*Giyebildiğim kadar çok şey giydim bugün üzerime. Kendimi yalnız hissetmemek adına önce kılıçlarımı kuşandım sonra boğazı çok dar bir kazak ki konuştuğumda sesim çok çıkmasın.

 

* Herkes bilir ki; hayallerin geçemeyeceği duvar yok.

 

* Ağlamak. Ne için ve kime? Keşke yağmur yağsa şimdi.

 

* Akılımı yarım bırakan çeyrek akıllı sevgilim… Söyle hayatının hangi notasıyım ben?

 

*Cesaret aptallıktır, susmak korkaklık. Biz seninle; iki arada bir derede kaldık.

 

*Baharda kar tutmaz hiçbir yeri gözlerinden başka.

 

*Var mıydı; alıp başını giden o ruhi düşlemler ırmağında, “BİZ” diye bir şey. “Sonsuzluk olan sonda, el ele yürüyorsun bensizlikle. Nehirlerden geçiyorsunuz, izler düşüyor düşlerden.

 

*Dokunulmaz dokunuşlar.Kaçınılmaz kaçışlar.

Belki de buydu soyuttan soyut yaratmak; bir gölgenin bir ruha olan aşkıydı.

 

* Hep yarım kalacak düşler gibi, ulaşılmaz ufuk çizgileri gibi, görüp de uzanılmayan özgürlükler gibiyim.

 

* Umutsuzluk umutsuz umut…Sessizlik sessiz ses…Sonsuzluk sonsuz son…Susuzluk susuz su…

SENSİZLİK SENSİZ SEN…

Paradokslar!Paradokslar!Paradokslar!

 

*Çok fazla konuşmamıza gerek olmuyor seninle. Çayını limonlu içtiğinde biliyorum ki miden rahatsızdır.

 

* Karanlık bir gölge nedir? Umut mu? Umutsuzluk mu?(Hoş! İkisi de aynı şey ya!)

 

* Sessizliğim; gözlerin. Gölgem; karanlıklığın. Bekleyişim; ölümsüzlüğün. Boşluğum; yokluğundur.

 

* İçte kalan hesaplarda hep bir yolsuzluk bulunur.

 

*İnsan gideceği yere sadece suçsuz gitmelerini götürmeli. Kalana da bırakacağı tek şey izsizliği olmalı.İzsizce gidebilmek için de önce sessiz kalmalı. Kalp atışlarını bile duyurmamalı…

 

Saygılarımla

Lavinya Öz.

 

(Tamamı eski yazı ve şiirlerimden kendi seçkilerimle oluşturulmuştur)



Bu yazı 1154 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.