ÖN AÇIKLAMA: Bu röportajı yapıp yapmamk için çok düşündüm sonuçta narsist de değilim megaloman da 🙂  fakat baktım söylemek istediğim çok şey var, bir vesile olacak, vakit kaybetmeden cevapladım soruları. Zahmete girip soruları hazırlayan arkadaşımız Suskun_geveze’ye teşekkürler sunarım 🙂

 

 

 

1 – ) Lavinya ÖZ ‘ü tanıyalım.?

Genel bir tanım için şuraya tık geliniz:

 

http://www.lavinyaoz.com/2010/05/hakkimizda-lavinya-oz-kim.html

 

2 – ) Lavinya Öz ’ün nasıl bir hikayesi var .?

34 yaşında,14 senelik evli, 2 çocuk annesi, 15 yaşından beri yazan, yazmayı, okumayı ve insanları yazıp okumaya teşvik etmeyi çok seven biriyim.

Çok farklı bir hikayem yok 🙂 yalnız 4-5 sene öncenin 10 sene eveli ilham perisi tutukluk yapmış, o acıyı ve zaman kaybını asla yüreğinden atamamış biriyim.

3 – ) Korkularınızı, sevinçlerinizi En’lerinizi paylaşır mısınız.?

Bir gün bir daha hiç yazamamaktan korkarım, yüksekten korkarım, kaybetmekten çok korkarım özellikle sevdiklerimi, dermansız dertten korkarım…

Sevinç; çocuklarımın ve eşimin yüzlerindeki bir anlık memnunluk ifadesi demek benim için 🙂 bir de yazdığım şeyler beğenilirse aynı duyguyu hissederim.

 

4 – ) Tutkunu olduğun,tutkunluk yazan kaleminizin öyküsü.?

Buradaki herkes gibi; kendiliğinden başlayan sonu gelmeyecek gibi görünen şeydir kalemimin hikayesi 🙂

Yazmaya gönül vermiş hiç kimse tam olarak anlatamaz ki kaleminin hikayesini, çünkü hikaye; giriş, gelişme ve sonuçtan oluşur… Yazmanın ne girişi bellidir ne de sonucu herşey gelişme de devam eder 😉

 

5 – ) Yazmak için mi birikirsiniz, birikmek için mi yazarsınız.?

İkisi de değil 🙂 yazmak için yazarım 🙂 birikenler kendiliğinden çıkar zaten…

6 – ) Cümlelerinizden sözlerinize birçok insanın karanlığına ışık, kalemine ilham düşürüyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz.?

Estafirullah… Öyle söyleme, ne yapmışım ki, kime ne faydam olmuş da karanlığına ışık olmuşum 🙂 sadece sevdiğim bir şeyi sevdirmeye çalışıyorum keşfederek.

Bu tür tariflerden korkarım ben “karanlığına ışık filan” 🙂 ukalılık gibi geliyor, şu röportajı bile yapmak istemedim yanlış anlaşılmalar vuku bulur diye :))

 

7 – ) Yılların biriktirdiği hislerinizin süzülmesidir sözleriniz, bunu hissediyoruz bire bin anlam barındırıyor.Ve yorumlarınız bile heyecanla bekleniyor, tam olarak bunun sırrı nedir.?

İltifatların için teşekkürler, onur duydum 🙂 aslında bu hisler de beni korkutuyor bir gün yazacağım şeyler hiç beğenilmeyip de yerle bir edilirim diye yazmadığım da oluyor :))

Yorumlarımın beklendiğinin farkındayım, hoş bir duygu, yorum yapmak çoğu kişiye külfet gibi gelse de benim için hep bir zevk oldu, olmaya da devam edecek…

 

8 – ) Yorum demişken bundan lezzetli bir tat aldığınız çok belli. Peki yorumlarınıza yön veren ve kaleminiz yoruma durunca onu yumuşatan ya da kaskatı kestiren nelerdir.?

Yumuşatan; yazının içeriğinin güzel ve doğru bir Türkçe ile yazılmış olmasıdır.

Elimden geldiğince derginin kadrosunu farklı renklerden oluşturmaya çalıştım, çalışıyorum 🙂 Farkındaysan kadroda her tarzdan yazar var… Bu rastgele olmuyor; biraz seçiciyim, önce uzun uzun takip ederim bu keşif aşamasıdır sonra da kadroya almak istediğim dost için güzel bir lisan bulur ve davet ederim 🙂 daveti hoş görüp gelenle beraber; hem ben kazanırım, hem gelen, hem de okuyucular… Bunun adı “Topluca maneviyatlaşmak” olur 🙂 Kaliteyi ve değeri arttıran, zamanı öldürmeyip donduran yegane buluşma 🙂 İki kişiden daha yanıt bekliyorum, bunlar dışında dergiye sadece karikatürist lazım, Caner yetişemiyor. Deneme, öykü, şiir yazıp da burada görmek istediğim herkes burada, hamd olsun, sonrası için uzun bir müddet bu kadro ile devam. Şimdi şu kadroda; Fırat Budacı, Selçuk Erdem ve Cezmi Ersöz de olsaydı 🙂 ağlardım sanırım mutluluktan, onlar bir hayal olarak kalacak kalbimde 🙂 hayal demişken; ben Dostoyevski’nin tarif ettiği gibi bir hayalperest değilimdir 🙂 ( http://www.lavinyaoz.com/2009/10/dostoyevskiden-hayalperest-tarifi.html) ben hayal ederken bile ayaklarım yerden kesilmez 😉 en gerçekçi hayalperestlerden biriyim sanırım 😀

Kaskatı kesen; bozuk bir dil, yanlış Türkçe, cahilce yapılmış yorumlar 🙂 bazen çok çirkef bile olabilirim 😀 yumruktan ziyade kelimelerle dövmek en güzeli 😉 hele ki küfre gözüm değmesin, korksunlar kalemimden :))

 

9 – ) Kalemi elinize aldığınızda birini düşünüp onu yaşayıp mı yazarsınız yoksa kendinizi ve yaşandıklarınızı dairlerinizi mi yazarsınız.? Ve yazarken dikkat ettiğiniz hususlar nelerdir.?

Kalemi elime aldığımda bir planım yoktur 🙂 Gerçekten; ne yazacağımı bilmeden başlarım, bir taslak oluşturduktan sonra o yazıyı bir kaç kez ele alırım, eklemeler, çıkartmalar v.s derken elimden gelen en güzel vurguyu işlemek isterim, işte bu vurgu için bekletirim çoğu kez yazdıklarımı taslakta, çünkü vurgu çok mühim. Vurgu iyi ise okuyucunun aklında yer eder cümleler, okuyucunun aklında yer etmek de yazan bir kişi için harika bir hedeftir.

Ben erkek ağzı ile de çok şey yazdım 🙂 yani demek ki pek de yaşadığım şeyler değil yazdıklarım, öyle gibi görünse de aslında herşey bir kurgudan ibaret, işte bu yüzden zaten herkese hitap eden bir tarzım olduğunu düşünüyorum.

10 – ) Unutamadığınız bir kalem hikayenizi bizimle paylaşır mısınız.?

Yazdıklarımı önce annemle paylaşırdım(evlenmeden önce 🙂 ) şimdi ilk önce eşim ile paylaşıyorum, onun yorumu benim için çok önemli, annem kadar yumuşak değildir :)) annem ne yazsam beğenirdi hatta ağladığı da olurdu, insanın annesini o denli etkilediğini görmek garip bir zevk veriyor :)) annemle paylaştığım dönemden bir olay anlatmak isterim;

Gır gır da yazıyordum o zamanlar, ilk ismi “Çilekli Pasta” olan sonradan ismini “Ödünç Gamzeler “olarak değiştirdiğim bir yazım var, yazdım, anneme okudum, ağladı.

(http://www.lavinyaoz.com/2009/07/odunc-gamzeler.html) Hiç unutmamış o yazımı, ne zaman bahsetse gözleri doluyor… Derken dedim ki, seneler sonra, bence erkeğe de bir söz hakkı verilmeli ve kalktım erkeğin ağzından yazdım ikincisini (http://www.lavinyaoz.com/2009/07/odunc-gamzeler-2.html) bunu da ilk annemle paylaştım, daha çok ağladı, şimdilerde tutturmuş “çabuk bu ikisini birleştirmenin bir yolunu bul” diye… Nasıl yapacağımı düşünüyorum.

 

11 – ) Peki Lavinya Öz.’ün bundan sonra ki hedefi düşünce ve planları nelerdir.?

En büyük hedefim bu dergiyi olabileceği en yüksek noktaya taşımak, bunu sizsiz yapamam, elimi bırakmamanızı dilerim.

Bu ülkede kaliteli dergiler çok az, hedefim onlardan biri olmayı başarmamız.  Bunu yapabileceğimize inanıyorum, insanlar kaliteli şeyleri özlüyorlar artık… En büyük çabam bu kaliteyi korumak… Bu KORUMA amacım yüzünden zaten dergide popülizm ve fanatizme yer vermek istemiyorum… İçerikleri çok titiz seçiyorum. Bir de ilk olmaya çalışıyorum, neyin ilki? “KÜLTÜR SANAT VE MİZAH DERGİSİ” ilki 🙂

 

12 – ) Harika bir Ütopya yarattınız, emeğiniz çok, uğraşınız çok ve bana göre yorularak dinleniyor gibisiniz.İleride olanak olursa paylaşımları kitap haline getirme gibi bir düşünceniz var mı.? Sonuçta dümen sizin elinizde.

7 den 70 e hitap eden kültür sanat ve mizah dergisi kurmak benim senelerce hayalini yaşadığım şeydi. Siz olmasaydınız tüm emekler boştu. İyi ki bu kadrodasınız… Bu çok özel bir kadro ve hakkınızı ödeyemem. Bu kadro oluşurken biraz şans da yardım etti o keşiflerim sırasında 🙂 Ama en çok; maddi karşılıksız, sırf beni sevdiği için burada olan ekip arkadaşlarıma “Ben de sizi seviyorum” demek isterim. Bir gün profesyonel bir kadro da olabiliriz, neden olmasın…

 

13 – ) Ailenizi ve kalem arkadaşlarınızı birer cümleyle tanımlar mısınız.?

Ailem yaşama nedenim, Rabbim acılarını göstermesin.

Kalem arkadaşlarıma gelince:

(alfabetik sıra ile)

 

Beyaz Kardelen: Henüz tanıdığım sıkı okuyucularımdan biri 🙂 iyi ki tanımışım, iyi ki aramızda.

Caner Demircan: Çizim tarzını ve tasarımlarını çok beğendiğim değerli bir kardeşim, artık onu daha aktif de görmek istiyorum, çok güzel bir renkten, uzunca bir süredir, mahrum kalan gökkuşağı gibi dergimiz.

Düş: Köpürtülen sütün içilirken dudaklarımızda kalan lezzetli kısmıdır aslında yazdıkları.

Emre C. : Şekersiz bir süt gibi sade ve susuzluk gidericidir tarzı.

Gogobaba: Sütü mayalayan bir kaşık yoğurt gibidir, burayı onun sayesinde şekillendirdim 🙂

halen: derginin güzel renklerinden biri, hayranım dialoglarına 🙂

Özgür; şu sanal alemde güvenebileceğim ender insanlardan biri.

sevdazan; adı geçince meleketimi çağrışım yapan, kıymetli kalemlerden biri, diyorum ki “Ankaraya Mektuplar” 15 değil de 150 tane olsaymış her birini 150 kere okurmuşum :))

timeless; betimlemelerine, yusufener; mısralarındaki mesajlarına hayran olduğum şairler.

Suskun_geveze; hani olur ya; ne şair ne yazar ikisini de ruhunda çok iyi birleştirdiğini düşündüğüm masalvari bir kalem.

 

Kadrodaki herkese hayranım, yağ yapıyor denmesin 🙂 hayran olduğum için sizleri ekibe almak istedim ki :))

 

14 – ) Dört renkten biri olsaydınız.? Neden.?

Gökkuşağının Tüm Renklerini Kıskandıracak  Mavi.? Yıldızları Üzerinizde Işıldatacak Siyah.? Bulutların Pamuksuluğunu  Solduracak Beyaz.? İçinizdeki Yazma Ateşin Korunu Yansıtacak Kırmızı.?

Hiç biri beni anlatmıyor 🙂 ben berrak bir renk olmak isterim.

 

15 – ) Yazma sanatı vahşileşmişken siz onu evcilleştiren bir kalemşör oldunuz. Teşekkürden öte minnet borçluyuz ben ve kalem arkadaşlarım adına size. Bizlere neler söyleyip ; önermek ; öğütlemek istersiniz üstadımız olarak.?

Ben bu soruyu alamayayım, rengime aykırı 🙂 bana bir şey borçlu falan değisiniz 🙂 asıl ben size minnet borçluyum ki gönülden yazdığınız için. Sevgiler hepinize. Hepinize birden verebileceğim tek öğüdüm var:

“Lavinya Öz. diye biri var, yazmayı, okumayı, yazdırmayı ve okutmayı seven, onun elini hiç bırakmayın, o sizinle var!”

 

16 – ) Sonlara gelirken biraz benden bir soru sormak istiyorum. Sizce insan kaderini mi yaşar yoksa kaderini mi yazar.? Neden.?

Kaderci değilimdir ama hayatımda olumsuz giden bir şey olursa “Vardır Allah’ın bir bildiği” derim, artık bu bir teselli midir, ya da herşey değişebilecek kadar elimde midir?… Derin konular, sana kesin bir yanıt veremeyecek kadar bulanıktır bu konuda kafam, sadece tüm inananlar adına “Allah bizi sevsin” diliyorum.

 

17 – ) Lavinya Öz. son olarak bize uyandığından uyuduğu ana kadar bir gününü anlatır mı?

Emin ol bilmek istemezsin 🙂

Şöyle özetleyivereyim: Bir günü 5/5 olsun,

 

3/5 i ailesi için

1,5/5 i temizlik için

0,5/5 i uykuda ve

0,5/5 i de bilgisayarda geçiyor

 

18 – ) Şu sıfatları sıralayacak olsam sizin için ne ifade ediyor tanımlar mısız?

 

Birkaç kelimeyle çağrışım yapanları yazayım;

 

Aşk; sadist

 

Sevgi; asalet

 

Hayat; ailemle güzel

 

Yazmak; çok şey

 

Okumak; daha çok şey

 

Yorumlamak; en çok şey 😀

 

Tanımak; zor

 

Hissetmek; en kolayı

 

Zaman; dar ve hiçbirşeye yetmiyor 🙂

 

Ölüm; kalp krizi olsun

 

Söylemek istediklerime vesile olduğun için çok teşekkürler 😉



Bu yazı 1031 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.