Karşılıksız aşklar var, çok karşılıklı aşklar var…

Birkaç kişilik aşklar var, kişiliksiz aşklar var…

Bazı aşklar ise tek kişiliktir ve insana kendini en iyi hissettiren aşklardır.

Aşkımızın kalbinden gelen her “TIK” sesiyle biraz daha özümseniriz. Aşkımızın tadında onunla beraber kendimizi de eritiriz. Aşkımızın kokusuyla baştan çıkar iç iç doymayız.Kim paylaşmak ister böyle bir güzelliği.

Terk edemediğimiz gibi terk edilme de olanaksızdır.

Elbette özleriz, hem bu özlem karşılıklı olmaz hem de burnumuzda tütmelerine izin vermezler, naz nedir bilmezler. Hep elimizin altında, önümüzde el pençe bizi alıştırdıkça alıştırırlar kendilerine. Ne ortada bırakmaları ne de huzursuzluk yaratmaları söz konusudur. Menfaatçilikleri ise hiç yoktur…

Onları arzu ettiğimizde hemen tatmak isteriz. Tatma işi biraz gecikse çıldıracak gibi oluruz. Bir asabiyet… Bir huysuzluk…

Bize köle gibi ama bizi köle eden, özgürlük gibi ama bizi tutsak eden. Ne kokularından ne tatlarından ne hazlarından vazgeçemediğimiz… İşte örnek olarak ilk aklıma gelenler; her bir yaprağını çevirdikçe nefeslerimizin birbirine karışıp da nabzımızı dengesizleştiren kitaplarımız, tadında beraber eridiğimiz ve acı olsada asla paylaşamayacağımız bitter çikolatamız ve kokusuyla baştan çıktığımız bol kremalı kahvemiz…

Evet, bunlar benim “tek kişilik” yaşadığım aşklardır. Fakat üçünü aynı anda elde edebilirsem o zaman “GRUP AŞKI” olur : )))

SAYGILARIMLA

LAVİNYA ÖZ.

(Mükemmel aşk için, çikolatamız buzluktan yeni çıkmış, kahvemizin dumanı üstünde olsun)



Bu yazı 1252 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.