Zamanın dur dediği bir yerdeyim…

 

Alt- üst…

 

Üst- alt…

 

Kum saatini alabora etmekle geçiyor ömür.

 

Hayat çizgisinin üzerindeyken biz; saat damlalarının göl oluşunu izliyoruz.

 

Kaç damla saat aktı şu zamana ve daha kaç damla su var gelecekte?

 

Her şey sadece bir avuç kumdur; susuz ve şekilsiz. Kayıyor zaman bir avuç zaman çizgisi üzerinden…

 

“Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde” güzergâhında biz; bazen ortada yer alıyoruz. Ne zamanın geçmişinde ne de geleceğinde, tam ortasında kum saatinin ve saat damladıkça kumlar yığılıyor üstümüze.

 

Aynı yerde kahve içmeyi, aynı koltukta ayaklarımı uzatmayı özlüyorum. Ve özlediğim başka şeyler de oluyor hayatımda. İçimde bitiremediğim özlemler; gittikçe uzaklaştığım gençliğime mi yoksa bir şeyleri kaybetmekten korktuğum için mümkününce “şimdi” yi uzatmaya çalıştığım ama beceremediğim geleceğe mi dair bilemiyorum…

 

Kırsam diyorum şu kum saatini, bin bir parçaya bölsem?

 

Ya bu kez gelecek hiç gelmezse?

 

Ya da geçmiş kum gibi dağılacak olursa?

 

Biliyorum hakkım yok zamana müdahale etmeye, geçmek istediği zaman geçiyor zaman kırmızıda ve hiçbir sarının gücü yetmiyor onu hazırda durdurmaya…

 

Zamanın dur dediği bir yerdeyim…

 

Saygılarımla

 



Bu yazı 1405 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.