“Kimim ben? Bu mekânın gerçekliği ne? Sahnede oynayan bir “ben” miyim yoksa gerçekte sahne dışında bir “oyuncu” mu? İkisine de hakim olamıyorum.” (Zeynep Ankara/Kanatsız Düşüşler)

 

 

“Yazarken her şey ya da herkes olabilmek” bir kandırmaca mıdır? Bir tiyatro oyuncusunun hislerini kontrol ede bilme yeteneği ya da bir sinema oyuncusunun oynadığı karakterler arasında bazen uçurumlar olması, kandırmaca mıdır? (bkz. Taksi Şoförü’nde ki Robert De Niro ile Zor Baba’da ki Robert De Niro ilk aklıma gelen örnekti).

Bunlar kandırmaca değil! Yaşanıyormuş gibi yapılan duyguların izleyiciye(ki okumak da izlemektir çoğu kez) geçirilebilmesi ve izleyiciyi etkilemesi bir kandırmaca değil.

Oyuncuların yaptıkları(ki yazmak da oynamaktır çoğu kez) mıknatıs misali çekmektir izleyeni duyguların sığına. Bunu başarıyorsa oyuncu bu bir kandırmaca değildir. En azından oyuncu tarafından kandırılmıyordur izleyen, kendi kendini kandırıyorsa bu kendini ilgilendirir banane! Oyuncu aynadır; bazen kendimizi görürüz bazen başkalarını, bakmasını bilmeyende hiçbir şey göremez zaten (hayır burada “*” yok, çünkü hatırlayamadım bu özlü sözün kime ait olduğunu 😉 )

(Parantezleri seviyorum!)

Saygılarla

Lavinya Öz.



Bu yazı 1259 kez okundu.
EMEĞE SAYGI. LÜTFEN KULLANDIĞINIZ İÇERİKLERİN LİNKİNİ VERİNİZ.

You must be logged in to post a comment.