” Seni diğerlerinden farksız kılmaya; bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez…”(E.E.Cummings)

Edward Estlin Cummings (18943 EYLÜL 1962), E. E. Cummings ismini kullanan Amerikalı şair, ressam, deneme ve oyun yazarıdır. Hayatı boyunca dokuz yüzden fazla şiir, iki roman, birkaç tane de tiyatro oyunu ve deneme kitabının yazarı olan Cummings’in, bunların yanında birçok tablosu bulunmaktadır. 20. yüzyıl şiirinin en önde gelen ve popüler yüzlerinden biridir.

 

*

 

Samim Kocagöz (d. 13 Şubat 1916, Söke – ö. 5 EYLÜL1993, İzmir). Türk romancı.
1942‘de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. 1942-1945 arasında Lozan Üniversitesi‘nde sanat tarihi eğitimi aldı. Türkiye‘ye döndükten sonra bir süre İzmir Ticaret Okulu’nda edebiyat, Devlet Konservatuvarı’nda sanat tarihi dersleri verdi. Söke‘de çiftçilikle uğraştı.

1950‘den sonra İzmir‘e yerleşti. İlk romanı İkinci Dünya 1938’de yayınlandı. Servet-i Fünun Uyanış, Ses, Hep, Bu Topraktan, Vatan, Fikirler, Yenilikler, Yeditepe gibi dergilerle Demokrat İzmir gazetesinde yayınlanan öyküleriyle bilinir.

1950‘de Yeni İstanbul gazetesi ve New York Herald Tribune gazetesinin ortaklaşa düzenlediği Dünya Hikâye Yarışması’nda “Sam Amca” öyküsüyle birincilik kazandı.

Gözlemlere dayanarak köy ve kasaba insanlarının sorunlarını, günlük yaşamlarını ve duygularını yalın bir dil ve gerçekçi tutumla yansıttı. Ölümünden sonra adına bir öykü ödülü kondu.

2006-2007 tiyatro sezonunda 50. Yılını yaşayan İzmir Devlet Tiyatrosu, yazarın hemen hiç bilinemeyen “Islak Ekmek” adlı oyununu repertuvarına aldı.

“Cumhuriyetimizin tarihsel temelini sadece tarih kitaplarında bırakırsak, kupkuru kalırız. Sanatın birçok yönü vardır. Bir yönü de geleceğe atılım için toplumun ve insanın duygularını ayakta tutmak, geçmişe dayanarak geleceği aramaktır.”(Samim Kocagöz)

 

*

Celâl Sılay (1914-7 EYLÜL1974). Türk şair, denemeci ve öykü yazarı. Bursa’da doğdu. Bursa Işıklar Askeri Lisesi‘nin ilk ve orta bölümlerini bitirdi. İstanbul‘da Hayriye Lisesi‘nde ve İstiklâl Lisesi‘nde öğrenimini sürdürdü. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin Felsefe Bölümü’nde okudu. 19401951 arasında Vatan, Tasvir-i Efkâr, Her Hafta, Her Gün ve Ticaret Postası gazetelerinde çalıştı. 19521955 arasında Yeni Memleket gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 19571958‘de Yeni Gazete‘de ve 19591960‘ta da Her Gün gazetesinde Ahmed Selâmi Sel takma adıyla köşe yazıları yazdı. 1944‘te dört sayı boyunca İşte ve 19561957 yıllarında da on beş sayı boyunca Esi dergilerini yönetti. 19521956 arasında toplam otuz sayı olarak çıkan Doğu ve Batı ile 19631971 arasında toplam yüz beş sayısıyla okuyucuyla buluşan Yeni İnsan dergilerini o kurdu. Ayrıca Yeni İnsan Yayınları‘nın da kurucusudur.

Ahmed Selâmi Sel şairin 19571958‘de Yeni Gazete‘de ve 19591960‘ta da Her Gün gazetesinde köşe yazıları yazarken kullandığı takma adıdır.

YOL AĞZI

O kadar şaşkın var ki içimde
Her vitrinin önünde bir başkası sendeler
Biri tutar elimden kapıya doğru,
Diğeri paçamdan çekip başka yere sürükler.
O kadar insan varki içimde
Herhangi bir kimseyle tanıdık çıkıverir,
Biri edinir bunca beyhudelikte düşman,
Diğeri gider yeni bir ahbapla gelir
O kadar hayvan varki içimde
Her kadının gözüne bir başkası göz eder,
Biri takılır peşine sarışın güzelinin
Öbürü bir esmerin ardından gider.
Böyle o kadar efendilerim varki
Hangisine, hangisine söz dinleteyim?
Bin iştihalı bu misafir vücûdü
Ben nasıl hoşnud edeyim?”(Celal Sılay)

 

*

 

Montaigne (d. 1533 – ö. 1592), 16. yüzyıl Fransız deneme yazarı.

Montaigne Bordeaux’da doğdu. Ailesi onun iyi bir eğitim almasını sağladı. Eğitim süresince Yunan ve Latin edebiyatını öğrendi. Bir süre bulunduğu yörede Belediye Başkanlığı görevini üstlendi. Ailesinden kalan geniş bir malikanede günlerini kitaplarıyla ve yazılarıyla geçirdi. Bu çalışmaların sonucu olarak ünlü Denemeler adlı kitabı oluştu. Montaigne, Denemelerinde başta insan sevgisi olmak üzere iyimserlik, dayanışma, özgürlük ve okuma alışkanlığı üzerine çok özgün yazılar kaleme aldı. Bu yazıları herkesin anlayabileceği sade bir anlatımla okura ulaştırdı.

“Erdemli olmayı göze al; bu yola gir;
İyi yaşamayı sonraya bırakan; yolunda bir ırmağa
Rastlayıp da geçmesini bekleyen köylüye benzer;
Irmak hiç durmadan akıp gidecektir.”(Montaigre)

 

*


Refik Ahmet Sevengil

1903’te Bingazi’de doğdu. Babası binbaşı Hıfzı Bey, annesi Zehra Hanım’dır. İki aylıkken babası Kastomonu’ya atandı. Burada iki yıl kaldıktan sonra İstanbul’a geçtiler. İlköğrenimini Kocamustafapaşa’daki Gülşen-i Maarif’te, ortaöğrenimini Menba-ül İrfan Rüştiyesi ile Mercan İdadi’sinde yaptı. İdadi ikinci sınıf öğrencisiyken Darülfünun Edebiyat Fakültesi sınavına girdi. Bu sınavı kazandı, ancak babasının ölümü üzerine yüksek öğrenimini sürdürme olanağı bulamadı. Önce İkdam gazetesinde muhabirlik yapmaya başladı, ardından Vakit gazetesine geçti ve burada kısa sürede yazı işleri müdürlüğüne yükseldi. 1930’da İstanbul Belediye meclisi üyeliğine seçildi. Bu görevleri 1943’te Tokat’tan milletvekili seçilinceye kadar sürdürdü. 1950’de miletvekilliğinden ayrılan Sevengil, Yeni İstanbul gazetesi Ankara temsilcisi ve Basın Yayın Genel Müdürlüğü Radyo idaresi Müdürü oldu. 1964’te TRT Yönetim Kurulu’na seçildi. 13 EYLÜL 1970’te Ankara’da öldü.

*

 

James Fenimore Cooper

(1789 Burlington/New Jersey- 14 EYLÜL 1851 Cooperstown), Amerikalı yazar. Cooperstown’ın kurucusu olan zengin bir çiftçinin oğluydu. 1806’da Yale Koleji’nden kovuldu. Ticaret gemilerinde ve donanmada çalıştı. 1811’de evlendi ve çiftçiliğe başladı. “Precaution” (Önlem, 1820) adlı romanıyla edebiyat dünyasına girdi. “The Spy” (Casus) adlı yapıtıyla ün kazandı (1821). Siyasal ve sosyal gözlemci olarak Avrupa’ya gitti (1826-1833). 32 macera romanı yazdı. Yapıtlarında kızılderililerle ilk sömürgeciler arasında geçen savaşları abartılı kişi betimlemeleri kullanarak anlattı. Doğa güçleri ve uygarlık arasındaki çatışmayı betimleyen romanları ABD ve Avrupa’da çok beğenildi. Denizcilikle ilgili romanlar, tarih araştırmaları, siyasal ve sosyal eleştiri niteliği taşıyan romanlar yazdı. Çağının en önemli konularında (ABD’nin Batı’da ve denizlerde uygarlık sınırları, demokrasi ve mülkiyet, Tanrı’nın oluşması ve insanlığın gelişmesi) ilk çok yönlü roman ustası olarak kabul edilir.
Önemli yapıtları;

  • “The Last of the Mohicans” (Mohikanların Sonuncusu, 1826),
  • “The Pioneers” (Öncüler, 1823),
  • “The Prairie” (Çayır, 1827),
  • “The Path Finder” (İzci, 1840)
  • “History of the Navy of the United States” (Birleşik Devletler Denizcilik Tarihi, 1839)

 

*

 Baki Süha Ediboğlu

Baki Süha Ediboğlu 1915 yılında Antalya‘da dünyaya geldi. Lise eğitimini İstanbul‘da tamamladıktan sonra Ankara‘da, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi‘nde yüksek öğrenim gördü. Gazetecilik, radyoevleinde sunuculuk, müdürlük gibi çeşitli işlerde çalıştı.

 

“KARANLIKTA GEÇEN GEMİLER 1
Bir deniz gecesinde unuttuğun şarkıyı
Kıyı kıyı topluyor hafızan
Masmavi göğün altında
Yıldız mahşeri
Dalga dalga açılan
Bulut bulut toplanan

Davut peygamberin olmalı
Şu duyduğun mezamir
Şu beyaz çıplak
Ölümü unutturan kadın
Aşkı bölüştüğümüz sofrada
Zeliha olmalı

Ben sevdiğim kitapları bitirdim
Her satırda seni görerek
Her yıldız bir şarkı söyledi
Her şarkıdan bir kalp ağrısı kaldı
Karanlıkta geçen gemiler gibi
(Baki Süha EDİBOĞLU)”

 

*

Oğuz Haluk Alplaçin( HAYALET OĞUZ)

3 Eylül 1928 -17EYLÜL 1975

” Hayalet Oğuz veya gerçek adıyla Oğuz Haluk Alplaçin, 1950’lerin, 60’ların, 70’lerin bohem hayatının en enteresan tiplerinden biri.

Çok çok zayıf olduğunu, mülksüz ve malsız yaşadığını herkes söylüyor. Evi olmamış, hep kapılanacak bir yerler bulmakla geçmiş ömrü.

Diyarbakırlı köklü bir aileden geldiğini söylermiş ama işin bu kısmı meçhul. Hayalet Oğuz’un hayatında pek çok alanda olduğu gibi.

Çeviriler yaparak para kazanırmış ama, o da yaparsa. Genellikle, milletin sırtından geçinirmiş. Kavgacıymış ama yumruk kavgacısı değil. Pornografi meraklısı olduğunu da söylüyorlar. Arıza bir tip işte!

1975 yılında 46 yaşındayken ölmüş. Cenazesine dostları, tanıdıkları katılmış. Mezarının başında hoca annesinin adını sorunca bir sessizlik olmuş. Kimse bilmiyormuş annesinin adını. Dürnev Tunaseli bozmuş sessizliği: ‘Havva!’ diye bağırarak…

Türkiye’nin meşhur sanatçılarının yakın çevresinde olmuş hep. Tezer Özlü’den tutun da Leyla Erbil’e, Demirtaş Ceyhun’dan Ferid Edgü’ye kadar; aklınıza kim gelirse.

Zaten Hayalet Oğuz’u seven ve bütün arızalarına hoşgörüyle yaklaşan Tezer Özlü’nün evinde bulunan bir dosya bu kitabın oluşturulmasında etkili olmuş.

Hayalet Oğuz şiir, öykü de yazmış. Kitapta var örnekler. Dürüst olayım, pek iyi değiller.

Bir de kendi adıyla tek bir kitap yayınlamış: ‘Dünya Sarsılıyor Rock’n Roll’ diye.”

ALINTIDIR

 

“… Zaten hayalet olan gölge yazar Oğuz’un / Herhalde ölümü de kendinden rivayet …” (Can Yücel)

 

*

Sir Walter Scott (d. 15 Ağustos 1771 – ö. 21 EYLÜL 1832), zamanının üretken İskoçyalı tarihî roman yazarı ve şairi.

Tüm Avrupa ülkeleri, Avustralya ve Kuzey Amerika‘dan okurları olan Scott, yaşamı süresince İngilizce eser veren ve gerçekten uluslararası bir kariyere sahip olan ilk yazar sayılır. Romanları ve şiirleri hâlâ okunur ve İngiliz ve İskoç edebiyatlarının klasikleri arasında yer alır. Ivanhoe, Rob Roy, The Lady of The Lake, Waverley, The Heart of Midlothian ve The Bride of Lammermoor en çok tanınan eserleri arasındadır.

 

*

Ruşen Eşref Ünaydın (d. 1892 İstanbul – ö. 21 EYLÜL 1959 İstanbul), Türk siyasetçi ve diplomat.

Galatasaray Sultanisi‘ni ve Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. Askeri Baytar Âlisi’nde, Darülmuallimini Âli’de, Türkçe ve Fransızca öğretmenliği yaptı. Yazarlık hayatına 1914‘te mütercimlikle başladı. 1918‘de Yeni Gün muhabiri olarak Kafkasya‘ya, Tasviri Efkar muhabiri olarak Sivas‘a gitti. Dergi ve gazetelerde mülakat ve gezi türünde yazıları yayımlandı.

1920‘de Anadolu hükümetinin çağrısı üzerine İnebolu yoluyla Ankara‘ya gitti; Türk Kurtuluş Savaşı‘na katıldı. 1922 yılında Buhara elçiliği başkatibi oldu. Lozan Konferansı‘nda matbuat müşavirliği yaptı. TBMM II., III. ve IV. dönemlerinde Afyonkarahisar Milletvekili olarak görev yaptı. Riyaseti Cumhur Umumi Katipliği’nde (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği), Tiran, Atina, Budapeşte elçiliğinde ve Roma, Londra ve Atina Büyükelçiliğinde bulundu. 1952‘de emekliye ayrıldı.

Servet-i Fünun, Donanma, Tedrisat, Türk Yurdu ve Yeni Mecmuada yayımladığı mülakat, mensur şiir ve hatıra türünde yazılarıyla tanındı. Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat’ın yazarı ve Mustafa Kemal Paşa‘nın yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal Paşa’yı Türk basınında ilk defa tanıtmasıyla ünlüdür. Bu yönden önemli bir yere sahiptir.

*

Bedri Rahmi Eyuboğlu (1911, Görele21 EYLÜL 1975, İstanbul), dünyaca ünlü Türk ressam ve şairdir.

Güzel Sanatlar Akademisi‘nde başlayıp Paris‘te sürdürdüğü resim öğreniminin ardından yurda dönmüş ve yaşamı boyunca Güzel Sanatlar Akademisi’nde ders vermiştir. Yazma, gravür, seramik, heykel, vitray, mozaik, hat, serigrafi, litografi gibi birçok formlarda eserler üreten sanatçı, geleneksel süsleme ve halk el sanatlarında seçtiği motifleri yapıtlarında Batı’nın teknikleriyle birleştirerek kullandı. Şiirlerinde de halk kaynağından beslendi; masallardan, söylencelerden, türkülerden yararlanarak, doğa tutkusunu, insan sevgisini, yaşama sevincini, toplumsal sorunları yansıttı. En ünlü şiiri, Karadut adlı aşk şiiridir.

Milletvekili Mehmet Rahmi Eyüboğlu‘nun oğlu, Türk aydınlanmasının öncülerinden Sabahattin Eyüboğlu ve ilk kadın mimarlardan Mualla Eyüboğlu‘nun kardeşi, ressam Eren Eyüboğlu‘nun eşidir.

“YALNIZLIK

yalnızlığınn kadarsın
yalnızlığınn mis kokmalı
yalnızlık dediğin büyük bir zindan
dünyanın en kalabalık zindanı
dinden imandan çıkarır
ama öyle bir adam eder ki insanı. (Bedri Rahmi Eyüboğlu)

*

Prosper Mérimée (Eylül 28 1803EYLÜL 23 1870), Fransız, drama ve kısa hikâye yazarı, arkeolog, tarihçi, çevirmen. Özellikle daha sonra Bizet‘in aynı adlı, ünlü Carmen operasının temasını oluşturacak olan Carmen adlı kısa romanı ile bilinir.

*

Pablo Neruda (asıl ismi: Ricardo Eliezer Neftalí Reyes Basoalto) (12 Temmuz 1904 Parral, Şili23 EYLÜL 1973 Santiago), Şilili yazar ve şair.

Yaşamı boyunca güçlü siyasi duruşuyla tanınan Neruda, ülkesindeki ve İspanya‘daki faşizme karşı durmuştur. 1970 yılında Şili başkanlığına aday gösterilmiş, ancak daha sonra başkan seçilen Salvador Allende‘yi desteklemiştir. Allende seçilince Neruda’yı Şili’nin Fransa elçisi olarak görevlendirdi. 1971 yılında edebiyat dalında Nobel Ödülü aldı. 1972 yılında sağlık sorunları nedeniyle elçilik görevini bırakarak Şili’ye döndü. 24 Eylül 1973’de kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti.

Kendisi Nazım Hikmet adına Barış Ödülü almıştır.Bir kongrede Nazım Hikmet ile ilgili ‘Onun(Nazım Hikmet’in)yanında biz şair bile olamayız’ diyerek Nazım Hikmet’i övmüştür.

Adada Gece

Bütün gece seninle yattım
denizin yakınında, adada.
Yabanıl ve uysaldın sevinçle uyku arasında,
ateşle su arasında. Belki çok geç
birleşti düşlerimiz
dorukta ya da dipte,
aynı rüzgârla kımıldayan dallar gibi yukarıda,
birbirine dokunan kızıl kökler gibi aşağıda. Belki ayrıldı düşün
benimkinden
ve aradı beni
önce olduğu gibi
karanlık denizde,
sen henüz kendin değilken,
ben farkında değilken senin
yelken açmış geçiyordum yanından,
ve gözlerin aradı
şimdi sana cömertçe verdiğimi
– ekmeği, şarabı, aşkı ve yabansılığı –
çünkü hayatımın armağanlarını
beklemiş kadehsin sen. Seninle yattım
bütün gece,
karanlık toprak dönerken
yaşayanlarla ve ölülerle,
ve ansızın uyandığımda,
henüz tam karanlık değilken,
kaydı elim belinde.
Ne gece ne de uyku
ayırabilirdi bizi. Seninle yattım,
ve uyandığımda, ve ağzın
kurtulduğunda düşünden,
verdi bana toprağın lezzetini,
deniz suyundan, yosundan,
hayatının derinliğinden,
ve aldım öpüşünü,
sabah kızıllığıyla ıslanmış,
bizi çevreleyen denizden
bana gelmiş. Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Aksoy
“Kaptanın Dizeleri” nden

*

Necdet Rüştü Efe

(1900 – 24 EYLÜL 1969): Şair. İstanbul’da doğdu. Vefa Lisesini bitirdi. İstanbul Tıp Fakültesinde üç yıl okudu. Bankalarda ve sigorta şirketlerinde çalıştı.

Basın Yayın Genel Müdürlüğünde şube müdürlüğü (1953-1960) ve serbest gazetecilik yaptı. Mizah dergilerinde hece ve aruzla şiirleri ve yazıları çıktı. Cımbız ve Yalçın Tevfik imzalarını da kullanmıştır.

Şiirleri: Âhenk (1920), Bir Damla Gözyaşı (1924), Gazinin Destanı (1929), Yurdum ve Sevgilim (1934), Bahçe (1939), 23 Nisan Şiirleri (1943), Mecnun Gibi (Aşk şiirleri, 1953). Romanları: Aşkın Gözü (Manzum roman, 1925), Yürekler Acısı (1937), Çadır Fahişesi (1954). Zavallı Kadınlar (1938). Hikâyeleri: Gönül Masalları (Manzum hikâyeler, 1950). Oyunları: Kadın Asker Olursa (Manzum 37 kısa oyun, 1928), Altın Bilezik (Çocuk oyunu, 1947). Derlemeleri: Türk Nüktecileri (1968. Kendi hayat hikâyesi de yer alır). Çocuk kitapları: Türk Çocuklarının Ülküleri (1934), Kırmızı Bereli Kız (1963), Salla Kuyruğunu Söyle Buyruğunu (1963), Nasrettin Hoca (Şiirler, 1964), Amerika’dan Mektup (2. bs., 1980), Fırtınalı Bir Gün (2. bs., 1986).

MAZİ

ben de gönül çektim eskiden
yandı hayatım bu sevgiden
anladım ki bir aşka bedel
gençliğimmiş elimden giden

önünde ben geldim de dize
yâr olmadı bu kimse bize
en nihâyet düşüp can verdim
gözündeki yeşil denize

sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
bir hazîn maceradır, onu aldılar elden
başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
gönlüm hep baştan başa virân bir diyâr oldu

mâzî kalbimde bir yaradır
bahtım saçlarımdan karadır
beni zaman zaman ağlatan
işte bu hazîn hâtıradır

ne göğsünde uyuttu beni
ne bûseyle avuttu beni
geçti ardından uzun yıllar
o kadın da unuttu beni

*

Walter Benedix Schönflies Benjamin (15 Temmuz 1892, Berlin26 Eylül 1940, Portbou İspanya), Alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı.

*

Ali Nihat Tarlan(1898- 30 EYLÜL 1978)

Edebiyat tarihçisi, şair, metinler şerhi profesörü. 1898 yılında İstanbul’un Vezneciler semtinde doğdu. Babası üçüncü ordu muhasipliğinden emekli Mehmed Nazif Beydir. Aslen Dağıstanlı bir aileden olan Ali Nihad Tarlan’ın dedesi Hacı Ali Efendi, Erzurum’a göç etmiştir. Babası Nazif Efendi dürüst, çalışkan, okumaya meraklı ve şair bir zat olup, 1927 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. İlk olarak elifba cüzünü babasından, daha sonra Farsça Gülistan ve Bostan’ı okumuştur.

DERLEYEN: LAVİNYA ÖZ.


 TÜM EDEBİYATÇILARIMIZI SAYGI VE SEVGİ İLE ANIYORUZ…



Bu yazı 1532 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.