audrey Wells, Masayuki Suo / Görüntü yönetmeni: John De Borman/ Müzik: John Altman, Gabriel Yared )

SAHNE:

http://www.youtube.com/watch?v=1dUCZxaTJzk

3) Take the Lead! (2006)  

Antonio Banderas’ ın boyunun kısalığı(ya da bana öyle gelmiştir) sebebiyle TANGO ya yakışacağını düşünmezdim hiç. Fena yanılmışım. Önyargımdan özür diliyorum.

KONUSU: Dulaine, gönüllü olarak zamanını bir grup cezalı öğrenciye salon dansı dersleri vererek geçiren Manhattanlı bir dans öğretmenidir. Öğrenciler ilk başlarda özellikle Dulaine’ in orada bulunma sebebini öğrendiklerinde ona karşı oldukça şüpheli yaklaşıyorlar. Ancak değişmeyen tavrı ve dansa olan bağlılığı sayesinde yavaş yavaş uyguladığı programı takip etmeye başlıyorlar. Hatta bunu bir adım ileri götürerek, Dulaine’ nin klâsik dansını kendi hip hop tarz ve müziğiyle birleştirerek ortaya eşsiz bir bileşim çıkarıyorlar. Dulaine öğrencileri için bir akıl hocasına dönüştükçe, çoğu hayatları boyunca herhangi bir şeyle mücadele etme ihtiyacı duymamış olan bu öğrencileri; prestijli bir salon dansları yarışmasına katılmalarına ve gurur, saygı ve onurla ilgili çok önemli dersler almalarına sebep olacaktır.

(Yönetmen : Liz Friedlander/ Senaryo : Dianne Houston/ Görüntü Yönetmeni : Alex Nepomniaschy/ Müzik : Swizz Beatz , Aaron Zigman/ Oyuncular; Antonio Banderas (Pierre Dulaine) , Rob Brown (Rock) , Alfre Woodard , Dante Basco (Ramos) , Ray Liotta , Lyriq Bent (Easy))

SAHNE:

http://www.youtube.com/watch?v=hs93LiKk0KQ&feature=related

2) “Scent of a Woman” (Kadın Kokusu/1992)

AL PACINO bu sahnede gözümde devasa bir oyuncu olmuştu. Zaten “dev” di gözümde, çok çok bir de “asa” yı ekledim sonuna : )
“Gözü görmeyen bir adam nasıl Tango yapar?” sorusunun cevabı için:

SAHNE:

http://www.youtube.com/watch?v=CeWeHxe30Rs

 

1) The Tango Lesson(1998)

“Hollywood stüdyoları için senaryo yazmak gibi meşakkatli bir işe biraz ara vermeyi amaçlayan bir kadın yönetmen, Arjantin’in önde gelen dansçılarından olan ve Paris’te yaşayan Pablo’ dan dans dersleri almaya başlıyor. Bir süre sonra, onun koruması altına girmiş olduğunu fark ediyor.
Tango dersleri ilerledikçe, ikisi birbirine âşık oluyorlar ve kadın iki taraf için de kârlı olabilecek bir anlaşma teklif ediyor: Eğer Pablo onu bir tango dansçısına dönüştürebilirse, o da Pablo’yu bir film yıldızı yapacak. Yönetmen Sally Potter, sinemacı olmadan önce profesyonel bir dansçıydı.
Tango Dersi iki sanat arasında bir bağlantı kuruyor ve tangonun güzelliğini keşfeden bir film yönetmeninin öyküsünü anlatıyor.”

İzlemeden önce tüm nefeslerinizi tutacağınız için başlatmadan derin bir nefes almanız önerilir(bence de tango, saçlar toplanmadan yapılmalı).

Sally Potter & Pablo Veron

http://www.youtube.com/watch?v=yi1dprxgEz8

(Yönetmen: Sally Potter / Senaryo : Sally Potter/ Görüntü yönetmeni:

Robby Müller/ Müzik: Sally Potter )
Elbette bu konuda yazılmış kitaplar vardır… Tangoyu anlatan kitaplar…

Ama “Tango” kitaplardan öğrenilmez, çünkü; “kitaplardan öğrenilmeyecekler” grubuna girer…

SAYGILARLA

LAVİNYA ÖZ.

DERİN NOTLAR:

BİR: Sizlere ulaşa bileceğiniz dans kursları sitelerini içeren bir link:

http://www.ara.com.tr/dans%20kurslari.htm

(Bir yere not düşün belki bir gün lazım olur)

 

İKİ: Birçok müzikal de var, Arjantin dans müzikali TANGO PASION’ da onlardan biri.

Burada bu çarpıcı müzikali geçemeyeceğim. Bir gösteri de onlardan olsun.

http://www.youtube.com/watch?v=5E4mBoGX6Dw

 

SİVRİSİNEMA.COM



Bu yazı 1142 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.