HİSSİZLEŞME

Lauren eve pencereden girdi. Kayla kızmak için hazırlanıyordu ki; Novel eliyle
Kalya’nın ağzını kapadı. Povel ve diğerleri de eve ön kapıdan giriş yaptılar. O kocaman kapı
açıldığında evin büyüsüne bir saniye bile kapılmadan durmak neredeyse imkânsızdı. Steve
kaybolmuşçasına evin sağını solunu süzdü. Kayla Steve’yle şaşkınlığı arasına girdi. ‘’ sana
kalacağın odayı göstereyim Steve. Beni takip et.’’ Kayla önde Steve arkada odanın yolunu
tuttular. Steve attığı her adımda başka bir dünyaya geçiyordu. Sürekli boyutları arası geçiş
yapıyor olması başını döndürdü.
Şaşkın şakın etrafı gözlemlemeye devam ederken, bacaklarını hareket ettirmekte
zorlandığını hissetti. Gözlerini bacaklarına odakladı. Gördüğü şey karşısında dili tutuldu.
Eğildi. Onu kucağına aldı. Bu dört beş yaşlarında bir kız çocuğuydu. Yeşil gözlü, hafif kumral
tenli, ipek gibi saçları olan bir kız çocuğu.’’ Aman tanrım ne güzel şeysin sen öyle’’ dedi.
Küçük kızın ağzı gerildi. Yarım santim kadar açılan ağzından inci tanelerini aratmayacak
beyazlıktaki dişleri göründü. Gülümsemesi Steve’nin aklını başından aldı.
Steve’nin kendini takip etmediğini anlayan kayla arkasını döndü. Kızını kucaklayan
Steve’yle burun buruna geldi. Kızına yöneltilmiş bu bir çift göz Kayla’yı rahatsız etti. ‘’kes
şunu Sera, rahat bırak Steve’yi’’ dedi. Kayla cümlesini bitirir bitirmez Steve’nin kucağındaki
o güzel kız bir cadı çirkinliğine büründü. Bu gerçektende korkutucuydu. Steve hızla kızın
yanında uzaklaştı. Kayla’ya dönerek ‘’bu da nesi’’? Dedi. O benim kızım Sera. Dünya
üzerinde bulunan tüm varlıklarının düşüncesini istediği gibi değiştirebilme yetisine sahip.
Çirkin olması fikri onu çok incitiyor. Bu yüzden insanların düşüncelerini değiştirerek kendini
bir dünya güzeliymiş gibi düşünmelerini sağlıyor.’’ Bu gerçektende ilgi çekiciydi. Steve
insanken böyle bir yeteneğe sahip olsa okulun tüm kızlarını kendine hayran bırakırdı. Bir an
öyle olduğunu düşündü. Sırıtmaya başladı.

GÖNDEREN: ŞEVKET ÖNDER

 

 

  Sonsuzdan Geliyorum

Sonsuzdan Geliyorum
Senden öncesi ve sonrasına gidemiyorum
Sonsuzdan geliyorum seninle iken seni yaşıyorum
Bir deli vurgun ki dönüyor başım
Aşka asla dememeli insan ancak ihanet gördü yasım

Gizlenmiş bir tebessüm var yüreciğimde
Kavak yelleri hiç yeri değil bence
Olduğu gibi söylenemez artık aydınlık gece

Nedenini sorma ışığım ol bu gece
Mendilimi düşüreyim misafirim ol bu gece
Yinede kaybetme saflığı vaktini bekle

Tuğba derki fırıldak misali bu hayat
Döner sermaye misali ve soyar bırakır fakir
Ölüm hikaye eğer ayrılık sızmasaydı aniden damarlarıma

19.02.2009/

GÖNDEREN: LEYLA

 

GÖNDEREN: AZİZ YAVUZDOĞAN

 

 

Sizler de gönderilerinizi: Utopya E-Dergi “SİZDEN GELENLER” kuşağında görmek isterseniz gönderilerinizi rglavinya@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz. Paylaşalım… Çoğalalım..


Etiketler:

Bu yazı 819 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

  1. Husûf dedi ki:

    şevket önder: dil düzgün ve sadeydi, fakat konu bir hikayeye sığmayacak kadar büyük seçilmiş ya da en azından bu hikayeye.. ama devam et hayalgücün yerinde, dağları devirin maşallah 🙂

    leyla: ‘Kavak yelleri hiç yeri değil bence’ güzeldi 🙂 ve; ‘Ölüm hikaye eğer ayrılık sızmasaydı aniden damarlarıma’ burası aklıma ‘Ayrılıktan zor belleme ölümü’ ve ‘Ölüm Allah’ın emri de şu ayrılık olmasaydı’ dizelerini getirdi 🙂 genel olarak akıcıydı, daha yenilerini de görmek isteriz, devam..

    aziz yavuzdoğan: bu karikatürün bilgisayar çizimini de gördüm sitenden 🙂 fakat daha hoşuma gidenlerini de buldum açıkçası ama tabi laf söylemek düşmez, iyi bir çizer tarafından yapılmış her halükarda 🙂

    eyledimse sürç-ü lisan, bekliyorum hüsn-i izan 🙂 selametle..

You must be logged in to post a comment.