“Sevgiyle kal!”


 


Nasıl bir cümledir bu ve niye genellikle “sevgiyle git!” denmez?


Bu sorunun cevaplarını soruşturmaya karar verdim bugün ve neler neler çıktı iç hesaplaşmalarımdan.


İçte kalan hesaplarda hep bir yolsuzluk bulunur : )


Belki sevgi sadece kalanın yanına yakışıyordur gidene kızıp. “Sen git ben onunla kalacağım ki başka sevgiler evlat edinmesin” diyordur gidenin arkasından. Hür iradesiyle istiyordur belki de sevgi, kalanın yanında kalakalmayı.


Belki giden kendi sevgisini de kalanın omzuna iliştiriyordur apolet gibi ve sevda; bir general gibi tam ortasında kalıyordur yalnızlığın bu kez.


Giden mi bencil sevgiyi de alıp, kalan mı sevgisiz?


İsteyememesiz!


“Seni gidi istenmiyesice!” denir mi sevdaya? Denmez.


“Seni gidi geberesice!” denir mi? Denmez.


Gebereceğimizi bilsek de isteriz sevda hep bizimle, bizden yana kalsın. Bizi yaşatmayacağını ve nefesimize tüm nefsizliğiyle ortak olacağını bile bile büyütmek isteriz o çiçeği. Dar anlamlı adı kaktüs olsa da bazen, kanayan ellerimizden akan şefkatle beslemek isteriz, göbek bağımızdan sömürülerek. Acılar ve gidene özlemler büyüdükçe sevdanın değerli değersizliği artar gözümüzde. Giden kaç kez dönüp de ardında bıraktığına baktı dersin, sen içinden “hadi bak, hadi bak bana” diye umut ederken?


Ey budala! Sevdanı yaşattığın o gözler sana ait olsaydı ve o yürek; o zaman giden sana ense traşını göstermezdi “Sevgiyle kal” derken ufukta gittikçe küçülerek.


Kalana bir teselli ödülü müdür bırakacağımız sevgimiz?


Yoksa bonustur da biz mi bilemeyiz?


Biz misafirperver bir milletiz. O yüzden bırakılan tüm sevgileri en iyi şekilde ağırlamayı da biliriz.


Giden gittiğiyle kalır, suçlamaz hiç gitmelerini ta ki dönüp gelip de bulamayıncaya.


Kalan gidende kalır, suçlar durur kendini ta ki dönüp gelene bulunmayınca…


“Sevgiyle kal” diyerek kalanın titrek kirpiklerinde asılı kalan ilk yaşlarda ıslanmazsak eğer kazara; ömrümüzdeki son yaşlarda giden olduk diye önce kendi gözlerimizden tutuluruz sağanağa.


‘Sevgiyle git” demek ise gideni vicdan azabından kurtarır besbelli. Kalanın son çırpınışıdır bu söz, bu dilek; kanatsız, sanatsız ve de yanıtsızdır bitişi. Sessiz sedasız bir deprem ki kimse duymaz içindeki bu zelzelenin şiddetini.


Demek insan sevgiyle, ne kalmalı ne de gitmeli.


İnsan gideceği yere sadece suçsuz gitmelerini götürmeli.


Kalana da bırakacağı tek şey izsizliği olmalı.


İzsizce gidebilmek için önce sessiz olmalısın.


Kalp atışlarını bile duyurmamalısın…



Bu yazı 2509 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.